Yalova’ nın en gözde mekânı, sahil bandıdır. Parklar, anıtlar vb. bu alandadır.
Ne yazık ki, bu gözde mekân yap- boz tahtasına dönmüş durumda…
Kent meydanından başlayalım.
Önceleri buranın kendine özgü bir meydan düzenlemesi, iskelesi, iskeledeki ilgi çekici bir giriş mekânı ve Haluk Tezonar’ a ait muhteşem kaidesiyle çok özel bir Atatürk anıtı vardı.(Bu anıtın baş kopyası, özgünlüğünden dolayı Beşiktaş’ taki Deniz Müzesi’ nde sergilenmektedir.)
Önce meydan bozuldu, aylarca boş bir çamur deryası halinde kaldı. Atatürk Anıtı yerinden kaldırıldı ve Arboretum’ a gönderildi. (Heykel orada bakımsızlıktan zamanın tahribatına uğrayarak tüm özelliğini kaybetti.)
Meydana yeni bir Atatürk heykeli yapıldı. Bu heykel de bir süre sonra buradan alınarak ABD’ ye gönderildi.
Yerine, eski heykelin benzeri yapıldı. Ancak kaidesi orijinale hiç benzemiyordu.
Vapur seferleri kaldırıldı, İDO seferleri Araştırma Enstitüsü yakınındaki yeni yerine taşındı.
İskele yanına İnkılâp Vapuru getirildi. Ayrıntısına girmiyorum, yıllar içinde bu vapur da çeşitli amaçlarla elden çıkarıldı. Yerine bir park yapıldı. Ne ilginçtir ki parkın adı bile yanlış: “İnkılap Park” yazıyor, doğrusu “İnkılâp Park” olması gerekir.
Vapurun pervanesi ve çapası, parkın dışında, balık lokantalarının önünde, etrafı çevrili özel bir ortamda sergileniyor ama tanıtım levhası silindiği için neyin ne olduğu anlaşılamıyor.
Bu arada, Atatürk heykeli yanındaki Polis Şehitleri Anıtı ile Şehitler Anıtı (Camdan hiç anıt olur mu?) tanıtım tabelâ ya da levhaları silinmiş, okunmuyor.
Meydanda çok güzel fıskiyeli bir süs havuzu vardı. Havuz kapatıldı. Hem de yamuk yumuk bir kısmı kırık taşlarla…
Eski vapur iskelesinden Açık Hava Tiyatrosu’ na kadar olan alanda deniz doldurulup üzerine çim ekildi ve araç parkı yapıldı. Bir bakıma göz göre göre doğa tahrip edildi.
Bu alana bir de içinde Osman Beg Heykeli ile Osmanlı Çeşmesi bulunan Osmanlı Parkı yapıldı.
Başlangıçta her şey çok güzeldi. Sonra deniz kenarı yavaş yavaş lunaparklar ile dolmaya başladı, heykel özelliğini kaybetti. Yeri değiştirildi. Üstelik anıtın tanıtım yazıları da dar bir blok halindeki kaidenin biri bir tarafa yazılmış diğeri diğer tarafa yazılmış. Bunu hangi akıl, akıl etmiş bilemedim! İlk yapıldığında heykelin kaidesi iki parçalıydı ve tanıtım yazıları ön yüzünde yazılıydı. (Mevcut yazıların Türkçeyi bilen birisi tarafından yazılmasında yarar var!)
Osmanlı Çeşmesi de, galiba gözden uzak kaldığı ve ihmâl edildiği için çeşitli sloganlarla yazılı halde… Yalova Valiliği’ nin hemen karşısındaki bu çirkinlik neden kimsenin dikkatini çekmemiş/çekmiyor anlamak mümkün değil!
Yeri gelmişken bu anıtın yeri hakkındaki görüşümü de belirteyim.
Bafeus Zaferi’ ni temsilen Osman Beg heykeli, 27 Temmuz 2011 tarihinde, Yalova il merkezinde açıldı. Prof. Dr. Halil İnalcık merhum, bu anıtın Hersek Mahallesi ( eskiden köy) meydanında yapılması gerektiğini ısrarla söylüyordu. Sonra ne değişti de il merkezine yapıldı? Bafeus Muharebesi, Hersek Mahallesi (eskiden köy)’nde önce kıyıda başlamış, meydanda ve günümüzdeki Altınova ilçe merkezinde meydana gelmiştir. Anıtın Hersek Mahalle meydanına dikilmesi gerekirdi.
