Atatürk Ve Jeopolitik- 2

11 Ocak 2021 10:31

Atatürk’ ün yaşamını ve görüşlerini etkileyen önemli siyasî tarih olayı, Osmanlı Devleti’nin çöküşüyle birlikte; Yunan, Bulgar, Sırp, Arnavut ve Arap gibi millet ve/veya toplulukların da ülke içindeki bağımsızlık mücadeleleriydi.



Bilindiği gibi, Osmanlı Devleti bir yandan sömürgeci devletlere karşı kendi topraklarını savunurken, öte yandan kendi imparatorluğunu oluşturan çeşitli toplulukların, Fransız ihtilâlinden doğan milliyetçilik akımı yüzünden, bağımsızlık istek ve eylemleriyle de mücadele etmek zorunda kalmıştı.

Her devirde yeryüzünde bir takım güç merkezleri teşekkül etmiştir. Zamanla bu güç merkezleri yer değiştirmektedir.  Güç merkezlerinin oluşumunda bir takım önemli faktörler vardır. Bunlar: insanlar, kaynaklar ve onlara zemin teşkil eden coğrafyadır.

Bugünkü jeopolitik teoriler, XX. yüzyıl arz politikasının esaslarıdır. Hatta bu teoriler asrın başlangıcı, ortası ve sonrası arasında, gelişen teknolojiye bağımlı olarak birçok değişikliklere de uğramış kabul edilebilir.

Güç mücadelesinde devletlerarası politikalar belli amaçlara göre isim alırlar:

Bir devlet elde etmiş olduğu gücü korumak ve kendi lehinde olan güç dağılımının değiştirilmesini önlemek isteyen bir dış politikayı izliyorsa bu devlet, varlığı muhafaza ilke ve amaçlarına yönelik, bir STATÜKOCU politika izliyor demektir.

Bir devlet dış siyasetinde elde etmiş olduğu gücü elinde tutmak için olsun, arttırmak için olsun, dışa vurmak ve göstermek amacı güdüyorsa, PRESTİJ politikası izliyor demektir.

Dış politikanın amacı fiilen sahip olduğundan fazla güç elde etmek ve bunun için de, var olan güç ilişkilerini ters-yüz etmek; diğer bir deyişle, güçler statüsünde kendi lehinde bir değişim yaratmak isteyen bir ulus, EMPERYALİZM siyaseti izler.

Atatürk’ün kendi dönemindeki mevcut devletlerin politikalarını ortaya koyarken özellikle o dönemin güç mücadelesi sürecindeki çeşitli devletlerin dış politika amaçlarını ve bunların birbirlerine olan katkı ve etkinliklerini de belirtmekte yarar vardır.

Atatürk, Türk Milleti’nin varlığını muhafazayı amaçlayan eyleme kalkıştığında; tasarlayıp plânladığı bir ülke jeopolitiği görüşüne sahipti. Eylemini, asrın jeopolitik gerçeklerinden esinlenerek yarattığı bu milli jeopolitiğe istinat ettirmiş ve böylece, mevcut güç merkezleri arasındaki çıkar çatışmalarından yararlanarak, ulusal egemenliğe dayanan bir Türk Devleti kurmaya çalışmıştı.  

Fikre ilim, harekete sanat hâkimdir. Atatürk, hem ilim, hem sanat adamıdır. O, devrinin jeopolitik olaylarından ilham alarak ve çok iyi olan tarih ve coğrafya bilgisini yaratıcı gücüyle birleştirerek, bir jeopolitik nosyon yaratmıştır.

Atatürk, jeopolitiğe ait ilhamlarını nereden alıyordu?

Bunu, bugün bütün ayrıntılarıyla ortaya koyabilmek için okuduğu eserleri, görev icabı değişik coğrafi mekânda görüp hissettiklerini ve bunlar üzerinde kişisel yorumlarını, içinde yaşadığı olayları ve nihayet dost veya düşmanları olan kişilerle sohbet ve tartışmalarını bilimsel kronolojik bir incelemeye tabi tutmaya gereksinim vardır. Ancak, bu konuda kendi ifadesi en doğru kaynak sayılabilir:

“ Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız, bağrından çıktığımız Türk Milleti ve bir de milletler tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir.”

Sonuç olarak, yaşadığı savaş alanları, içinde yaşadığı yurt coğrafyası, Türk Milleti ve milletler tarihi Atatürk’ün jeopolitik görüşlerine ilham kaynağı olmuştur denebilir.

Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan bir Türk olarak, Atatürk’ü çok iyi tanımak, onun düşüncelerini ve bu ülke için yapmak istediklerini çok iyi anlamak zorundayız

Şüphesiz tüm çalışmalarımız boyunca da, Atatürk’ün şu sözünü kulağımıza küpe etmeliyiz:

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ KURAN TÜRKİYE HALKINA TÜRK MİLLETİ DENİR.”

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle