bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort şişli escort escort istanbul yeni escort escort bayan ataşehir escort mecidiyeköy escort beylikdüzü escort sakarya escort kocaeli escort escort bayan bodrum bodrum bayan escort

Çobankale Ve Bafeus Muharebesi

23 Eylül 2019 12:33

Marmara Denizi güney kıyılarında, günümüzde Yalova ili toprakları içinde, Samanlı Dağları’ nı aşarak güneye inen yollardan biri de Hersek- Ayazma (Soğuksu) Köyü- Semetler- Boyalıca, İznik yoludur.



23.09.2019 - YALOVA
Bu yolun takip ettiği vadiye Dragon Vadisi- Kızderbend- Kırkgeçit Derbendi veya Yalakdere Vadisi de deniyor.

Eski yol, Ayazma (Soğuksu) ile Semetler arasında kayalara oyularak yapılmıştır. Roma yolu burada batıdaki geniş vadiden değil de doğudan, yamacın eğimi oyularak oluşturulmuş doğal sert zeminden geçer. Günümüzde yeni bir yolun geçtiği batıdaki arazinin eski dönemlerde bataklık bir alan olduğu ve ulaşım için uygun olmadığı düşünülebilir.

Yolun geçtiği vadide, Hersek’ ten yaklaşık 7 km, Ayazma (Soğuksu) köyünden yaklaşık 2 km. mesafede, 150 rakımlı tepenin zirvesinde, yaklaşık 150 x 200 metre ebadında bir kale kalıntısı ile karşılaşılır.

Kalenin yapım tarihi kesin olarak belli değildir. Cenevizliler tarafından belirlenemeyen bir tarihte yapıldığı ileri sürülürken; Cliv Foss, Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü yayını olan “Survey of Medieval Castles of Anatolia II Nicomedia” (Anadolu’ da Ortaçağ Kaleleri: İznik) adlı eserinde, kalenin İmparator Alexius tarafından 1087 yılında yapıldığını ileri sürer.

Clive Foss’ a göre kalenin adı “Xerigordos” tur. Kitabın orijinal metninde bu adın yanında parantez içinde “Çobankale” adı da geçiyor.

Bitinya kaleleri üzerinde araştırma yapmış olan bir diğer kişi de Jacques Lefort’ dur. Lefort da, bu kaleden “Çobankale” olarak söz eder.(Bknz: Ahmet Akyol, Zaman Tünelinde Yalova, sayfa 133)

Prof. Dr. Halil İnalcık, “Çobanlar buraya sürüleriyle dinlenmek için geldiklerinden, adı Çobankale olmuştur. Koyun Hisarı, Osmanlı geleneğinde bu bağlantı içinde, bizim Çobankale’ miz olmalıdır” der. (Bknz: Akyol, a.g.e. sayfa 132)

İmparator Alexius’ın kızı Anna Comnena’nın yazdığı kitapta, bu kaleden “Xerigordos” diye söz edilir. 

Ancak Xerigordos’un lokalize edilme konusu önemlidir. Örneğin Anna Comnena’ yı çeviren yazar Bilge Umar, Xerigordos’ u lokalize edemediğini belirtmiştir.

Steven Runciman’ın “Haçlı Seferleri Tarihi” isimli kitapta da Çobankale olarak tanımlanan, kalenin adı “Ksegordon” diye geçer. O da, kalenin İznik’ en daha ileride olduğunu ileri sürer. (Runcıman, a.g.e. Sayfa 101)

“Exploration in Ottoman Prehistory” adlı kaynakta sözü edilen kalenin adı, “Telemai” dır. (Rudi Paul Lindner, Universty of Michigan Press, 2007, sayfa 116)

Dönem tarihçisi Arnakis’ e göre de kalenin adı “Telemaya” dır. (Bknz: Elizabeth A.Zachariadou, Osmanlı Beyliği, sayfa 81)

“Chronologie de la Premiere Croisade, 1094- 1100”, adlı kaynakta adı “Xerigordos” tur. (Heinrick Hagenmer, Georg Olms Verlog Hildesheim, New York, 1973, Sayfa 39) 

Kısacası Yalakdere Vadisi’ nde bulunan ve Samanlı Dağları’ nda kuzeye doğru vadiyi kontrol eden konumdaki kale, kimi tarihçiler tarafından Çobankale, Koyunhisar, Xerigordos, Telemaya gibi adlandırılmaktadır.

Ayrıca bu kale, kimi tarihçiler tarafından da “History of the Eastein Empire” da “The Byzantine Empire’s Beacon System” adı verilen işaretle haberleşme sisteminde Mount Mokilos olarak tanımlanmıştır.