Kanaatimce, Yalova il merkezindeki Osman Beg Anıtı, zaferi temsil eden rölyeflerle zenginleştirilmeli ve Hersek Mahallesi köy meydanına taşınmalıdır. Eğer burada uygun alan bulunamazsa Altınova ilçe merkezinde uygun bir alanda olabilir. Osman Beg anıtının Yalova il merkezinde bulunmasının tarihi gerçeklikle ilgisi yoktur! Kaldı ki, içinde Osman Beg heykeli ve Osmanlı Çeşmesi’ nin bulunduğu Osmanlı Parkı, araç parkı ve oyun alanları ile çevrildiği için ilk yapıldığı dönemdeki muhteşem görüntüsünü yitirmiştir. Yapılan uygulamanın Osmanlı Devleti’ nin ve onun hanedan ve devlet kurucusunun manevî varlığına saygı olduğu düşünülemez!
Bu bölgede bir de Atatürk ve Çoban Mustafa heykeli var. Kimsenin dikkatini çekti mi bilmiyorum. Fotoğraflı pano ile yanındaki tanıtıcı ve anıtın anlamını açıklayıcı pano kaldırılmış. Bilmeyen biri ya da Yalova’ ya dışarıdan gelen biri, bu heykel grubunun ne amaçla yapıldığını anlayamaz.
Bir şeyi özenle yapıyor, sonra da bırakıp Allah’a emanet ediyoruz. Takip ve devamlılık denen kavramın ne olduğundan haberimiz yok!
Anıtın biraz ilerisinde, Barış Manço Açık Hava Tiyatrosu’nun batısında, küçük bir koruluk var. Bir zamanlar buradaki ağaçlar, iç güvenlik harekâtında şehit düşen Yalovalılar adınaydı. Her ağacın altında, bir betona raptedilmiş pirinç levhalara şehitlerin adları tek tek yazılıydı. Kısacası her ağaç bir şehidin adınaydı ve bir bakıma öncelikle o şehidin ailesine ve Yalovalılara emanet edilmiş gibiydi.
Vefa denilen duygudan o kadar yoksunuz ki, ilgisizlik ve takipsizlikten dolayı, bu levhalar çalındı, yerleştirildikleri betonları da kırıldı. Bir ara yenilendi. Duyarsızlar tekrar parçaladılar. Sonra farklı bir çözüm bulundu. Tüm isimler bir pirinç levhaya yazılarak beton bir kitabeye tutturuldu. Merak ettiğim için özellikle baktım, isim listesi yazılı olan bakır levha yoktu, sökülmüş.
Tabi insan bu duyarsızlığa hem şaşırıyor hem de üzülüyor. Bu durum herhalde bozguncuların işidir. Yalova Belediyesi’nin bu isim levhalarını derhal yerine taktırması gerekmez mi? Bu isimlerin aileleri yok mu? Onlar işin farkında değil mi?
Dolaşırken, ağaçlık alanın kuzey tarafında, yol kenarında, renkli ay- yıldızlı ve renkli fotoğraflı çok güzel bir şehit kitabesi gördüm. “Şehit Muhammed İslâm Altuğ 1994- 2019” adına yapılmış. Çok beğendim. Şehidimize Allah’ tan rahmet diliyorum, nurlar içinde yatsın! (Sonra öğrendim, şehidimizin adı Çiftlikköy’ de İmam Hatip Lisesi’ ne verilmiş. Ne kadar güzel ve anlamlı…)
Peki, diğer şehitlerimiz ne olacak? Hatta sorayım, onların isimlerini hatırlayan var mı? Unutmayalım, şehitlerin adlarının yaşatılması gerekir. Onlar asıl unutulduklarında ölürler! Biz şehitlerimizin anılarını böyle mi yaşatacağız? Şehitlerimiz anılarına sahip çıkıldıkça yaşarlar. Şehitlerimiz bu toprağın onuru, bu toprağın kilididir. Onların hatırasını unutan, geleceğini de kaybeder. Şehitlerimize ve onların anılarına sahip çıkmak, her Türk evlâdının görevidir.
Bir ara yine bu bölgede, Şehitler Anıtı yapıldı; anıt sonra buradan kaldırıldı… Yap- boz tahtası gibi…
Anıt deyince aklıma geldi, yine aynı bölgede bir zamanlar Onno Tunç Anıtı vardı. Anıtın açılışı oldukça görkemli olmuş, meydanda bir de ünlü sanatçıların katıldığı konser verilmişti. Hatta açılışa Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ ın eşi Sayın Semra Özal da gelmişti. O anıtı da parçaladılar. Günümüzde sembolik bir düzenlemeyle Kültür Merkezi kapısı civarında bulunuyor, çoğu kimse de onun ne olduğunu bilmiyor!
“Plân bir işin iskeletiyse, takip de ruhudur” diyerek bölgede gezmeye devam edelim. Yaptığınız işi takip etmezseniz, hiç ummadığınız sonuçlarla karşılaşırsınız.
Aynı bölgede, uzun yıllar evvel yapılan mermer sanat eserleri var. Bölgede yapılan kanalizasyon, yat limanı vb. çalışmalar sırasında bunların bir kısmı kırıldı, bir kısmı oraya buraya atıldı.
Gördüğümde, üzerlerinde çocuklar oynuyordu. Oysa bu atılmış taş parçaları gibi duran eserlerin üzerlerinde ya da yanlarında, bu eserleri yapan sanatçıların adı, eserin adı ve eserin yapım tarihi yazılı tanıtıcı levhalar olması gerekmez miydi?
Yapılan uygulamanın o sanatçılara saygısızlık hatta hakaret olduğunun farkında değil miyiz?
Deniz kenarı tüm özelliğini kısacası doğallığını yitirmiş. Eğlence alanları ve diğer tesisler denizin görünümünü kapatmış. Son derece çirkin bir görüntü var!
Bir de tam valilik binasının karşısında, “Sevgidir Yalova” sözünün yazıldığı bir yer var. Burada ilk önce “Mutlu Yalova” yazısı vardı, sonra bu “ Umuttur Yalova” oldu, bu da beğenilmedi ve değiştirildi; yap boz tahtası gibi… Devamlılık yok!
Bu seferlik de bu kadar olsun.
Kimsenin rağbet gözüne takılmayacağını bilsem de, bu fakire düşen görev, sade bir vatandaş sorumluluğudur!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Akyol
Yalova Sahili Yalova’ya Yakışmıyor
Yalova’ nın en gözde mekânı, sahil bandıdır. Parklar, anıtlar vb. bu alandadır.
Ne yazık ki, bu gözde mekân yap- boz tahtasına dönmüş durumda…
Kent meydanından başlayalım.
Önceleri buranın kendine özgü bir meydan düzenlemesi, iskelesi, iskeledeki ilgi çekici bir giriş mekânı ve Haluk Tezonar’ a ait muhteşem kaidesiyle çok özel bir Atatürk anıtı vardı.(Bu anıtın baş kopyası, özgünlüğünden dolayı Beşiktaş’ taki Deniz Müzesi’ nde sergilenmektedir.)
Önce meydan bozuldu, aylarca boş bir çamur deryası halinde kaldı. Atatürk Anıtı yerinden kaldırıldı ve Arboretum’ a gönderildi. (Heykel orada bakımsızlıktan zamanın tahribatına uğrayarak tüm özelliğini kaybetti.)
Meydana yeni bir Atatürk heykeli yapıldı. Bu heykel de bir süre sonra buradan alınarak ABD’ ye gönderildi.
Yerine, eski heykelin benzeri yapıldı. Ancak kaidesi orijinale hiç benzemiyordu.
Vapur seferleri kaldırıldı, İDO seferleri Araştırma Enstitüsü yakınındaki yeni yerine taşındı.
İskele yanına İnkılâp Vapuru getirildi. Ayrıntısına girmiyorum, yıllar içinde bu vapur da çeşitli amaçlarla elden çıkarıldı. Yerine bir park yapıldı. Ne ilginçtir ki parkın adı bile yanlış: “İnkılap Park” yazıyor, doğrusu “İnkılâp Park” olması gerekir.
Vapurun pervanesi ve çapası, parkın dışında, balık lokantalarının önünde, etrafı çevrili özel bir ortamda sergileniyor ama tanıtım levhası silindiği için neyin ne olduğu anlaşılamıyor.
Bu arada, Atatürk heykeli yanındaki Polis Şehitleri Anıtı ile Şehitler Anıtı (Camdan hiç anıt olur mu?) tanıtım tabelâ ya da levhaları silinmiş, okunmuyor.
Meydanda çok güzel fıskiyeli bir süs havuzu vardı. Havuz kapatıldı. Hem de yamuk yumuk bir kısmı kırık taşlarla…
Eski vapur iskelesinden Açık Hava Tiyatrosu’ na kadar olan alanda deniz doldurulup üzerine çim ekildi ve araç parkı yapıldı. Bir bakıma göz göre göre doğa tahrip edildi.
Bu alana bir de içinde Osman Beg Heykeli ile Osmanlı Çeşmesi bulunan Osmanlı Parkı yapıldı.
Başlangıçta her şey çok güzeldi. Sonra deniz kenarı yavaş yavaş lunaparklar ile dolmaya başladı, heykel özelliğini kaybetti. Yeri değiştirildi. Üstelik anıtın tanıtım yazıları da dar bir blok halindeki kaidenin biri bir tarafa yazılmış diğeri diğer tarafa yazılmış. Bunu hangi akıl, akıl etmiş bilemedim! İlk yapıldığında heykelin kaidesi iki parçalıydı ve tanıtım yazıları ön yüzünde yazılıydı. (Mevcut yazıların Türkçeyi bilen birisi tarafından yazılmasında yarar var!)
Osmanlı Çeşmesi de, galiba gözden uzak kaldığı ve ihmâl edildiği için çeşitli sloganlarla yazılı halde… Yalova Valiliği’ nin hemen karşısındaki bu çirkinlik neden kimsenin dikkatini çekmemiş/çekmiyor anlamak mümkün değil!
Yeri gelmişken bu anıtın yeri hakkındaki görüşümü de belirteyim.
Bafeus Zaferi’ ni temsilen Osman Beg heykeli, 27 Temmuz 2011 tarihinde, Yalova il merkezinde açıldı. Prof. Dr. Halil İnalcık merhum, bu anıtın Hersek Mahallesi ( eskiden köy) meydanında yapılması gerektiğini ısrarla söylüyordu. Sonra ne değişti de il merkezine yapıldı? Bafeus Muharebesi, Hersek Mahallesi (eskiden köy)’nde önce kıyıda başlamış, meydanda ve günümüzdeki Altınova ilçe merkezinde meydana gelmiştir. Anıtın Hersek Mahalle meydanına dikilmesi gerekirdi.
Kanaatimce, Yalova il merkezindeki Osman Beg Anıtı, zaferi temsil eden rölyeflerle zenginleştirilmeli ve Hersek Mahallesi köy meydanına taşınmalıdır. Eğer burada uygun alan bulunamazsa Altınova ilçe merkezinde uygun bir alanda olabilir. Osman Beg anıtının Yalova il merkezinde bulunmasının tarihi gerçeklikle ilgisi yoktur! Kaldı ki, içinde Osman Beg heykeli ve Osmanlı Çeşmesi’ nin bulunduğu Osmanlı Parkı, araç parkı ve oyun alanları ile çevrildiği için ilk yapıldığı dönemdeki muhteşem görüntüsünü yitirmiştir. Yapılan uygulamanın Osmanlı Devleti’ nin ve onun hanedan ve devlet kurucusunun manevî varlığına saygı olduğu düşünülemez!
Bu bölgede bir de Atatürk ve Çoban Mustafa heykeli var. Kimsenin dikkatini çekti mi bilmiyorum. Fotoğraflı pano ile yanındaki tanıtıcı ve anıtın anlamını açıklayıcı pano kaldırılmış. Bilmeyen biri ya da Yalova’ ya dışarıdan gelen biri, bu heykel grubunun ne amaçla yapıldığını anlayamaz.
Bir şeyi özenle yapıyor, sonra da bırakıp Allah’a emanet ediyoruz. Takip ve devamlılık denen kavramın ne olduğundan haberimiz yok!
Anıtın biraz ilerisinde, Barış Manço Açık Hava Tiyatrosu’nun batısında, küçük bir koruluk var. Bir zamanlar buradaki ağaçlar, iç güvenlik harekâtında şehit düşen Yalovalılar adınaydı. Her ağacın altında, bir betona raptedilmiş pirinç levhalara şehitlerin adları tek tek yazılıydı. Kısacası her ağaç bir şehidin adınaydı ve bir bakıma öncelikle o şehidin ailesine ve Yalovalılara emanet edilmiş gibiydi.
