Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Müjdeler Olsun…

Yazının Giriş Tarihi: 26.11.2007 11:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.11.2007 11:10

Müjdeli haberlerimiz var ama, önce olayları görelim.

Yalova yöresinde, tarih içinde, çeşitli dönemlere ait yerleşim yerleri olduğu bilinmektedir.

Günümüzdeki Gacık Köyü’nün bulunduğu yerde de, tarih boyunca önemli yerleşimler olmuştu.

Bunun en önemli kanıtı, İS. 1 nci yüzyıla ait bir Onur Steli(Taşı)’dır.

Pratomysitai Halk Meclisi, (Bu arada kısaca belirtelim: sözünü ettiğimiz bu eski yerleşimin günümüzdeki Yunanlılarla hiç ilgisi yoktur) halkın işbirliğini kusursuz ve hakkaniyetli biçimde yönettiği ve kendi kesesinden şenlik düzenlediği için, Filotimos’un onuruna kabartma resimli bir stel(taş) diktirmişti.

Çeşitli kitaplarda konu hakkında yazılanları okuduktan sonra, değerli kardeşim Vefa Salman ile 11 Eylül 2001 günü, Gacık Köyü’nde, Yalova tarihinde önemli bir yeri olması gereken, bu kabartma resimli steli(taşı) aradık. Köyde konuştuğumuz kişilerden bu taşın önemini ve nerede olduğunu bilene rastlamadık. Nihayet birisi, ne olduğunu bilmediği bir taşın köyün dışında bir yere atıldığını, üzerinin de çöp, toprak, vs ile kapatıldığını söyledi.

Onur Steli’ni bulduk; kazma, kürek ne varsa kullanarak açığa çıkardık.

Bu Stel, daha sonra, durumu ilettiğimiz, dönemin İl Kültür Müdürü Mehmet Müderrisoğlu’nun çabasıyla, şimdi Uygulama Oteli karşısında, bulvar kenarındaki Yalova Belediyesi’nin Açık Hava Müzesi’ne taşındı, orada sergileniyor.

Gacık Köyü’nde günümüzde, yeni bir tarihe sahip çıkma çabası var; haberlere göre, köydeki eski hamam kalıntısı restore edilecekmiş.

Bilmiyorum, hamam olarak mı, yoksa bir başka amaçlı mı kullanılacak?

Herhalde mutlaka bir ihtiyacı karşılayacaktır.

Bunun için öncelik almıştır !..

Hamamın restorasyonu, Hersekzade Ahmet Paşa Camii restorasyonuna benzer şekilde olacakmış.

Bu arada, müjdeleyelim.

Altınova’nın Hersek köyünde bulunan Hersek Camii’de onarım çalışmaları nihayet başladı.

Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından kontrolü yapılan restorasyon çalışmaları 300 gün devam edecek ve bunun için 674 000 YTL ( 674 milyar TL ) harcanacakmış. (Bu paraya, herhalde yıkılıp yeniden yapılacak.)

15 nci yüzyıldan kalma cami, son olarak 17 Ağustos 1999 depreminde hasar görmüş ve onarımına hemen başlanacağı söylenmişti. Bu yeni çalışmaya göre onarım 17 Ağustos 2008 tarihinde tamamlanmış olacakmış.

Bir caminin onarımı dokuz senede yapılıyor yani (!)…

Gacık Köyü hamamı da, buna göre, herhalde 2016 yılında tamamlanır.

Müjdeler olsun!..

Ama, bu günlerde, yapımı 9 sene sürmeyecek, iki çalışma daha var.

Bunlar muhtemelen, yerel seçimlerden hemen önce bitirilecektir.

Ne bunlar?

Biri, Cumhuriyet Meydanı düzenlemesi…

Diğeri, Badgodesberg Parkı’ndan Donanma Tesisleri’ne kadar olan sahilin doldurulması……

Duydunuz mu bilmiyorum, sahil doldurulduktan sonra, Donanma Tesisleri’nin adı artık Kara Kuvvetleri Tesisleri(!) olacakmış…

Daldan dala atlıyorum gibi gözükecek ama değil.. Sonda asıl konuya geleceğim.

Devlet Demiryolları’nın “Railife” isimli bir dergisi var. Bu derginin son sayısında, “Yürüyen Köşk” farklı bir anlatımla işlenmiş.

“Yürüdü gitti köşk” başlıklı yazıya “Hiç yürüyen bir köşk gördünüz mü” sorusuyla başlayan dergide, Atatürk’ün çınar ağacının dalının kesilmemesi için 1929 yılında köşkü temelinden taşıttığına; Atatürk’ün Yürüyen Köşk’le tüm dünyaya, vatanını sevmenin sadece toprağı sevmekle değil, doğayı da sevmekle olabileceği mesajına geniş yer verilmiş..

Dergideki bir hatayı düzeltelim: Köşk, 1929’da değil, 1930’da yürütüldü. (Araştırma Enstitüsü sitesinde bu tarih hâlâ 1936 ve hâlâ düzeltilmedi.)

Bu hataya rağmen, dergide çok önemli bir konu gündeme getiriliyor.

Nedir o?

“Vatanı sevmek ancak doğayı sevmekle olur.”

