Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Tigem ve Sonrası

Yazının Giriş Tarihi: 13.02.2006 09:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.02.2006 09:08

Bir zamanlar Yalova’da Atatürk’ün iki çiftliği vardı.
Atatürk, Türk hayvancılığına ve ziraatına örnek ürünler yetiştirmek ve çiftçiye yeni ufuklar açmak amacıyla satın aldığı bu çiftlikleri, vefatından önce milletine bağışlamıştı.


Yalovalı bu emanetlere sahip çıkacağına, mümkün olduğu kadar kısa sürede elden çıkması için çaba gösterdi.
Ne yazık ki, çok az sayıdaki kişinin, karşı çabası başarılı olamadı.


Bu çiftliklerden birisi, eski adı Baltacı Çiftliği olan, daha sonraları Tigem bünyesinde Atatürk Tarım İşletmesi Müdürlüğü olarak tanınan çiftlikti.


Atatürk döneminde bu çiftliğin arazisi 4048 dekardı.
Atatürk, Baltacı Çiftliği’nin tarım ve ziraatta Türk çiftçisine öncü olmasının yanında, çok daha farklı şekilde kullanılmasını da düşünüyordu.


Örneğin, mevcut dere sahilden bir hayli içerilere kadar, içinde kayıklar ve motor botlar gelip-gidecek şekilde derinleştirilebilir ve genişletilebilirdi.


Atatürk, ayrıca Samanlı Deresi’nin denize döküldüğü yerde bir gazino yapılmasını, bu bölgenin ağaçlandırılmasını ve buradan Yalova merkezine kadar olan sahilin de plaj olarak kullanılmasını istiyordu.


Dere ağzına gazino yapılmasını istemesi, sahilde plajların olmasını arzu etmesi, çiftliğin aynı zamanda turistik amaçlı kullanımını da getiriyordu.


Kısacası, “Atatürk, Tigem’i ya da Baltacı Çiftliği’ni tamamen örnek tarım ve hayvancılık için düşünmüştü” demek, kanaatimce yanlış ve eksik olur.


1937 yılından sonra, büyük ünite halinde ve değişik isimler altında hizmet veren çiftlik, 1957 yılında Devlet Üretme Çiftliği Genel Müdürlüğü bünyesine alınmış ve bu ad altında 1983’e kadar görev yapmıştı.
1983 yılında, Tarım İşleri Genel Müdürlüğü bünyesine alındı ve Atatürk Tarım İşletmesi Müdürlüğü adı ile hizmet vermeye başladı. Şüphesiz kuruluş amacına uygun hizmet veriyordu.


Bundan sonra, zaman içinde giderek hudutlarına tecavüzler başladı.
Dere ağzı, çevre köylerde ve çiftliklerde yetiştirilen her türlü malı İstanbul’a nakleden önemli bir limandı. Giderek bir mezbeleliğe dönüştü.
Çiftliğin deniz cephesi 3 km. kadardı; yazlık kamplarla burası kapatıldı.
Çiftlik arazisi içine İstanbul Özel İdaresi bir buzhane yaptı. O zamanlar iyi niyetlerle Köyler Birliği diye bir birlik kuruldu. İşletmesi bu birliğe bırakıldı. Sonraları buzhane kapatıldı. Bir ara konfeksiyon fabrikası oldu. Bir kısmı da tüp deposuydu.


Çiftlik arazisine Orman İşletme Müdürlüğü kuruldu.
Dere ile koy arasındaki muhteşem yarımada, Su Ürünleri’ne verildi.
Yalova Belediyesi, 80 dekar kadar bir alanı Arboretum yapmak için aldı.


Deşarj tesisleri de buraya yapıldı.
Sonuçta, 4048 dekar alandan geriye 2980 dekar alan kaldı.


Atatürk, Samanlı Deresi’nin denize döküldüğü yerden Yalova merkezine kadar, genişliği yer yer 40 metreyi bulan sapsarı renkli muhteşem kumsalın plaj olarak kullanılmasını istiyordu ama, plaj taş dolduruldu ve Gazipaşa Caddesi, deniz kıyısında, denizden yüksekte bir yürüme yoluna dönüştürüldü. Kısacası sahil düzenlemesi altında sahil yok edildi.


Yakın zamanda, Donanma Gazinosu’nun bulunduğu yerden Tigem’e kadar olan belli bir saha deprem enkazıyla dolduruldu, enkaz üzerine çim dikildi.


Atatürk, Yalova vapur iskelesinden Tigem’e kadar olan sahil bandında, plajın gerisinde, bahçeler içinde iki katlı evler düşünmüştü. Oysa, onun düşündüğünün tersi yapıldı ve Gazipaşa Caddesi ile Fatih Caddesi’nin arası, denizi kapatan blok beton yığınlarıyla kaplandı.
Denizin görüntüsü kapandı.


Kim yaptı bunu ?
Başkası değil, Yalovalı…


17 Ağustos 1999 depreminden sonra, 550 dekar tarım alanı, Kriz masası yetkilileri tarafından, çadır kent ve prefabrik konut alanı olarak kullanıldı.


2980 dekardan bataklık alan, kanallar, çorak arazi ve yollar çıkarılırsa, geriye tarım için kalan arazi 1185 dekardır.