Vefa denilen duygudan o kadar yoksunuz ki, ilgisizlik ve takipsizlikten dolayı, bu levhalar çalındı, yerleştirildikleri betonları da kırıldı. Bir ara yenilendi. Duyarsızlar tekrar parçaladılar. Sonra farklı bir çözüm bulundu. Tüm isimler bir pirinç levhaya yazılarak beton bir kitabeye tutturuldu. Merak ettiğim için özellikle baktım, isim listesi yazılı olan bakır levha yoktu, sökülmüş.
Tabi insan bu duyarsızlığa hem şaşırıyor hem de üzülüyor. Bu durum herhalde bozguncuların işidir. Yalova Belediyesi’nin bu isim levhalarını derhal yerine taktırması gerekmez mi? Bu isimlerin aileleri yok mu? Onlar işin farkında değil mi?
Dolaşırken, ağaçlık alanın kuzey tarafında, yol kenarında, renkli ay- yıldızlı ve renkli fotoğraflı çok güzel bir şehit kitabesi gördüm. “Şehit Muhammed İslâm Altuğ 1994- 2019” adına yapılmış. Çok beğendim. Şehidimize Allah’ tan rahmet diliyorum, nurlar içinde yatsın! (Sonra öğrendim, şehidimizin adı Çiftlikköy’ de İmam Hatip Lisesi’ ne verilmiş. Ne kadar güzel ve anlamlı…)
Peki, diğer şehitlerimiz ne olacak? Hatta sorayım, onların isimlerini hatırlayan var mı? Unutmayalım, şehitlerin adlarının yaşatılması gerekir. Onlar asıl unutulduklarında ölürler! Biz şehitlerimizin anılarını böyle mi yaşatacağız? Şehitlerimiz anılarına sahip çıkıldıkça yaşarlar. Şehitlerimiz bu toprağın onuru, bu toprağın kilididir. Onların hatırasını unutan, geleceğini de kaybeder. Şehitlerimize ve onların anılarına sahip çıkmak, her Türk evlâdının görevidir.
Bir ara yine bu bölgede, Şehitler Anıtı yapıldı; anıt sonra buradan kaldırıldı… Yap- boz tahtası gibi…
Anıt deyince aklıma geldi, yine aynı bölgede bir zamanlar Onno Tunç Anıtı vardı. Anıtın açılışı oldukça görkemli olmuş, meydanda bir de ünlü sanatçıların katıldığı konser verilmişti. Hatta açılışa Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ ın eşi Sayın Semra Özal da gelmişti. O anıtı da parçaladılar. Günümüzde sembolik bir düzenlemeyle Kültür Merkezi kapısı civarında bulunuyor, çoğu kimse de onun ne olduğunu bilmiyor!
“Plân bir işin iskeletiyse, takip de ruhudur” diyerek bölgede gezmeye devam edelim. Yaptığınız işi takip etmezseniz, hiç ummadığınız sonuçlarla karşılaşırsınız.
Aynı bölgede, uzun yıllar evvel yapılan mermer sanat eserleri var. Bölgede yapılan kanalizasyon, yat limanı vb. çalışmalar sırasında bunların bir kısmı kırıldı, bir kısmı oraya buraya atıldı.
Gördüğümde, üzerlerinde çocuklar oynuyordu. Oysa bu atılmış taş parçaları gibi duran eserlerin üzerlerinde ya da yanlarında, bu eserleri yapan sanatçıların adı, eserin adı ve eserin yapım tarihi yazılı tanıtıcı levhalar olması gerekmez miydi?
Yapılan uygulamanın o sanatçılara saygısızlık hatta hakaret olduğunun farkında değil miyiz?
Deniz kenarı tüm özelliğini kısacası doğallığını yitirmiş. Eğlence alanları ve diğer tesisler denizin görünümünü kapatmış. Son derece çirkin bir görüntü var!
Bir de tam valilik binasının karşısında, “Sevgidir Yalova” sözünün yazıldığı bir yer var. Burada ilk önce “Mutlu Yalova” yazısı vardı, sonra bu “ Umuttur Yalova” oldu, bu da beğenilmedi ve değiştirildi; yap boz tahtası gibi… Devamlılık yok!
Bu seferlik de bu kadar olsun.
Kimsenin rağbet gözüne takılmayacağını bilsem de, bu fakire düşen görev, sade bir vatandaş sorumluluğudur!