Yerel dinamiklerin tesbiti yapıldıktan sonra bu dinamizmi yürürlüğe koyabilecek ortamın sağlanması gereklidir. Başta hemşehrililik duygusunun adeta il ile özdeşleştirilmesi konusu karşımıza çıkacaktır. Kendisini “Yalova’lı “hisseden herkesin hemşehri sayılması gereklidir. Yoksa kan bağı yada yerleşik düzende geçirdiği yıllar ölçü olamaz.
Bir zamanlar “Elbette Yalova” sloganı tutmuştu. Yalova’lılık ruhunu nasıl pekiştireceksek mutlaka kısa zamanda pekiştirmeliyiz. Hala Yalova’yı Bursa’ya yada İstanbul’a bağlı bir ilçe olarak bilen insanlar var. Bu markalaşamamanın getirdiği bir dezavantaj. Yalova bir marka olmalıdır. İlk yazımda dile getirdiğim gibi lokomotif sektör ile bu sağlanabilir. İlimizdeki mozaik çok renkli ama bunu Yalova’lı olma potasında toparlamamız lazım. Bunun için ortak değerler üretilmelidir. Ortak değerlerin ortaya çıkması için örnek olarak sporda, eğitimde, kültürel faaliyetlerde dünya birincilikleri hedeflenerek çalışmalar yapılmalıdır. Burada Yalova’nın yetiştirdiği nadide insanlarımız var. Bunlarla ciddi diyaloglara girilerek kendi branşlarındaki organizasyonların ilimizde yapılması sağlanabilir.
Konu hep dönüyor dolaşıyor altyapı ve tesis konusuna geliyor. Örnek olarak kültürel bir organizasyon yapalım derseniz yeterli tesisimiz var mı acaba? Hava şartları bizi bağlamamalıdır organizasyonlarda. Yada sporculara hitabedecek saha ve tesis yetersizliği hep karşımıza duvar gibi çıkacaktır. Sn. Faruk Kırtay’ın “Değişen Yalova“ adlı makalesinde de dediği gibi Yalova en az yatak kapasitesi olan illerin içinde yer almakta. Yani bir şeyler olsun istiyoruz ama tesis fakiri bir iliz. Bu fakirlik organizasyonların yapılamamasına neden oluyor. Aynaya dönüp bakmanın zamanı geldi geçiyor. Yeşil-mavi yol tesislerle desteklenmedikçe anlam ifade etmeyecektir. Günübirlik organizasyonlar ticari anlam ifade etmeyecektir.
Gerçekten Yalova merkezi depremden sonra adeta parçalandı. Kalıcı konutların şehir merkezine uzakta bulunan 3 ayrı bölgeye yapılmış olmasının mantığını hala anlayabilmiş değilim. Şimdi TOKİ ve KİPTAŞ konutları yapılıyor, ama ciddi değerlendirmeye alındığında kalıcı konutların doluluk oranı düşünülerek yapılan yanlışlık açıkça görülecektir.
Bilemiyorum, belki de hala kafamızda il olma kavramı oluşmuş değil. Yalova her şeyi ile kendi ayakları üzerinde durabilecek, kendi kendine yeten, hatta nereden bakarsanız 100.000 kişiye bile bakabilecek potansiyele sahip bir ildir. Kendimizden korkmayalım yeter ki. Yalova çok kısa sürede kabuğunu kırıp metropol olabilecek her türlü potansiyele sahipken biz üzerinde oturduğumuz bu potansiyeli hayata geçirme istek ve cesaretini yeterince göstermedikçe hep sıkıntıları yaşar dururuz. Yalova bunu hak etmiyor. Bu hak etmeyiş dillendirilmeden de hep beyinlerde yapılanların yeterli olduğu imajıyla kendimizi aldattığımız gibi başkaları da inanmaya devam eder. Bir şeyler yapılıyor elbette. Ama Yalova bugünkü yerinde olmamalı. Daha gelişmiş, daha büyük, kalkınmış ve yerel dinamiklerini hayata geçirmiş, Marmara’nın 4 yada bilemediniz 5. büyük şehri olması lazımdı.
Kimse kırılmasın, gocunmasın ama ilimizin içinde bulunduğu durum olabilirliğinin yanında bence % 10 seviyeye gelmiş değil. Yani daha % 90 zenginlik var ve biz bunu yeterince hayata geçiremiyoruz. Nasıl olacak derseniz “ Yalova’yı Marmara’nın 4.büyük şehri yapacağız “ diyebilmede yatıyor. Bunu diyebilen ve hazır olan kim yada hangi kurum var denildiğinde herkes şapkasını önüne koyarak neleri yapması gerektiğini bulacaktır. Tüm sektörler kendi birliktelikleri içerisinde ortak problemlerle ortak başa çıkma çözüm önerilerini birlikte bulmaları gereklidir.
Ortak akıl zamanla öyle sonuçları çıkartacaktır ki kısa zamanda problemler çözümlenmiş olur. Çözümü kimin üreteceği değil, nasıl olacağı üzerinde düşünülmelidir. Nasıl sorusu kim sorusundan önce sorulduğunda en iyi aktörün kim olacağı zaten sorunun içerisinden doğal olarak ortaya çıkacaktır. Tüm meslek odaları, sivil toplum örgütleri, siyasiler , kamu kurum ve kurumlarının hedeflerini birleştirmeleri ile ortaya çıkacak olan işbirliği 4. büyük il olmayı sağlayacaktır. Herkes işini en iyi şekilde yapmakla başlamalıdır. Statükonun koruyucusu olunacağına reformların ortağı olunmalıdır. Öyle reformlar ki her biri kendi sektöründe dünya lideri yapsın.
Hemen yakınımızda bulunan Düzce ili ciddi değerlendirmeye alındığında sektörel bazda bile “ çözümün nasıl üretileceği “ sorusunun cevabını bulmamıza yarayacaktır. Başarı hikayelerine ulaşmak çok kolay.
Biz de kendi yerel kalkınma stratejimizi belirleyip ortak hedef doğrultusunda Yalova için başarılı olunabileceği çok net ortadadır. Kendisi için değil, ili için isteyenlerin ve çalışanların sesi daha gür çıktıkça başarı bizim için ulaşılamayacak bir nokta olmayacaktır.Yeter ki neyi isteyeceğimizi bilelim.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İdris Durmuş
Yerel Kalkınma II
Yerel dinamiklerin tesbiti yapıldıktan sonra bu dinamizmi yürürlüğe koyabilecek ortamın sağlanması gereklidir. Başta hemşehrililik duygusunun adeta il ile özdeşleştirilmesi konusu karşımıza çıkacaktır. Kendisini “Yalova’lı “hisseden herkesin hemşehri sayılması gereklidir.
Yoksa kan bağı yada yerleşik düzende geçirdiği yıllar ölçü olamaz.
Bir zamanlar “Elbette Yalova” sloganı tutmuştu. Yalova’lılık ruhunu nasıl pekiştireceksek mutlaka kısa zamanda pekiştirmeliyiz. Hala Yalova’yı Bursa’ya yada İstanbul’a bağlı bir ilçe olarak bilen insanlar var. Bu markalaşamamanın getirdiği bir dezavantaj. Yalova bir marka olmalıdır. İlk yazımda dile getirdiğim gibi lokomotif sektör ile bu sağlanabilir. İlimizdeki mozaik çok renkli ama bunu Yalova’lı olma potasında toparlamamız lazım. Bunun için ortak değerler üretilmelidir. Ortak değerlerin ortaya çıkması için örnek olarak sporda, eğitimde, kültürel faaliyetlerde dünya birincilikleri hedeflenerek çalışmalar yapılmalıdır. Burada Yalova’nın yetiştirdiği nadide insanlarımız var. Bunlarla ciddi diyaloglara girilerek kendi branşlarındaki organizasyonların ilimizde yapılması sağlanabilir.
Konu hep dönüyor dolaşıyor altyapı ve tesis konusuna geliyor. Örnek olarak kültürel bir organizasyon yapalım derseniz yeterli tesisimiz var mı acaba? Hava şartları bizi bağlamamalıdır organizasyonlarda. Yada sporculara hitabedecek saha ve tesis yetersizliği hep karşımıza duvar gibi çıkacaktır. Sn. Faruk Kırtay’ın “Değişen Yalova“ adlı makalesinde de dediği gibi Yalova en az yatak kapasitesi olan illerin içinde yer almakta. Yani bir şeyler olsun istiyoruz ama tesis fakiri bir iliz. Bu fakirlik organizasyonların yapılamamasına neden oluyor. Aynaya dönüp bakmanın zamanı geldi geçiyor. Yeşil-mavi yol tesislerle desteklenmedikçe anlam ifade etmeyecektir. Günübirlik organizasyonlar ticari anlam ifade etmeyecektir.
Gerçekten Yalova merkezi depremden sonra adeta parçalandı. Kalıcı konutların şehir merkezine uzakta bulunan 3 ayrı bölgeye yapılmış olmasının mantığını hala anlayabilmiş değilim. Şimdi TOKİ ve KİPTAŞ konutları yapılıyor, ama ciddi değerlendirmeye alındığında kalıcı konutların doluluk oranı düşünülerek yapılan yanlışlık açıkça görülecektir.
Bilemiyorum, belki de hala kafamızda il olma kavramı oluşmuş değil. Yalova her şeyi ile kendi ayakları üzerinde durabilecek, kendi kendine yeten, hatta nereden bakarsanız 100.000 kişiye bile bakabilecek potansiyele sahip bir ildir. Kendimizden korkmayalım yeter ki. Yalova çok kısa sürede kabuğunu kırıp metropol olabilecek her türlü potansiyele sahipken biz üzerinde oturduğumuz bu potansiyeli hayata geçirme istek ve cesaretini yeterince göstermedikçe hep sıkıntıları yaşar dururuz. Yalova bunu hak etmiyor. Bu hak etmeyiş dillendirilmeden de hep beyinlerde yapılanların yeterli olduğu imajıyla kendimizi aldattığımız gibi başkaları da inanmaya devam eder. Bir şeyler yapılıyor elbette. Ama Yalova bugünkü yerinde olmamalı. Daha gelişmiş, daha büyük, kalkınmış ve yerel dinamiklerini hayata geçirmiş, Marmara’nın 4 yada bilemediniz 5. büyük şehri olması lazımdı.
Kimse kırılmasın, gocunmasın ama ilimizin içinde bulunduğu durum olabilirliğinin yanında bence % 10 seviyeye gelmiş değil. Yani daha % 90 zenginlik var ve biz bunu yeterince hayata geçiremiyoruz. Nasıl olacak derseniz “ Yalova’yı Marmara’nın 4.büyük şehri yapacağız “ diyebilmede yatıyor. Bunu diyebilen ve hazır olan kim yada hangi kurum var denildiğinde herkes şapkasını önüne koyarak neleri yapması gerektiğini bulacaktır. Tüm sektörler kendi birliktelikleri içerisinde ortak problemlerle ortak başa çıkma çözüm önerilerini birlikte bulmaları gereklidir.
Ortak akıl zamanla öyle sonuçları çıkartacaktır ki kısa zamanda problemler çözümlenmiş olur. Çözümü kimin üreteceği değil, nasıl olacağı üzerinde düşünülmelidir. Nasıl sorusu kim sorusundan önce sorulduğunda en iyi aktörün kim olacağı zaten sorunun içerisinden doğal olarak ortaya çıkacaktır. Tüm meslek odaları, sivil toplum örgütleri, siyasiler , kamu kurum ve kurumlarının hedeflerini birleştirmeleri ile ortaya çıkacak olan işbirliği 4. büyük il olmayı sağlayacaktır. Herkes işini en iyi şekilde yapmakla başlamalıdır. Statükonun koruyucusu olunacağına reformların ortağı olunmalıdır. Öyle reformlar ki her biri kendi sektöründe dünya lideri yapsın.
Hemen yakınımızda bulunan Düzce ili ciddi değerlendirmeye alındığında sektörel bazda bile “ çözümün nasıl üretileceği “ sorusunun cevabını bulmamıza yarayacaktır. Başarı hikayelerine ulaşmak çok kolay.
Biz de kendi yerel kalkınma stratejimizi belirleyip ortak hedef doğrultusunda Yalova için başarılı olunabileceği çok net ortadadır. Kendisi için değil, ili için isteyenlerin ve çalışanların sesi daha gür çıktıkça başarı bizim için ulaşılamayacak bir nokta olmayacaktır.Yeter ki neyi isteyeceğimizi bilelim.