Adı geçen kalenin Osmanlı Devleti’ nin kuruluş döneminde önemi olup olmadığına dair görüşlerimizi açıklayacağız ama önce bu kalenin Kibotos Muharebesi’ ndeki rolü olup olmadığına bakalım.

1096 yılında Haçlılar, İstanbul’ dan geçerek İzmit Körfezi kuzey kıyısını takip ederek İzmit’ e gelmişler, buradan da körfezin güney kıyılarını takip ederek günümüzde Hersek civarında bulunan Kibotos/ Civetot denen müstahkem yere gelmişlerdi.

Buradan zaman zaman Anadolu içlerine baskınlar yapan Haçlılar, yine Kibetos’ a dönüyorlardı. 21 Ekim 1096 sabahı, alaca karanlıkta sayısı 20 000’ i aşan Haçlı grubu, Kibetos’ tan çıktı ve Dragon Vadisi (günümüzde Yalakdere Vadisi )’ ne hareket etti.

Oysa Türkler, (ayrıntıya girmiyorum) dar ve ormanlık vadide pusuya yatmış bekliyorlardı. Dağınık ve düzensiz ilerleyen Haçlılar, pusuya düştüklerini anlayınca geri açtılar. Haçlıları takip eden Türkler, onları deniz kenarındaki Kibetos’ ta sıkıştırdı ve çoğunu kılıçtan geçirdi.(Bknz: Akyol, a. G. e. Sayfa 119)

Burada önemli olan, vadideki kale ile bu muharebenin hiç ilgisi olmadığıdır.

Osmanlı’ nın kuruluş tarihine ve Bafeus zaferine gelince…

Prof. Dr. Halil İnalcık, Osmanlı’ nın ilk günlerini yaşayarak gözlemlerini yazan İznik’ li tarihçi Pahimeres’ in yazdıklarından yola çıkarak, Osmanlı Devleti’ nin 27 Temmuz 1302’ de kazandığı Bafeus Zaferi’ nin Osmanlı Devleti’ nin kuruluş tarihi olduğunu, ileri sürer.

Yine Sayın İnalcık’ ın tespitine göre Bafeus Muharebesi, İzmit Körfezi’ nin güney kıyılarındaki kıyı ovasıyla, İznik’ ten gelen karayolunun kıyı ovasıyla birleştiği noktada olmuştur. Bu da, günümüzdeki Altınova ilçe merkezinin bulunduğu bölgeye denk gelmektedir. Muharebe, büyük olasılıkla Hersek’ te iskele civarında başlamış, ovada ve İzmit yolunda devam etmiştir.

Sözü edilen ve kimi tarihçiler tarafından Çobankale olarak tanımlanan kalenin, Bafeus Muharebesi ile bir ilgisi yoktur. Muharebenin yapıldığı kıyıdan yaklaşık 7 km. mesafede bulunan bir kalenin adının, kıyıda yapılan bir muharebeye verilmesinin hiçbir mantıki açıklaması olamaz.

Sadece, Bafeus Muharebesi’ nden bir sene önce, Osman Bey’ in görevlendirdiği 100 kadar atlı, bu kaleye bir cebri keşif harekâtında bulunmuşlardı. Bu olayın da Bafeus Muharebesi ile ilgisi yoktur.

Kimi tarihçiler, sözü edilen bu kaleye Bafeus Kalesi diyorlar ki, bu doğru değildir. Kalenin kimler tarafından nasıl adlandırıldığı üzerinde yukarıda durulmuştu.

Şimdi, Bafeus adı üzerinde biraz duralım.

Osmanlı’ nın ilk günleri, fetihleri ve Osman Gazi’nin 27 Temmuz 1302’de Hersek’te kazandığı bu zafer, Osmanlı tarihçileri tarafından aradan en az 100 yıl geçtikten sonra, o da kulaktan dolma bilgilerle yazılmış olmasına rağmen, dönemin canlı tanıklarından Pachymeres (Pahimeres), “Bapheus Savaşı” adını verdiği (gerçekte savaş değil) muharebeyi ayrıntılarıyla anlatmaktadır.

Metinde adı geçen Georgios Pachymeris (Georgius Pachymeres), 1241- 1310 yılları arasında yaşamış Nicaea (günümüzde İznik) doğumlu Romaio bir tarihçidir. Yunanlı ya da Helen değildir. Anadolu kökenlidir. Rum, Romalı demektir.

Unutmayalım tarihte hiçbir zaman Bizans diye bir imparatorluk olmamıştır. Bizans adı ilk defa 1557’de kullanılmıştır, uydurma bir isimdir. Bunlar kendilerini Romalı kabul ediyor ve kendilerine “Romalı” anlamında Romaio (Romaryo) diyorlardı.

