Bir gün, herkes onunla alay ederken okula yalın ayak gelen küçük bir kız vardı. Öğretmeni onu gördü ve tek kelime etmeden, hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir şey yaptı.
Barbados adlı bir adada, denizin gökyüzünden daha mavi olduğu ve güneşin hatıraları bile yakacak kadar kavurduğu o yerde, küçük bir kız her sabah çıplak ayaklarıyla kızgın toprağın üzerinde yürürdü.
Bu onun tercihi değildi. Ayakkabısı yoktu.
Sınıf arkadaşları onunla alay ederdi. Toz içindeki ayak parmaklarını, çatlamış topuklarını, alaylardan kaçmak için koşarken düşüp yaraladığı dizlerini işaret ederlerdi.
“Bakın, yalın ayak!” derlerdi.
O ise gözlerini yere indirir, dudaklarını sıkar ve yürümeye devam ederdi. Çünkü başkalarının önünde ağlamanın, onları daha çok güldürdüğünü çoktan öğrenmişti.
Onun adı Rihanna idi. Ama o zamanlar kimse bu ismi bilmiyordu.
Bir gün öğretmeni, herkesin gördüğü ama kimsenin değiştirmek istemediği şeyi fark etti. Eğitimin sadece öğretmek değil, aynı zamanda ruhlara dokunmak olduğuna inanan bir kadındı o.
Küçük kızın yaralı ayaklarını gördü. Gözlerindeki utancı fark etti. Ve sınıfta yankılanan sessiz kahkahaları duydu.
Sonra kimsenin beklemediği bir şey yaptı.
Müdürü çağırmadı. Kızdan yardım istemesini istemedi. Onu utandırabilecek bir yardım kampanyası da düzenlemedi.
Gerçekten büyük yüreklerin sahip olduğu o zarafetle, bir mağazaya gitti, kendi cebinden para verdi ve bir çift ayakkabı aldı.
Sade. Dayanıklı. Tam ayağına göre.
Ertesi gün, sessizce ayakkabıları kızın sırasına bıraktı.
“Bunlar yeğenime aitti,” dedi sakin bir gülümsemeyle. “Artık ona küçük geliyor. İster misin?”
Bu, iyi niyetli bir yalandı. Ortada bir yeğen yoktu. Sadece, onurun en iyi sessizlikte korunacağını bilen bir öğretmen vardı.
Küçük kız başını kaldırdı. Ayakkabılara baktı. Sonra öğretmenine...
Ve tek kelime etmeden kabul etti.
Ama o anda, içinde bir şey değişti. Kalbinde sessiz bir söz doğdu. Ne zaman yerine getireceğini bilmiyordu… ama asla unutmamaya yemin etti.
Yıllar geçti. Dünya dönmeye devam etti.
Yalın ayak gelen o küçük kız büyüdü. Bir zamanlar sınıfta zor duyulan sesi, tüm dünyada yankılanır oldu.
Dünyanın en ünlü kadınlarından biri haline geldi. Milyonlarca insan onun şarkılarını söyledi. Adı her yerde duyuldu.
Ama o ayakkabıları asla unutmadı.
Bir gün, artık bir dünya yıldızı olan Rihanna, eski öğretmeninin zor zamanlar geçirdiğini öğrendi. Hayat, bazen en çok verenlere karşı adaletsiz olabiliyordu.
Rihanna çiçek gönderebilirdi. Bir mektup yazabilirdi. Minnettarlığını göstermek için bir mesaj paylaşabilirdi.
Ama çok daha büyük bir şey yapmayı seçti.
Sessizce araştırdı. Ona bir zamanlar onurunu geri veren bu kadının nasıl yaşadığını öğrenmek istedi.
Gerçeği öğrendiğinde ise bir karar verdi.
Birkaç hafta sonra öğretmen beklenmedik bir telefon aldı. Kendisine fazla açıklama yapılmadan bir adrese gitmesi istendi.
Merakla oraya gitti.
Vardığında, küçük ama sıcak bir ev gördü.
Ve kapının önünde Rihanna duruyordu.
Öğretmen şaşkınlıkla ona baktı.
“Beni hatırlıyor musunuz?” diye sordu Rihanna yumuşak bir sesle…
Kadın birkaç saniye düşündü… sonra gözleri büyüdü.
“Rihanna…?”
Rihanna başını salladı.
“Bana en çok ihtiyacım olan gün bir çift ayakkabı vermiştiniz.”
Öğretmen konuşamadı.
“Bana bundan çok daha fazlasını verdiniz,” dedi Rihanna. “Onurumu geri verdiniz.”
Kısa bir duraksamadan sonra anahtarları çıkardı.
“Bugün… sıra bende. Bu ev artık sizin…”
Öğretmen ellerini yüzüne götürdü. Gözyaşları süzülmeye başladı.
“Ben sadece görevimi yaptım…” diye fısıldadı.
Rihanna başını hafifçe salladı.
“Hayır. Çok daha fazlasını yaptınız. Ve ben bunu hiç unutmadım.”
Uzun süre sarıldılar.
Ve uzun zaman sonra ilk kez, sessizce veren o öğretmen de aynı sessizlik içinde büyük bir hediye aldı.
Bazen, kalpten yapılan ve karşılık beklenmeden verilen en küçük iyilikler bile, hayal edemeyeceğimiz şekilde bize geri döner.
