İş Bankası’ndaki Atatürk Hisseleri

22 Ekim 2018 06:12

Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, dünyada bir başka örneği olmayacak şekilde, mal ve mülk edinmek için değil, tüm mal varlığını Türk Milleti’ ne bırakmak için özel bir kanun çıkarttı.



Atatürk’ ün isteğiyle, 12 Haziran 1932’de 2307 sayılı özel bir kanun çıkartılarak (tek yasal mirasçısı kardeşi Makbule Atadan olmasına rağmen)Medeni Kanunda yer alan, mirasçıların haklarını isteğe bağlı olmaksızın koruyan “Mahfuz Hisse” kavramı, Atatürk için kaldırıldı.

Böylece Atatürk'ün aile üyeleri ve akrabaları, kişisel mirasından yararlanamaz duruma geldi.

Atatürk, çıkarılan bu kanun ile kişisel mirasını dilediği şekilde Türk Milleti’ ne bağışlamanın yolunu açtı.

Atatürk, (Hindistan Müslümanlarının gönderdiği parayla oluşan) mal varlığını, hiçbir zaman şahsî malı gibi görmedi.  Tek kuruşunu bile şahsı için kullanmadı. Çiftlik ürünlerini bile parasıyla aldı. Bunları hep milletinin malı olarak gördü.

Atatürk, 12 Haziran 1937’ de örnek çiftliklerini Hazine’ ye devretti.

5 Eylül 1938 tarihli vasiyetiyle de İş Bankası’ ndaki nakit ve hisse senetleriyle ilgili yeni bir düzenleme yaptı.

Birikmiş parasının ve hisse senetlerinin İş Bankası tarafından faizlendirmesini ve her sene elde edilen kârdan yaşadıkları sürece kız kardeşi Makbule Atadan’ a 1000, Afet İnan’a 800, Sabiha Gökçen’e 600, manevi kızları Ülkü’ye 200, Rukiye ve Nebile’ye 100 lira verilmesini;

Sabiha Gökçen’e bir ev alınmasını ve Makbule Atadan’ ın da yaşadığı süre boyunca Çankaya’da oturduğu evi kullanabilmesini;

İsmet İnönü’nün çocuklarının öğrenimlerini tamamlamaları için gerekli yardımın yapılmasını istedi.

Vasiyet gereği CHP, sadece Atatürk’ ün İş Bankası ‘ ndaki hisselerinin yönetiminden sorumluydu.

Kârdan gelecek CHP’ nin hissesine düşen para, her yıl yarı yarıya Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu’ na verilecekti.

Bu uygulama uzun süre devam etti.

Demokrat Parti yönetimi, Atatürk’ ün CHP’ ye bıraktığı İş Bankası’ ndaki hisseleri, 14 Aralık 1953 tarihli ve 6195 sayılı bir kanunla Hazine’ ye devretti.

Fakat Anayasa Mahkemesi, 11 Ekim 1963 tarihli bir kararla bu eylemin, “Atatürk’ ün vasiyetinin iptali” anlamına geldiğini belirterek, İş Bankası’ ndaki Atatürk hisselerini Hazine’ den alıp CHP’ ye geri verdi ve 6195 sayılı kanunu iptal etti.

Benzer bir durum12 Eylül 1980 askerî darbesinden sonra da meydana geldi.

16 Ekim 1981’ de çıkartılan bir kanunla, tüm siyasî partilerle birlikte CHP de kapatıldı. İş Bankası’ ndaki Atatürk hisseleri Hazine’ ye geçti.

1992’ de siyasî partilerin yeniden açılmasına izin verilince, 9 Eylül 1992’ de CHP yeniden açıldı. Böylece İş Bankası’ ndaki Atatürk hisselerinin yönetimi yeniden CHP’ ye geçti.

Günümüzde:

İş Bankası hisselerinin % 40.12’ si, tamamen bankanın Munzam Sandık Vakfı çalışanlarına aittir. Yönetimde sadece müdürler değişir.

İş Bankası’ nın hisselerinin % 28.09’ u, bankanın kurucusu Atatürk’ e aittir. Bu hisseleri Atatürk adına CHP temsil eder, temettü geliri de Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu’ na aktarılır. CHP’ nin İş Bankası’ ndan aldığı bir gelir yoktur.

İş Bankası’nın hisselerinin % 31.79’ u, halka açık hisselerdir.

Kararların 6 üyenin oyuyla kabul edildiği İş Bankası Yönetim Kurulu’ nda, 11 üye bulunur. Bunlardan 7 üye banka çalışanlarından, 4 üye de CHP temsilcilerinden oluşur.

İş Bankası’ ndaki CHP hisselerinin, her ne şekilde olursa olsun,  Hazine’ ye devredilmesi açıkça Atatürk’ ün vasiyetinin iptali anlamına gelir.

Bu da çok büyük bir hukuksuzluktur; hukuk devletinin sonu demektir!

T.C. Anayasası ve Miras Hukuku dikkate alındığında, Atatürk’ ün vasiyeti ve İş Bankası hisseleri üzerinde yapılacak uygulama, hukukla garanti altına alınmış temel haklara karşı bir davranışı gösterir.

Bu durumda, Türkiye Cumhuriyeti’ ndeki tüm bireylerin malı, mülkü ve bunları sonradan gelenlere bırakma hakkı tehdit altına girer.