Kısacası, Atatürk Tarım İşletmesi Müdürlüğü tesisleri, Atatürk’ün istediği amaçlar doğrultusunda rasyonel bir biçimde kullanılamamış, zarar etmiş, üzerinde çeşitli kamu kuruluşlarına ait yazlık kamplar ve lojmanlar yapılmış, topraklarının bir kısmı vatandaşa dağıtılmış, bir kısmının üzerine geçici konut yapılarak arazinin tarım vasfını kaybetmesine yol açılmıştır. Özellikle Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Yaşam Modülleri, Atatürk Tarım İşletmesi Müdürlüğü yetkililerinin görüş ve olurları alınmadan, birinci sınıf tarım arazisine yapılmıştır.


Atatürk Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nün çiçekçiliğe el atması ve hemen yol kenarına cazip çiçek seraları yapması, özel sektörün çiçekçiliğini baltalamıştır. Bu durum özel sektörün aleyhine olmuş, devlet eliyle çiçekçilik ile uğraşan özel sektöre darbe vurulmuştur.
Kanaatimce, Tigem arazisinin güneyinde, Çınarcık yolunun batısında kalan eski prefabrik alan, Yalovalı çiçekçilere tahsis edilebilir ve burada çiçek fuarı için de gereken düzenlemeler kalıcı olarak yapılabilir. İleride, bu alanın yeni yapılacak turistik alanla entegrasyonu da sağlanabilir.


Yalova’da 8-14 Mayıs 1998 tarihleri arasında Yalova Kongresi yapılmış, burada belirlenen komisyonlar çalışmalarına devam etmişler ve belirli zamanlarda çalışmalarıyla ilgili raporlar sunmuşlardı.


Kongre sonuç ve daha sonra komisyon raporları incelendiğinde, ilginç bir durumla karşılaşılmaktadır. Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü toprak bütünlüğünün sağlanması büyük bir önemle kabul görürken, Atatürk Tarım İşletmesi Müdürlüğü arazisi bu yönde yeterli şekilde gündeme gelmemiştir.


Atatürk, bu çiftlikleri tarım ve ziraatta Türk çiftçisine örnek olmak amacıyla kurmuştur ama, unutulmamalıdır ki, bu çiftlikleri hazineye devrederken, buraların nasıl kullanılmasını istediğini de belirtmiş, hatta vasiyet etmiştir.


Bu vasiyetteki şu ifadeler ilgi çekicidir:
“…Çiftliklerin, yerine göre arazi ıslah ve tanzim etmek, muhitlerini güzelleştirmek ; halka gezecek, eğlenecek ve dinlenecek sıhhi yerler, hilesiz ve nefis gıda maddeleri temin eylemek…”


Önümüzdeki günlerde, Tigem arazisi kullanım için ihaleye çıkacak, arazi kiralanacak ve burada bir takım tesisler yapılacak.
Neler olacağını bekleyip göreceğiz.


Benim bu aşamada dikkat çekmek istediğim konu, Tigem değil, daha önce Tigem’den alınan yerler.


Özellikle, Arboretum ve deniz kenarında içinde lojmanların bulunduğu elma bahçesinden bahsediyorum.


Bu alan, ileride Tigem’de yapılacak tesislerle birlikte değerlendirilmeli,şimdilik burada hiçbir şekilde yapılaşmaya gidilmemeli, mevcut binalardan geçici olarak yararlanılmalı, Tigem’de yapılacaklar belli olduktan sonra, burası, Belediye Başkanlığı tarafından ele alınarak değerlendirilmelidir.


Eski Tigem arazisi turizm için düzenlendikten sonra, Yalova’nın misyonunun değişeceği görüşündeyim. Bu safhada, sözünü ettiğim elma bahçesi ile Arboretum arazisi çok değerlenecek ve bölge turizmcilerin göz bebeğine dönüşecektir. Bu safhada çok rasyonel düşünmeli, acele etmemeli ve mutlaka Yalova’nın yararına en uygun projeler desteklenmelidir.


Kısa Kısa...


Kısa kısa da olsa, bazı olaylar hakkındaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak isterim:


1.ABD’li askerlerin Irak’ta yaptıklarını kabul etmeyen bazı ABD’liler, ABD’nin hiçbir zaman savaş istemediğini, ABD’nin barışsever bir ülke olduğunu söylemekle, tarihi hakikatleri inkâr etmektedirler. Oysa ABD tarihi, Irak’ta olduğu gibi, haksız işgâller ve istilâlarla doludur.


2. Makam ve mevki itibariyle toplumun gözü önünde olanlar, eğer bir de yönlendirici pozisyonundaysa konuşmalarına, hâl ve hareketlerine dikkat etmelidirler.
Özellikle öğretmenler de, ister okulda, ister okul dışında olsun her türlü davranışlarıyla öğrencilerine davranış modeli ve hatta topluma örnek olduklarını asla unutmamalıdırlar.


3. Anayasamıza göre: herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Kimse, din inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.
Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.


4. TV’lerde oynatılan filmlerdeki konuşma ve sahneler, toplumun sosyo-kültürel yapısının oluşmasında önemli rol oynarlar.
Bir gün, bir arkadaşımın zar zor yürüyen ve konuşan torunu, ağabeyinin oyuncak tabancasını aldı ve gözümüzün önünde önemli bir şey yapıyormuş gibi, şakağına dayayarak tetiği çekti. Yorum sizin.
Bir başka günde, bir başka arkadaşımın torunu, TV’deki türkücünün sözüm ona sohbet programında söylediği türküyü söyleyerek, “neresini neresini…tuttum kadının memesini” diyerek annesinin göğüslerini mıncıklamaya kalktı.
Bu gülünecek bir şey değildir.
Çocuklarımızın eğitimine önem vermeli, onların her şeyiyle samimi olarak ilgilenmeli, okudukları kitaplara, seyrettikleri programlara dikkat etmeliyiz.



Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.