Selânik Ve Yalova

09 Ekim 2017 17:32

Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Yalova’ ya ilk kez 19 Ağustos 1929 günü gelmişti.



ATATÜRK’ ün Yalova’yı benimsemesi ve sevmesi konusunda çeşitli görüşler öne sürülmektedir. Bunlardan biri de, ATATÜRK’ ün duyduğu memleket özlemi ve sıla hasreti sebebiyle, Yalova’yı doğduğu topraklar olan Selânik’e benzetmesidir.

İleri sürülen bu iddiaya göre, Selânik ve Yalova her bakımdan (caddeleri, sokakları, evleri, coğrafi konumu, dereleriyle, vb.) birbirine benzemektedir.

En son söyleyeceğimi ilk önce belirteyim, bu iddia zerrece doğru değildir.

1929 yılında, Yalova, Karamürsel kazasının bir nahiyesidir. Tarihî bir yerleşim yeri değildir. Geniş bir kumsal kıyısındaki nahiye merkezi, bir sivrisinek yatağıdır. Sıtma kol gezmektedir. Güneyi Samanlı Dağları ile kaplı, kuzeyi rüzgârlara açıktır. Kuzey rüzgârları soğuk getirir. İçinden geçen derelerin taşkınlıkları sebebiyle yer yer sazlık, hatta bataklıktır. Evler örme, üstü sıvalı, tek katlı ve bahçelidir. Nüfusu orta büyüklükte bir köy kadar bile değildir. Kısacası yaşanacak, cazibe merkezi olacak bir yönü yoktur.

Selânik’e gelince...

Selânik, Kalkidikya Yarımadası’nın kuzeybatısındaki körfezin doğu sahilinde yer alır. Yalova’nın aksine kuzey rüzgârlarına kapalıdır. Daha çok lodos eser. Lodos ise yağmur ve sıcak hava getirir. Yine Yalova’nın aksine kent merkezinde denize akan dereler yoktur.

Selânik, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik bakımlardan da Yalova’dan çok farklıdır.

ATATÜRK’ ün doğduğu 1881 yılında Selânik, yeni düşünce ve siyasal akımların en çok yankı bulduğu merkez ve siyasal bunalımın odağı olan bölgenin en büyük ve modern kentiydi. Bir İstanbul gazetesi olan (La Turquia), 17 Mayıs 1881 tarihli sayısında Selânik vilâyetinin nüfusunu şu şekilde yayınlar:

Müslüman: 175 000

Rum ve Ulah: 110 000

Bulgar: 108 000

Yahudi: 11 498

Görüldüğü gibi Selânik ve Yalova arasında, siyasi konum ve nüfus hareketleri açısından da bir benzerlik yoktur.

ATATÜRK’ ün yaşadığı dönemde Selânik’te ticaret oldukça gelişmişti. Özellikle Yahudiler ticarette egemendi. Rum azınlık onları izliyordu. Tütün ve pamuk tarımı ilerlemişti. Demiryolu vardı. Şehir içinde tramvay işletiliyordu. En önemlisi şehir, elektrikle aydınlatılıyordu.

Doğrusu anılardaki Selânik ile 1929’un Yalova’sı arasında çok fark vardır.

ATATÜRK’ ün, kent merkezindeki sağlık sorunlarını görmesi için davet edilmiş olması ihtimali de bana çok zayıf geliyor.

Zira Yalova’ ya ilk gelişinde yanında hiç sağlık ekibi yoktur. 20 Ağustos 1929 tarihli gazetelerde, örneğin: Cumhuriyet, Milliyet ve İkdam gazetelerinde ATATÜRK ile birlikte Yalova’ya gelenler ismen belirtilmiş, ancak sağlık personelinden bahsedilmemiştir.

ATATÜRK’ ün Yalova’ya çıkışında, başlangıçta ağırlık çiftlik yerleri ve kaplıca olarak görünüyor. Şüphesiz ikinci safhada nahiyenin kalkınması ve sıtma ile savaş da düşünülmüştür. Örneğin, Yalova’da bataklıkların kurutulması için, İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu)’nde kabul edilen ilk Kararnâme, 2 Nisan 1930 tarihlidir. Gerekli ödeneğin verildiği ise ancak 26 Mayıs 1930 tarihli gazetelerde yer almıştır.

ATATÜRK’ ün, Yalova’ya gelmeden önce İstanbul civarında ve hatta İmralı Adası’nda tesis etmek için çiftlik arazisi baktığı bilinen bir konudur.

ATATÜRK’ ün Yalova’ ya neden ve nasıl geldiği konusunu merak edenlere, “Atatürk’ ün Kenti Yalova” adlı kitabıma bir göz atmasını öneririm.

Yazımın başında belirttiğim tespitimi bir kere daha tekrarlayayım: ATATÜRK’ ün Selânik ve Yalova’ yı her bakımdan birbirine benzetmesi iddiası doğru değildir! 1881’in Selanik’i ile 1929’ un Yalova’ sı arasında en ufak bir benzerlik yoktur!

KALDIRIMLAR KİME AİT?

Dünyanın gelişmiş ve sağlıklı kentlerinde kaldırımlar yayalara aittir. Dünyanın gelişmiş ve sağlıklı kentlerinde kaldırımlarda bisikletler, motosikletler ve elektrikli bisikletler, birbirleriyle yarışmazlar. Dünyanın gelişmiş ve sağlıklı kentlerinde kaldırımlar işgal edilip, yayalar araçların arasında yürümeye mecbur bırakılmazlar. Dünyanın gelişmiş ve sağlıklı ülkelerinde yaya kaldırımları inşaat nedeniyle yayalara kapatılmaz. (Bakınız: Trafik Kanunu, Madde 13)

SURİYELİLER HAKKINDA…

Türk askeri Suriye’ de şehit oluyor. Ne var ki, zor durumda olan ülkelerini bırakıp başka ülkelere, bu arada Türkiye’ye de kaçan Suriyeliler, başkalarının gelip kendi ülkelerini kurtarmalarını bekliyorlar. Hem ülkelerinin zor ve yaşanmaz durumda olduğunu söylüyor, hem de bayramlarda ülkelerini ziyaret edebilmek için birbirlerini eziyorlar. Türkiye’ de yaşları 18 ile 44 arasında 800 bin civarında Suriyeli erkek olduğu dile getiriliyor. Nerdeyse tüm Türk ordusu adar! Bunlar şu veya bu şekilde Türkiye’ de yaşayacaklarına, ülkelerine gönderilmeli ve bir şekilde kendi ülkeleri için mücadeleye katılmaları sağlanmalıdır.

GÜNÜN SÖZÜ:

“ İyi niyet çoğu zaman yanlış anlaşılır; ya aptal olarak değerlendirilir ya da suiistimal edilir.”

ATATÜRK DİYOR Kİ:

“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…”

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle