Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Maşa

Yazının Giriş Tarihi: 13.10.2014 05:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.10.2014 05:00

Doğalgazlı ve elektrikle ısınmalı günlerden biraz nostaljiyle eski günlere gidelim.

Salonda oturuyorsunuz. Soba gürül gürül yanıyor. İçerisi sımsıcak. Bir süre sonra kömür bitiyor. Sobanın kapağını açıyorsunuz. Ya bir küçük kürekle sobaya kömür atacaksınız, ya da kor halindeki kömürü bir mangala (mangal mı kaldı birader diyenler olacaktır, yahu kardeşim nostalji yapıyoruz) koymaya karar veriyorsunuz. Ama elinizle kor ateşi tutamazsınız. Ateşi elinize alamazsınız. Bir maşaya ihtiyacınız var. Ya evde bir yardımcınız varsa ona söyleyeceksiniz, ya da kendiniz gidip kömürlükten maşayı alacaksınız.

Önce odadan çıkar, kapıyı arkanızdan kapatırsınız. Eğer ikinci katta oturuyorsanız, merdivenlerden birinci kata inersiniz. Merdiven altındaki kömürlüğün kapısını açarsınız. Kömürlüğün ışığını yakar ve merdivenlerden yavaş yavaş ve dikkatle aşağıya inersiniz. Küf, rutubet ve kömür kokuları arasında bir köşeye atılmış duran maşayı ararsınız. Nihayet bir köşede, karanlıkta duran maşayı bulursunuz. Toz içindedir. Hemen orada bulduğunuz bir bezle üzerini siler, parmağınızın ucuyla tutarsınız.

Geriye dönüş başlar. Önce kömürlüğün merdivenlerinden yukarıya çıkarsınız. Kömürlüğün kapısını kapatır, ışığını söndürürsünüz. Merdivenlerden ikinci kata çıkar, salonun kapısını açar ve içeri girersiniz.
Artık maşanızı kullanma zamanı gelmiştir. Sobanın kapağını açar, maşayla kömürü tutar, mangala koyarsınız. Maşa, bu sırada belki de kendi kendine gururlanıyordur; “Heyt be, bak neler yapıyorum, benim yaptığımı kimse yapamıyor” filân diyordur.

Ne var ki, iş bitmiştir. Eğer ihtiyacınız kalmamışsa, yine aynı yoldan kömürlüğe gider, maşanızı aldığınız karanlık yere bırakırsınız. Zira maşanın yeri orasıdır. Tabii bunun için önce salondan çıkmanız, kapıyı arkanızdan kapamanız gerekir. İkinci katın merdivenlerinden aşağıya iner, kömürlüğün belki de kilitli kapısını açar, içerisini görmek için kömürlüğün en fazla 20 waltlık lambasını yakar, tozlu merdivenleri düşmemek için dikkatle iner ve maşayı aldığınız o karanlık veya loş yere bırakırsınız.

Tekrar geri dönüş başlar. Yavaş yavaş ve dikkatle kömürlüğün tozlu merdivenlerinden çıkarsınız. Kömürlüğün ışığını söndürür ve kimse girmesin diye kapısını kilitlersiniz. Hani işi olmayanlar girmesin, kazara bir takım haşarat kömürlükten çıkmasın diye…

Sonra üstünüzü şöyle bir silkelersiniz, belki kömür tozu üstünüze bulaşmıştır. Etrafa, konu- komşuya böyle kirli görünmeyi kimse istemez tabii…Hemen ellerinizi yıkarsınız. Zira elleriniz kirlenmiştir. Maşayı tuttuğunuz ellerinizle yemek yiyecek haliniz yok ya…

Tekrar salonun kapısını açar, sıcacık odanızda rahat koltuğunuza kurulursunuz. Maşa yerini, siz yerinizi bilmek zorundasınız.
Yok eğer maşayı olması gereken yere indirmez, salonun ortasında bırakırsanız, hem o kendini bir şey zanneder, hem de evdeki diğer sakinler veya size gelen misafirler, söylemeseler bile o maşadan rahatsız olurlar.

Kısacası ne maşa, ne de maşayı tutan el kahramandır; onlar sadece yapması gerekeni yapmışlardır.

**********

Şimdi bu satırları neden yazdığımı merak edenler olabilir.
Sözlerim onlaradır.

Yorum yok!... Ne anladıysanız!...



GÜNÜN SÖZÜ:

Çürük yumurtadan omlet yaparsanız kokar ve yenmez ; ikinci sınıf adamdan birinci sınıf iş beklenmez; İlk iliği kaçıran, düğmeleri sonuna kadar doğru ilikleyemez!..

ATATÜRK DİYOR Kİ:
“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…”
www.ahmetakyol.net
www.facebook.com/ahmet.akyol.1422



Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.