Bu metin yazarının yaptığı araştırmalar sonucunda Osman Gazi döneminde yaşamış olan Pachymeris’in yazdığı kitabın İngilizce ve Fransızca basılmış çevirileri; orijinal kitap değil de muharebeyi anlattığı Rumca orijinal metinler bulundu.

Yapılan araştırmada, bazı tarihçilerin Pachymeris’ in orijinal kitabını değil de, ilâve ve eklemeler yapılmış İngilizce ve Fransızca çevirileri esas alarak değerlendirmede bulundukları görüldü. Her sefer ortaya değişik yorum ve ilâveler çıktı.

Örneğin, Bafheus adının yanına parantez içinde sonradan Koyunhisar ya da Çobankale adlarının eklendiğini görüldü, orijinal metinde bu ekler yok.

Pachymeres, “Bizanslı”, “ Osmanlı”, “Türkler” adlarını hiç kullanmamış ama Pachymeres’ ten alıntı yapan kitaplarda genellikle bu tanımlamalar varmış gibi yazılmış.

“Bapheus Kalesi” tanımı ise hiç yok. Aksine “Bapheus  sahili, Bapheus yanı, Bapheus düzlüğü” gibi tanımlamalar var. İngilizce çevirilerde “on the plain of Bapheus” (Bapheus Ovası’ nda), Fransızca çevirilerde “ du côte de Bapheus” (Bapheus sahilinde) ifadelerine rastlanıyor.

Kısacası sonradan yapılan ilâveler, yanlış değerlendirme ve yorumlara neden olmuş ve halen oluyor!

Bizim tarihçiler ise orijinal metinden değil de, genellikle İngilizce yazılan çevirilerden yararlanmışlar.

1983’te Robert Mantran’ın yönetiminde hazırlanan “Histoire de L’Empire Ottoman” isimli kitap, daha sonraları Server Tanilli tarafından “Osmanlı İmparatorluğu Tarihi” diye Türkçe’ ye çevrilmiştir.

Burada, “Osman, 27 Temmuz 1302’de, Nikomedia (İzmit) yakınlarında Bapheus’ta, Muzalon’u bozguna uğratınca Germiyan, Menteşe ve Aydın beyleriyle aynı mertebeye yükselir” ifadesi vardır.

Marc C. Bartisus, Pennsylvania’da kaleme aldığı “The Late Byzantine Army” isimli kitabında, Bapheus hakkında şunları yazmıştır:

“…Battle of Bapheus…Mouzalon’s army consisted of barely 2 000 men, of wich perhaps something more than half were Alans. While Mouzalon was defending Nikomedeia, an army composed of same 5 000 light cavalry drawn from nomadic tribes appeared between Nikomedeia and Nicaea. …There on the plan of Bapheus Mouzalon’s army was defeated.” (p.76)

Bu yazının Türkçe anlamı şudur:

“…Mouzalon’un ordusu, içlerinde Alanların da bulunduğu, yaklaşık 2 000 kişiden oluşuyordu. Yaklaşık 5 000 süvariden oluşan göçebe aşiretlerin birlikleri İzmit ile İznik arasında ortaya çıktı ve Bapheus düzlüğünde yapılan muharebede Mouzalon’un ordusu yenildi.”

Bu ifadelerden anlaşıldığı kadarıyla Bapheus, muharebenin yapıldığı alanın (vadiden gelen yolun kıyı ile birleştiği alan- Hersek Köyü genel bölgesi) adıdır.

Günümüzde Bapheus Muharebesi’ni anlatan kaynaklarda, Bapheus kelimesinin yanında, tırnak içinde (Çobankale) ismine rastlanmaktadır. Yani bu isim sonradan ilâve edilmiştir. Bundan dolayı da Bapheus Muharebesi’ne  son derece yanlış olarak Çobankale ya da Koyunhisar Muharebesi adı verilmektedir. Muharebeyi ilk anlatan kaynağın yazarı olan Pachymeres’ in vadideki kaleye Türkçe “Çobankale” ya da “Koyunhisar” demesi mantıken mümkün değildir.

Bapheus Muharebesi’nden bir sene önce, 1301’de, 100 kadar atlı, Hersek’ten gelip Boyalıca üzerinden İznik’e giden yol üzerinde bulunan ve o zaman Mouzalon’un komutasında bulunan ve günümüzde kimi tarih yazıcılarının Çobankale ya da Koyunhisar diye tanımladığı kaleye bir cebrî keşif hareketinde bulunurlar.

Sayın İnalcık, “Osman Gazi’nin İznik Kuşatması ve Bafeus Muharebesi” adını verdiği makalesinde, bu olayı şöyle anlatır:

“Pahimeres bize Osman’ın atlılarının Bafeus Muharebesi’nden önce Telemaya’daki Mouzalon’a nasıl saldırdıklarını anlatır. Başarısı onu dağ geçitlerini aşmaya ve ‘Halizones’e akın yapmaya teşvik edecektir.”

“Halizones”, kıyı ovasına yani Yalakovası’ na verilen addır. "Telemaya" denilen yer Çobankale denilen yer olmalıdır. Zira Muzalon 1301 yılında bu kalede bulunuyordu.

Bu durumda, Çobankale ile Bapheus aynı yer değildir.

Aynı makalede, “Tarihçi Arnakis, bunun Bapheus Muharebesi’nden bir yıl önce olduğuna inanır ki, bu mantıklıdır” sözünden de anlaşıldığı gibi, Bapheus Muharebesi’nin Çobankale ile bir ilgisi yoktur.

Sayın İnalcık, makalesinde, Bapheus Muharebesi’nin yerini, “Çarpışma İzmit Körfezi’nin güney kıyılarındaki kıyı ovasıyla, İznik’ten gelen kara yolunun kıyı ovasına birleştiği bir nokta” olarak belirler. Burada da, muharebenin yapıldığı yerle bir kalenin (ya da kimi yazarlarca ifade edilen Çobankale’ nin ) bir ilgisi yoktur.

Roma (Bizans) dönemi kaleleri incelenmiş, herhangi bir kaynakta “Bapheus” isimli bir kaleye rastlanılmamıştır.

Kısacası,

  1. 27 Temmuz 1302’deki muharebe, "there on the plain of Bapheus" yani Bapheus Ovası'nda yapılmıştır. Burası da deniz kenarındadır. Dönemi yaşayan tarihçi Pachymeris, muharebeye kendi dilinde “Bapheus Muharebesi” adını vermiştir. (Sulak Alan/ Bataklık Alan Muharebesi gibi bir anlam çıkıyor. Günümüzde Hersek yerleşim alanının doğusu sulak alandır.)
  2. Vadideki kalenin adının Bapheus olduğuna dair bir belge bulunamamıştır. Bulunsa bile, vadideki kalenin deniz kenarındaki muharebeyle bir ilgisi yoktur.
  3. Deniz kenarında yapılan Bafeus Muharebesi’ ne, denizden kilometrelerce içerdeki bir kaleden dolayı “Çobankale ya da Koyunhisar Muharebesi” adını vermek, kanaatimce doğru değildir, yanılgılara zemin hazırlar.

Zira Osmanlı kroniklerinde yer alan Koyunhisar Muharebesi bir başka muharebedir. Bu konuda Prof. Dr. Erhan Afyoncu’ nun tespitini aynen hatırlamakta yarar vardır:

“ Bizans İmparatoru, Bafeus Muharebesi’ nden sonra önemli bir tehdit haline gelen Osman Gazi’ yi durdurmak için Bursa civarındaki tekfurlara emri verdi. Bursa, Kestel, Kite, Adranos ve Bidnos tekfurları birleşip, Yenişehir Ovası ile Bursa Ovası’ nı birbirinden ayıran Dimbos Geçidi’ ni geçerek Osman Gazi’ nin merkezi Yenişehir’ e doğru yürüdüler. Osmanlı kuvvetleri, düşmanı Koyunhisarı’ nda karşılayınca, tekfurlar Dimbos Geçidi’ ne çekildiler. Osman Gazi, Dimbos Geçidi’ nde meydana gelen muharebeyi kazandı. 1303’ teki Dinbos Zaferi ile Ulubat’a kadar Bursa Ovası ve Uludağ, Türkmen yerleşimine açıldı.” (EA, Osmanlı, sayfa 57)

Görülüyor ki buradaki Koyunhisar’ daki muharebenin, 1302’ deki deniz kenarında yapılan muharebeyle bir ilgisi yoktur.

Son bir not:

Osmanlı Devleti’ nin kuruluş tarihini belirleyen Bafeus Zaferi, Altınova ilçesi Hersek Mahallesi (eski Hersek Köyü)’ nde gerçekleşmiştir. Merhum Prof. Dr. Halil İnalcık, Osman Gazi’ nin heykelinin Hersek köy meydanına dikilmesinin uygun olacağını tekrar tekrar söylemiştir; bir bakıma bu onun vasiyetidir.

Yalova il merkezindeki Osman Gazi heykelinin (merhum Halil İnalcık Hoca’ nın da vasiyet gereği) Hersek meydanına taşınması kanaatimce uygun olur.

Atatürk der ki:

“ Tarih yazmak, tarih yapmak kadar önemlidir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alabilir.”

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle