Her sabah aracıyla durduğu ışıklarda, camın önüne gelip kendisine su uzatan çocukları görürdü...
O sabahta küçük bir çocuk gelmiş, cama vurup bir su şişesi uzatmıştı...
Bayan Helen her gün ki gibi kırmadı bu çocuğu da...
Ve su şişesini alıp, çocuğun eline bozuklukları tutuşturup, tozdan karmakarışık olmuş saçlarını okşadı. Çocuk ise daha ilk gördüğü andan beri öyle şaşkın bakıyorduk kadına...
O günden sonra da her sabah, işe giderken aynı caddedeki ışıklarda karşılaşmaya başlamıştı o çocukla...
Eline bozuk paraları verip, su şişesini alırken kendisine fazlaca dikkatli bakmasına ise anlam verememişti.
Bir sabah bu bakışlarının sebebini sorduğunda ise, çocuğun konuşma özgürlüğü olduğunu anlamıştı hareketlerinden...
Günler sonra bu defa şirketin kapısında görmüştü aynı çocuğu…
Kendisini bekler tavırlarını, bakışlarını görünce daha da şaşırmıştı...
"Belki çok paraya ihtiyacı vardır-" deyip bu defa bozukluk değil, fazla miktarda para vermişti... Fakat çocuk parayı aldığında mutlu olmuyordu asla.
Bayan Helen iyilik yapmayı severdi ama bu çocuğun her nereye gitse karşısına çıkması artık fazlasıyla canını sıkmaya başlamıştı...
Evinin önünde, şirketin kapısında, yürüyüş için gittiği parkta... Nereye gitse gözlerini dikmiş kendisine bakması, rahatsız etmişti artık... Bir defasında yine aynı çocuk, parkta yürüyüş yaparken karşısına dikilince, yine elindeki suyu alıp para vermek istemişti...
Fakat çocuk kirli elleriyle elini tutup saçlarına doğru götürünce, kızgınlıkla elini çekmiş ve çocuğu da iteklemişti.
Her halinden sokak çocuğu olduğu belliydi ve fazlasıyla da pis kokuyordu.
İyilik yapmayı severdi ama o çocuğa bu kadar da yaklaşmayı kabul edemezdi...
Çocuk kadının bu hareketiyle ürkmüş bir daha da karşısına çıkmamıştı o günden sonra...
Bir hafta kadar sonra işten çıktığında, yolun karşı tarafındaki otoparka doğru giderken, telefonu çalmış ve bu yüzden dikkati dağılmış karşısından hızla gelen arabayı fark edememişti.
Her şey biranda olup bitmişti...
Hiçbir kurtuluşu olmadığını anladığı o anlarda, basireti bağlanmış gibi ne bir adım ileri ne bir adım geri gidememişti... Tam o anda biri iteklemişti onu ve yolun kenarına savrulurken, büyükte bir gümbürtü sesi yankılanmıştı kulaklarında…
İlk şoku atlatıp başını kaldırdığında, küçük bir çocuğun az ileride kanlar içinde yattığını görmüştü. Koşup baktığında ise, günler önce sırf elini tuttuğu için kızıp iteklediği sokak çocuğu olduğunu gördüğünde eli ayağına karışmış ne yapacağını bilememişti...
Çocuk kısık gözleriyle son anlarını yaşadığını belli eder gibiydi.
Bayan Helen hayatını kurtaran çocuğa ne diyeceğini bilemeden gözyaşlarıyla ellerini saçlarına götürüp okşamaya başladığında, çocuk gülümsemişti sanki...
Sonrasında ise gözleri bir daha hiç açılmamak üzere kapanmış, başı yana doğru düşmüştü...
Tam o anlarda çocuğun kazağından dışarı taşmış bir resim gördü Bayan Helen...
Çocuğun koynunda sakladığı ve üzerine kan bulaşmış resmi alıp baktığında ise büyük pişmanlıkla gözyaşlarını tutamamıştı.
Kendisine ikizi kadar benzeyen bir kadının resmiydi o resim...
Ve altında belli belirsiz harflerle yazılı şu cümleler yazıyordu...
“ Beni bırakıp melek olduğundan beri, seni çok özlüyorum. Bir defa başımı okşayabilmen için canımı bile verirdim canım annem.”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
YONCA BADERNA
Sokaktaki Çocuk
Her sabah aracıyla durduğu ışıklarda, camın önüne gelip kendisine su uzatan çocukları görürdü...
