Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Beton İle Yeşil Mücadelesinde Galip Kim Olacak?

Yazının Giriş Tarihi: 04.10.2007 00:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.10.2007 00:00

Önce yaparız, sonra düşünürüz. Kentsel dokuda yeşil alan o kadar azdır ki adeta hapishanedekilerden farkımız kalmaz. Açık hava hapishanesi gibi dört yanımız beton. Bunun temel nedeni yeşil alanların hep angarya olarak görülmesi, kambur olarak taşındığı düşüncesidir. Adeta şehirler nefes alamaz hale geldi. Çocukların ayaklarının toprağa basacağı toprak ve çimen bile zamanla resimlerde görülecek hale geliyor. Metropollerin dışında orta büyüklükteki illerde bile yeşile hasret kalınıyor.

Şehirler planlanırken bunun bir standardı elbette vardır ama pek de uyulmuyor ki bu hele geliniyor. Kişi başına düşecek yeşil alanın belli bir standardı vardır. Nüfus artışıyla bu hep küçülüyor. Doğal hayatın en güzel yönü olan yeşil alanlar katledilirken belki de geleceğimizden bir şeyler kaybettiğimizin, sağlığımızdan olacağımızın farkında bile değiliz. Her şey rant demek değil hayatta. Yapılaşma o kadar had safhaya gelmiş ki adeta neredeyse denizin içine binalar kondurulmuş. Denize girmek için evlerin bahçesine girmeniz gerekiyor. Bina sahibi de malum her tarafı çevirmiş ve denize giremiyorsunuz. Bir de kendisine göre iskele yapmış, kendi mülkü gibi kullanırken siz hakkınız olanı bile kullanamıyorsunuz. Çok çarpıcı örnekleri görmek istiyorsanız özellikle Çınarcık girişindeki binalara bakınız.Geçmişte bu hata yapılmış ama bunun diyetini bu nesil ödüyor ve ödeyecek. Yalova da denize paralel yapılaşmadan dolayı adeta deniz havasına setler çekilmiş, güzelim deniz havasının şehir içine kadar girmesi engellenmiş. Denize paralel değil de şehir planlamasını en uygun açılı yapılaşması uygulansaydı hem daha fazla insanın deniz manzarasını görmesi sağlanmış olurdu, hem de denizden gelen havayı tüm şehir teneffüs ederdi. Bir de çok katlı binaların denize yakın noktalarda yapılması da bence mantıklı değil. Daha geri planda yapılsalardı daha uygun olacağını düşünüyorum.

Hiç birimiz betonlaşmayı tasvip etmediğimize göre neden şehirler adeta betondan duvar örülmüş gibi yaşanılmaz hale getiriyoruz? Ciğerleri olmayan şehirler nasıl yaşayabilir ki? Bu açıdan betonlaşma ile birlikte park eden araçlarla metal şehirler görünümü insan doğasının kabul edebileceği manzara değil. Yapılan yapılmış demek işin kolayına kaçmak olur. Geriye dönüşü olmayan bir yolda değiliz. Hiçbir şey için geç kalınmış değil. Yeter ki isteyelim. Şehir merkezinde bundan sonrası için yapılaşmaya izin verilmemesi gerekiyor. En azından eldeki yeşil alanları korumamız lazım. Yada eski binaların yıkılıp yerlerine yeni, çok katlı binaların yapılmasında nefes alan şehir imajı zedelenmemeli.

İlk aklıma gelen halen kapalı pazaryeri olan alanın yeşil alan olarak projelendirilmesi ve içerisinde çocuklar için modern oyun alanları ve dinlenme yerlerinin yapılması bir öneri olabilir. Buraya katlı otopark yada bina yapılması ilimizin en merkezi yerinde nefes alınamayacak bir ortamın getirilmesi olur. Pazar yerinin alternatifi olabilir ama yeşilliğin yok.

Yalova belediyesinin halen dolgu alanı üzerinde yapılacak olan projesi ile birleştirilerek mükemmel ve kalıcı doğa harikası ortam sağlanır. Diyeceksiniz ki zaten Yalova yeşil &mavi yol projesi ile şehir merkezinden 5-10 km uzaklaşıldıkça doğa ile kucaklaşıyorsunuz. Ama şehir merkezinde yaşayanlar için akşamleyin yarım saatliğine bile olsa çocuğunu alıp götürme imkanı her zaman olmuyor. Şimdi belki pek önemli görünmeyecektir bu konu ama 10-20 yıl sonra yeşile olan ihtiyacımız daha çok artacak. En güzel örneği eskiler bilir, şu anda belediyenin önündeki park alanı pazaryeriydi. Zamanla parka çevrildi. Oradan geçerken içimiz açılıyor. Yeşil görmek zaman geçtikçe betonlaşmanın etkisiyle daha da artan bir ihtiyaç olacak. Yalova’nın artan nüfusu ile geriye dönülemeyecek hataları yapmamak lazım.

Yalova belediyesinin “Kentsel Doku” konusunda çalışmaları var. Proje safhasında ama tamamlanınca güzel olacak. Elbette yerel yönetimler sorumluluk alanlarındaki yerler hakkında en güzelini yapmayı amaçlamaktadırlar. “Dünya sağlıklı kentleri” içerisinde yer alan Yalova’mızın bu özelliğini yitirmemesi lazım. Benim burada kaygım vatandaş olarak yeşil ile betonlaşma arasında kişisel rant derdine düşenlerin ileride geri dönülemez adımlarından dolayı hepimize verilecek olan zarara dikkat çekmek isteyişimdir. Belki bu günü kurtarırız ama yarının hesabını veremeyiz. Çünkü doğa kendisinden alınanı kat kat geri alacaktır. Asfalt ve beton yığını içerisine hapsolmuş ve ruh sağlığı gitgide bozulan nesillere bunun hesabını veremeceğiz.

Önce kaybolan sağlığımız, daha sonra kaybolan sağlığımız için kaybedeceğimiz servetimiz. Servetimizi kaybolacak sağlığımız için harcayacağımıza başta sağlığımızı kaybetmeden akla uygun davranmak daha akıl karı değil mi?



Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.