#Hayatvefarkındalık
ALINTIDIR
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
YONCA BADERNA
Bir Çift Ayakkabı
Bir gün, herkes onunla alay ederken okula yalın ayak gelen küçük bir kız vardı. Öğretmeni onu gördü ve tek kelime etmeden, hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir şey yaptı.
Barbados adlı bir adada, denizin gökyüzünden daha mavi olduğu ve güneşin hatıraları bile yakacak kadar kavurduğu o yerde, küçük bir kız her sabah çıplak ayaklarıyla kızgın toprağın üzerinde yürürdü.
Bu onun tercihi değildi. Ayakkabısı yoktu.
Sınıf arkadaşları onunla alay ederdi. Toz içindeki ayak parmaklarını, çatlamış topuklarını, alaylardan kaçmak için koşarken düşüp yaraladığı dizlerini işaret ederlerdi.
“Bakın, yalın ayak!” derlerdi.
O ise gözlerini yere indirir, dudaklarını sıkar ve yürümeye devam ederdi. Çünkü başkalarının önünde ağlamanın, onları daha çok güldürdüğünü çoktan öğrenmişti.
Onun adı Rihanna idi. Ama o zamanlar kimse bu ismi bilmiyordu.
Bir gün öğretmeni, herkesin gördüğü ama kimsenin değiştirmek istemediği şeyi fark etti. Eğitimin sadece öğretmek değil, aynı zamanda ruhlara dokunmak olduğuna inanan bir kadındı o.
Küçük kızın yaralı ayaklarını gördü. Gözlerindeki utancı fark etti. Ve sınıfta yankılanan sessiz kahkahaları duydu.
Sonra kimsenin beklemediği bir şey yaptı.
Müdürü çağırmadı. Kızdan yardım istemesini istemedi. Onu utandırabilecek bir yardım kampanyası da düzenlemedi.
Gerçekten büyük yüreklerin sahip olduğu o zarafetle, bir mağazaya gitti, kendi cebinden para verdi ve bir çift ayakkabı aldı.
Sade. Dayanıklı. Tam ayağına göre.
Ertesi gün, sessizce ayakkabıları kızın sırasına bıraktı.
“Bunlar yeğenime aitti,” dedi sakin bir gülümsemeyle. “Artık ona küçük geliyor. İster misin?”
Bu, iyi niyetli bir yalandı. Ortada bir yeğen yoktu. Sadece, onurun en iyi sessizlikte korunacağını bilen bir öğretmen vardı.
Küçük kız başını kaldırdı. Ayakkabılara baktı. Sonra öğretmenine...
Ve tek kelime etmeden kabul etti.
Ama o anda, içinde bir şey değişti. Kalbinde sessiz bir söz doğdu. Ne zaman yerine getireceğini bilmiyordu… ama asla unutmamaya yemin etti.
Yıllar geçti. Dünya dönmeye devam etti.
Yalın ayak gelen o küçük kız büyüdü. Bir zamanlar sınıfta zor duyulan sesi, tüm dünyada yankılanır oldu.
Dünyanın en ünlü kadınlarından biri haline geldi. Milyonlarca insan onun şarkılarını söyledi. Adı her yerde duyuldu.
Ama o ayakkabıları asla unutmadı.
Bir gün, artık bir dünya yıldızı olan Rihanna, eski öğretmeninin zor zamanlar geçirdiğini öğrendi. Hayat, bazen en çok verenlere karşı adaletsiz olabiliyordu.
Rihanna çiçek gönderebilirdi. Bir mektup yazabilirdi. Minnettarlığını göstermek için bir mesaj paylaşabilirdi.
Ama çok daha büyük bir şey yapmayı seçti.
Sessizce araştırdı. Ona bir zamanlar onurunu geri veren bu kadının nasıl yaşadığını öğrenmek istedi.
Gerçeği öğrendiğinde ise bir karar verdi.
Birkaç hafta sonra öğretmen beklenmedik bir telefon aldı. Kendisine fazla açıklama yapılmadan bir adrese gitmesi istendi.
Merakla oraya gitti.
Vardığında, küçük ama sıcak bir ev gördü.
Ve kapının önünde Rihanna duruyordu.
Öğretmen şaşkınlıkla ona baktı.
“Beni hatırlıyor musunuz?” diye sordu Rihanna yumuşak bir sesle…
Kadın birkaç saniye düşündü… sonra gözleri büyüdü.
“Rihanna…?”
Rihanna başını salladı.
“Bana en çok ihtiyacım olan gün bir çift ayakkabı vermiştiniz.”
Öğretmen konuşamadı.
“Bana bundan çok daha fazlasını verdiniz,” dedi Rihanna. “Onurumu geri verdiniz.”
Kısa bir duraksamadan sonra anahtarları çıkardı.
“Bugün… sıra bende. Bu ev artık sizin…”
Öğretmen ellerini yüzüne götürdü. Gözyaşları süzülmeye başladı.
“Ben sadece görevimi yaptım…” diye fısıldadı.
Rihanna başını hafifçe salladı.
“Hayır. Çok daha fazlasını yaptınız. Ve ben bunu hiç unutmadım.”
Uzun süre sarıldılar.
Ve uzun zaman sonra ilk kez, sessizce veren o öğretmen de aynı sessizlik içinde büyük bir hediye aldı.
Bazen, kalpten yapılan ve karşılık beklenmeden verilen en küçük iyilikler bile, hayal edemeyeceğimiz şekilde bize geri döner.
#Hayatvefarkındalık
ALINTIDIR