Kanaatimce böyle bir ihlâl karşısında susmak, açılan bu yoldan yarın ortaya çıkacak olumsuzlukları önceden kabul etmek demektir.

Ekonomist Yazar Murat Muratoğlu’ nun konu hakkındaki tespitini paylaşmakta yarar görüyorum:

“ Kamu bankalarının kredi kartı limiti doldu. İktidarın taze paraya ihtiyacı var. İş Bankası’ ndaki CHP’ li üyeler tenkit ediliyor ya… Halen Vakıf Bank’ ta 4, Halk Bank’ ta 3, Ziraat Bankası’ nda 2, İller Bankası’ nda 5 yönetim kurulu üyesi, AKP’ nin eski vekili veya partili…”(Sözcü, 17. 10. 2018)

Hiçbir güç, kanun çıkarılarak, bir çeşit banka devletleştirilmesini çağrıştıran düzenlemeyle, bir bankadaki hisselerin Hazine’ ye devredilmesini, dünyaya anlatamaz. Hele bir de, Türkiye, yabancı yatırım çekmek için ekonomik istikrar peşindeyken…

İnsanın aklına takılıyor değil mi? 16 yıl boyunca kamu bankalarından verilen kredilerin ne kadarı geri döndü? Geri dönmeyen krediler ne oldu? Batık kredi tutarı nedir?

Sonuçta, benim bu konuda asıl merek ettiğim,  Atatürk’ ün vasiyeti üzerinde bir tasarruf hakkı olmayan ve devredilen hisselerden gelen paraya elini süremeyen CHP’ nin Atatürk’ ün mirasına sahip çıkıp çıkamayacağıdır.

Merakla gelişmeleri takip ediyorum.

Hani, bu arada seçimler de yaklaşıyor!

 

ASKER VE SİYASET

Ağustos 2018 Yüksek Askerî Şûra toplandı, yanılmıyorsam 8 sivil, Genelkurmay Başkanı ve üç kuvvet komutanından ibaret 4 asker…  Sivillerin çoğunlukta olduğu şûra, ama adı “Askerî Şûra”(!)

Ulusal basında yer alan haberlere göre, Harp okullarına öğrenci alınırken adayları dördü sivil bir asker olan bir komisyon sorguluyor. Sözde askerî okula öğrenci seçiliyor.

Bunun adı siyasetin orduya girmesidir.

Genelkurmay Başkanlığı ve üç kuvvet komutanlığı, Millî Savunma Bakanlığı’ na bağlandı. Bunun adı ordunun siyasete girmesidir.

Aklıma takılıyor, halen Millî Savunma Bakanlığı görevine getirilen Genelkurmay Başkanı, ordudan emekli oldu mu, yoksa halen askeri rütbesi devam ediyor mu?

Türk Silâhlı Kuvvetleri’ nde çeşitli makam ve mevkileri işgal etmiş çok sayıda emekli Orgeneral, Oramiral, Korgeneral, Koramiralimiz var. Bu komutanlarımızın TSK’ nın yeni düzeni ve askeri okullarım kapatılması hakkında, kamuoyuyla paylaşmak istedikleri bir düşünceleri yok mudur? 

SURİYELİLER

Güneydoğu Anadolu’ da, ülkelerini zor durumdayken bırakıp kaçan Suriyeliler, nüfus yapısını oldukça değiştirmiş durumda…

Hatay yöresinde, Suriyeli sığınmacıların sayısı neredeyse yerleşik nüfustan daha fazla...

Artan doğumlar ve yeni doğanların Türk vatandaşlığına geçmesiyle birlikte, ileride demografik yapıda büyük sorunların ortaya çıkacağı açık seçik görülüyor.

Bu durumu bir kere daha hatırlatayım dedim.

Her zaman, her yerde ve her fırsatta, soruyorum: “Suriyelilerin Türkiye’ nin dört bir yanında ne işleri var? Türk askerinin Suriye’ de bulunması ve desteklediği güçler, Türkiye’ nin jeopolitik ve jeostratejik çıkarlarına uygun mudur?”

ASKERÎ OKULLAR

Askerî okullar sadece Türkiye’ de değil, dünyanın tüm ülkelerinde önemlidir ve titizlikle korunur ve geliştirilir. Örneğin meslek idealizminin kavranıp benimsenmesi açısından askerî liseler çok önemlidir. Askerî liseler, bireylere aidiyet duygusu kazandırır; bireysel ve toplumsal sorumluluğu artırır. Askerî lise öğrencisi, “Bir gün bu ülkenin sana ihtiyacı olduğunda yönetime el koyacaksın” anlayışıyla asla yetiştirilmez.

Askerî liselere uzun yıllardan beri art niyetli sızma olduğu ve bunun da çeşitli siyasî organlarda destelenip teşvik edildiği gerçeği ortadadır. Özellikle bu okullara sızma düşüncesi bile bu okulların önemini gösterir. Askerî liselerin kapatılmasının pratikte buraya sızmak isteyen oluşumun amacına hizmet ettiği kanaati taşıyor ve günümüzde bu okulların kapatılmasının kime ve neye hizmet edeceğinin çok iyi değerlendirilmesinin gerektiğine inanıyorum.

Yorumlar (1) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle

Erdoğan Seyhan

22 Ekim 2018 17:46
Her şey dejenere ediliyor ama millet uyumaya devam ediyor. Yozlaştırılmış din de büyük bir katkı sağlıyor. Millet aklını kullanmayı bakalım ne zaman öğrenecek.