Şimdi gelelim, Atatürk’ün bu çevre mesajı için seçtiği Yalova’da yapılanlara…

Burada ”Yürüyen Köşk” değildir önemli olan, önemli olan “doğayı korumak ve ona sahip çıkmaktır.”

Hep söylüyorum, yine tekrarlayayım: Küçük bir evi yıkıp yerine yenisini yapmak daha kolaydı. Atatürk’ün yaptığı, olaya yani çınar ağacının korunmasına dikkat çekmekti..

Ne yazık ki, bu durum Yalova’da yanlış anlaşılmıştır.

Geçmişte, köşkün restorasyonu gündemdeyken, son derece tehlikeli bir tür mantara yakalanmış olan ünlü Çınar Ağacı’nın ölmekten son anda nasıl kurtarıldığını, bilenler biliyor.

Atatürk, “doğayı koruyun ve ona sahip çıkın” diyor ya…

Biz, Yürüyen Köşk’ü seyretmek için , büyük küçük her neyse ağaçları kesip kafeterya; Yalova’nın en güzel yerinde denizi doldurup, üzerine araç parkı yapıyoruz.

Hani, sözüm ona doğayı koruyoruz !...

Şimdi, gelelim biraz yukarıda bahsettiğimiz konuya…

Bana göre, Yalova’nın en güzel yeri Gazipaşa Caddesi ve civarı…

Geçmiş yazılarım içinde var: “Gazipaşa Caddesi’ne Arkadaş Geliyor” ve “Yalova’yı Sevenler Diyor ki” başlıklı yazılarımda geniş olarak yazmıştım.

Son defa yazıyorum:

Gazipaşa Caddesi trafiğe açılacakmış; Gazipaşa Caddesi girişindeki o güzelim süs ağaçları sökülecek, oturma sıraları kaldırılacak, kent merkezinde kalan tek kumsal kapatılacak, deniz kıyısı Donanma Tesisleri’ne kadar doldurulacakmış. Bu durumda, şüphesiz, deniz kenarındaki çay bahçelerinin o kendilerine özgü özellikleri de ortadan kaldırılmış olacaktır.

(Atatürk’ün isteğiyle, halkın denize girmesi için deniz kenarında bir Gazino/Plaj yaptırılmıştı. Aslen Termal İşletme Müdürlüğü’nün malı olan bu tesis giderek gelişti ve Donanma Tesisleri adıyla yeni bir kimliğe büründü. Peki, bu tesis de yapılış amacından yola çıkarak Atatürk’ün emaneti sayılamaz mı?)

Müjdeler olsun!..

Yalovalı, Atatürk’ün mesajını uyguluyor ve “doğayı koruyor, doğaya sahip çıkıyor.”

Yerel seçimlerden hemen önce tamamlanacağını tahmin ettiğim bir diğer proje de, Cumhuriyet Meydanı Projesi…

Türkiye’nin il merkezlerinin tamamını gören, özellikle Atatürk anıtları ve meydan düzenlemelerine ilgi gösteren bir vatandaş olarak, yapılması düşünülen Cumhuriyet Parkı Çevre Düzenleme Projesi’nin estetik ve fonksiyonel olmaktan uzak olduğunu ve Yalova’ya asla yakışmayacağını düşünüyorum.

Mevcut proje denizin görünümünü kapatacak, ne amaçla yapılacağını hiçbir şekilde anlamadığım Kent Müzesi ve etrafını çeviren dükkan yığınıyla son derece çirkin bir görüntü kirliliği ortaya çıkaracaktır.

Yalova Gazetesi’nde, yıllarca bir meydanın nasıl olması gerektiğini ayrıntılarıyla yazdım.

Tekrarlamak, dikkatli okuyucuyu bıktırır, sıkar.

Ayrıca, Sayın Vefa Salman’ın bu konuda yazdığının üzerine, bu safhada, söyleyecek bir şey yok. Cumhuriyet Meydanı projesine ilgi duyanların bu yazıyı mutlaka okumalarını öneririm.

Benim bu projede dikkatimi öncelikle çeken konu, Atatürk anıtına en yakın tesisin WC olması…

İnanmayan, her yerde asılı projeye bir göz atar. Projede Atatürk Anıtı 9 numara, WC ise 12 numara… Bakın bakalım, ne diyeceksiniz.

(Tekrarlayayım: İşin özünde, Yalova’nın Cumhuriyet Meydanı’nın çağdaş normlarda yeniden düzenlenmesini çok arzu ediyorum ama, mevcut projenin yeterli olmadığını ve Yalova’ya asla yakışmadığını düşünüyorum.)

Başkanın bir de eski Atatürk Anıtı’nı eski yerine getirme sözü var.

Her ne kadar, Meydan Düzenleme Projesi’nde gözükmese de, heykel yer yer çatlayıp dökülse de, alın size bir müjde daha…

Çok kimse, “plânsız olmaktansa kötü bir plânı uygulamak doğrudur” der.

Ben, oldum olası bu düşünceye karşıydım, halen de karşıyım.

Kötü bir plânın yaptığı tahribat, asla yerine getirilemiyor.

Yazıya “müjde” diyerek başlamış ve bir çok müjdeyi müjdelemiştik.

Umarım, müjdeler, hayırlara vesile olur.

(www.ahmetakyol.net)



Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.