Bir gün yine kıyafet değiştirip, halkın arasına katılmış.
Gezinirken yolu kuşların alınıp satıldığı Kuş Çarşısı’na düşmüş.
Burada avcılar, tuzağa düşürüp yakaladıkları ve daha sonra da eğittikleri kuşları satıyorlarmış.
Padişahın gözü bir ara kekliklere ilişmiş.
Bir grup kekliğin üzerindeki varakta “Tane işi satış fiyatı 1 altın” yazıyormuş.
Hemen yanı başında asılı, adeta altın kafes içinde bir başka keklik daha varmış.
Onun fiyatı da 300 altınmış.
Padişahın gözü işte bu 300 altınlık kekliğe takılınca, aradaki farka bir anlam verememiş..
“Hayırdır” demiş satıcıya.
"Bunun diğerlerinden ne farkı var ki, bunlar 1 altın, bu 300 altın?"
Satıcı,
"Bu keklik özel eğitimli, çok güzel ötüyor !”
“Hepsi bu mu yani ?”, demiş Padişah, “Kekliklerin hepsi öter.”
Padişahı tanımayan satıcı, gülmüş,
“ Bütün keklikler öter ama bu keklik öttüğünde, etrafta bunun öttüğünü duyan ne kadar keklik varsa, hepsi onun etrafına doluşur. Tabi bu arada avcılar da bu etrafa toplanan keklikleri yakalarlar.”
Duyduklarına çok şaşıran Padişah,
“Ben bu kekliği alıyorum” demiş.
“Al sana 300 altın.”
Padişah belindeki keseden çıkardığı 300 altını satıcıya vermiş.
Sonra satıcının kafesin kapısını açıp tuttuğu kekliği elinden almış ve hemen orada kafasını koparmış.
Satıcı çok şaşırmış gördüğü manzaraya...
Şaşkınlıkla,
“Ne yaptınız? En maharetli kekliğin kafasını kopardınız. Yazık değil mi?” demiş.
Satıcının şaşkınlığı padişahı daha da sinirlendirmiş,
“ GÖRMÜYOR MUSUN BE ADAM… BU KENDİ SOYUNA İHANET EDEN BİR KEKLİKTİR. KENDİ SOYUNA İHANET EDENLERİN SONU İŞTE BUDUR!”
KISSADAN HİSSE...
Kıssadan hissesi yok, ben sadece ilgimi çeken tarihî bir anekdotu paylaşmak istedim, hepsi bu!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Akyol
Soyuna İhanet Edenler
Bir gün yine kıyafet değiştirip, halkın arasına katılmış.
Gezinirken yolu kuşların alınıp satıldığı Kuş Çarşısı’na düşmüş.
Burada avcılar, tuzağa düşürüp yakaladıkları ve daha sonra da eğittikleri kuşları satıyorlarmış.
Padişahın gözü bir ara kekliklere ilişmiş.
Bir grup kekliğin üzerindeki varakta “Tane işi satış fiyatı 1 altın” yazıyormuş.
Hemen yanı başında asılı, adeta altın kafes içinde bir başka keklik daha varmış.
Onun fiyatı da 300 altınmış.
Padişahın gözü işte bu 300 altınlık kekliğe takılınca, aradaki farka bir anlam verememiş..
“Hayırdır” demiş satıcıya.
"Bunun diğerlerinden ne farkı var ki, bunlar 1 altın, bu 300 altın?"
Satıcı,
"Bu keklik özel eğitimli, çok güzel ötüyor !”
“Hepsi bu mu yani ?”, demiş Padişah, “Kekliklerin hepsi öter.”
Padişahı tanımayan satıcı, gülmüş,
“ Bütün keklikler öter ama bu keklik öttüğünde, etrafta bunun öttüğünü duyan ne kadar keklik varsa, hepsi onun etrafına doluşur. Tabi bu arada avcılar da bu etrafa toplanan keklikleri yakalarlar.”
Duyduklarına çok şaşıran Padişah,
“Ben bu kekliği alıyorum” demiş.
“Al sana 300 altın.”
Padişah belindeki keseden çıkardığı 300 altını satıcıya vermiş.
Sonra satıcının kafesin kapısını açıp tuttuğu kekliği elinden almış ve hemen orada kafasını koparmış.
Satıcı çok şaşırmış gördüğü manzaraya...
Şaşkınlıkla,
“Ne yaptınız? En maharetli kekliğin kafasını kopardınız. Yazık değil mi?” demiş.
Satıcının şaşkınlığı padişahı daha da sinirlendirmiş,
“ GÖRMÜYOR MUSUN BE ADAM… BU KENDİ SOYUNA İHANET EDEN BİR KEKLİKTİR. KENDİ SOYUNA İHANET EDENLERİN SONU İŞTE BUDUR!”
KISSADAN HİSSE...
Kıssadan hissesi yok, ben sadece ilgimi çeken tarihî bir anekdotu paylaşmak istedim, hepsi bu!