O sabahta küçük bir çocuk gelmiş, cama vurup bir su şişesi uzatmıştı...
Bayan Helen her gün ki gibi kırmadı bu çocuğu da...
Ve su şişesini alıp, çocuğun eline bozuklukları tutuşturup, tozdan karmakarışık olmuş saçlarını okşadı. Çocuk ise daha ilk gördüğü andan beri öyle şaşkın bakıyorduk kadına...
O günden sonra da her sabah, işe giderken aynı caddedeki ışıklarda karşılaşmaya başlamıştı o çocukla...
Eline bozuk paraları verip, su şişesini alırken kendisine fazlaca dikkatli bakmasına ise anlam verememişti.
Bir sabah bu bakışlarının sebebini sorduğunda ise, çocuğun konuşma özgürlüğü olduğunu anlamıştı hareketlerinden...
Günler sonra bu defa şirketin kapısında görmüştü aynı çocuğu…
Kendisini bekler tavırlarını, bakışlarını görünce daha da şaşırmıştı...
"Belki çok paraya ihtiyacı vardır-" deyip bu defa bozukluk değil, fazla miktarda para vermişti... Fakat çocuk parayı aldığında mutlu olmuyordu asla.
Bayan Helen iyilik yapmayı severdi ama bu çocuğun her nereye gitse karşısına çıkması artık fazlasıyla canını sıkmaya başlamıştı...
Evinin önünde, şirketin kapısında, yürüyüş için gittiği parkta... Nereye gitse gözlerini dikmiş kendisine bakması, rahatsız etmişti artık... Bir defasında yine aynı çocuk, parkta yürüyüş yaparken karşısına dikilince, yine elindeki suyu alıp para vermek istemişti...
Fakat çocuk kirli elleriyle elini tutup saçlarına doğru götürünce, kızgınlıkla elini çekmiş ve çocuğu da iteklemişti.
Her halinden sokak çocuğu olduğu belliydi ve fazlasıyla da pis kokuyordu.
İyilik yapmayı severdi ama o çocuğa bu kadar da yaklaşmayı kabul edemezdi...
Çocuk kadının bu hareketiyle ürkmüş bir daha da karşısına çıkmamıştı o günden sonra...
Bir hafta kadar sonra işten çıktığında, yolun karşı tarafındaki otoparka doğru giderken, telefonu çalmış ve bu yüzden dikkati dağılmış karşısından hızla gelen arabayı fark edememişti.
Her şey biranda olup bitmişti...
Hiçbir kurtuluşu olmadığını anladığı o anlarda, basireti bağlanmış gibi ne bir adım ileri ne bir adım geri gidememişti... Tam o anda biri iteklemişti onu ve yolun kenarına savrulurken, büyükte bir gümbürtü sesi yankılanmıştı kulaklarında…
İlk şoku atlatıp başını kaldırdığında, küçük bir çocuğun az ileride kanlar içinde yattığını görmüştü. Koşup baktığında ise, günler önce sırf elini tuttuğu için kızıp iteklediği sokak çocuğu olduğunu gördüğünde eli ayağına karışmış ne yapacağını bilememişti...
Çocuk kısık gözleriyle son anlarını yaşadığını belli eder gibiydi.
Bayan Helen hayatını kurtaran çocuğa ne diyeceğini bilemeden gözyaşlarıyla ellerini saçlarına götürüp okşamaya başladığında, çocuk gülümsemişti sanki...
Sonrasında ise gözleri bir daha hiç açılmamak üzere kapanmış, başı yana doğru düşmüştü...
Tam o anlarda çocuğun kazağından dışarı taşmış bir resim gördü Bayan Helen...
Çocuğun koynunda sakladığı ve üzerine kan bulaşmış resmi alıp baktığında ise büyük pişmanlıkla gözyaşlarını tutamamıştı.
Kendisine ikizi kadar benzeyen bir kadının resmiydi o resim...
Ve altında belli belirsiz harflerle yazılı şu cümleler yazıyordu...
“ Beni bırakıp melek olduğundan beri, seni çok özlüyorum. Bir defa başımı okşayabilmen için canımı bile verirdim canım annem.”