1994'te ilk defa tüm halkın katıldığı seçimlerde devlet başkanı seçilmişti.
Mandela’ nın yönetimi, Apartheid'ın mirasının dağılmasına, ırkçılığı engellemeye, fakirlik ve eşitsizliğe odaklanmıştı.
Mandela, anti-sömürgeci ve anti-apartheid görüşü ile uluslararası beğeni topladı ve 1993'teki Nobel Barış Ödülü, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı Özgürlük Madalyası ve Sovyet Lenin Nişanı da dâhil olmak üzere 250'nin üzerinde ödül kazandı. Güney Afrika'da "Ulusun Babası" olarak görülür.
Halkı tarafından çok sevilen ve bütün dünyanın takdirle andığı Mandela, yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor:
***
Başkan olduktan sonra askerlerimle bir yürüyüşe çıktık.
Yürüyüşten sonra bir restoranta öğlen yemeği yemeye gittik.
Restorantın ortasında bir masaya oturup yemek siparişlerimizi verdik.
Yemeklerimizi beklerken yan masamızda tek başına oturan bir adam gördüm.
Adamın yemeği masasına ulaşınca, askerlerimden birinden gidip adamı bizim masamıza davet etmesini istedim.
Adam yemek tabağını alıp yanımıza geldi ve benim yanıma oturdu. Sessizce yemeğini yerken ne yüzüme bakıyor, ne sohbetimize katılıyor ne de göz kontağı kuruyordu. Sürekli ama adamın elleri titriyordu.
Yemeğini bitirince adam sessizce kalktı, bana bakmadan hoşça kalın der gibi elini salladı. Ben adamın elini sıktım ve adam masadan uzaklaştı.
Adam gidince güvenlik görevlilerimden bir tanesi şöyle dedi:
-Efendim o adam çok hasta olmalı. Yemeğini yerken eli sürekli titriyordu.
-Hayır, hiçte öyle değil! Adamın elleri o sebepten dolayı titremiyordu.
Adam ben hapisteyken benim gardiyanlarımdan bir tanesiydi.
Bana saatlerce işkence yapıldığında bağırıp bana su vermesi için yalvarırdım. Ama bu gardiyan bana su vermektense, alay eder, kafama işerdi. O adam hasta değildi, sadece artık Güney Afrika'nın Başkanı olduğum için benden korkuyordu. Onu hapse göndereceğimden korkuyordu, bana yaptıklarını ona yapacağımdan, beni aşağıladığı gibi onu aşağılayacağımdan…
Ama ben öyle bir insan değilim.
O tür davranışlar benim karakterimin ve etik değerlerimin parçaları değiller..
İntikam almak isteyen zihinler ülkeleri darmadağın ederler, barış isteyen insanlar ise ülkeler yaratırlar.
***
Mandela’ nın son sözü çok hoşuma gittiği için yukarıdaki hatırasını tekrarlamak istedim. Ne diyordu Mandela,
“İntikam almak isteyen zihinler ülkeleri darmadağın ederler, barış isteyen insanlar ise ülkeler yaratırlar.”
Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün, “Yurtta Barış, Cihanda Barış” sözünü de bu arada hatırlamak gerekiyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Akyol
Mandela’dan Bir Anı
1994'te ilk defa tüm halkın katıldığı seçimlerde devlet başkanı seçilmişti.
Mandela’ nın yönetimi, Apartheid'ın mirasının dağılmasına, ırkçılığı engellemeye, fakirlik ve eşitsizliğe odaklanmıştı.
Mandela, anti-sömürgeci ve anti-apartheid görüşü ile uluslararası beğeni topladı ve 1993'teki Nobel Barış Ödülü, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı Özgürlük Madalyası ve Sovyet Lenin Nişanı da dâhil olmak üzere 250'nin üzerinde ödül kazandı. Güney Afrika'da "Ulusun Babası" olarak görülür.
Halkı tarafından çok sevilen ve bütün dünyanın takdirle andığı Mandela, yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor:
***
Başkan olduktan sonra askerlerimle bir yürüyüşe çıktık.
Yürüyüşten sonra bir restoranta öğlen yemeği yemeye gittik.
Restorantın ortasında bir masaya oturup yemek siparişlerimizi verdik.
Yemeklerimizi beklerken yan masamızda tek başına oturan bir adam gördüm.
Adamın yemeği masasına ulaşınca, askerlerimden birinden gidip adamı bizim masamıza davet etmesini istedim.
Adam yemek tabağını alıp yanımıza geldi ve benim yanıma oturdu. Sessizce yemeğini yerken ne yüzüme bakıyor, ne sohbetimize katılıyor ne de göz kontağı kuruyordu. Sürekli ama adamın elleri titriyordu.
Yemeğini bitirince adam sessizce kalktı, bana bakmadan hoşça kalın der gibi elini salladı. Ben adamın elini sıktım ve adam masadan uzaklaştı.
Adam gidince güvenlik görevlilerimden bir tanesi şöyle dedi:
-Efendim o adam çok hasta olmalı. Yemeğini yerken eli sürekli titriyordu.
-Hayır, hiçte öyle değil! Adamın elleri o sebepten dolayı titremiyordu.
Adam ben hapisteyken benim gardiyanlarımdan bir tanesiydi.
Bana saatlerce işkence yapıldığında bağırıp bana su vermesi için yalvarırdım. Ama bu gardiyan bana su vermektense, alay eder, kafama işerdi. O adam hasta değildi, sadece artık Güney Afrika'nın Başkanı olduğum için benden korkuyordu. Onu hapse göndereceğimden korkuyordu, bana yaptıklarını ona yapacağımdan, beni aşağıladığı gibi onu aşağılayacağımdan…
Ama ben öyle bir insan değilim.
O tür davranışlar benim karakterimin ve etik değerlerimin parçaları değiller..
İntikam almak isteyen zihinler ülkeleri darmadağın ederler, barış isteyen insanlar ise ülkeler yaratırlar.
***
Mandela’ nın son sözü çok hoşuma gittiği için yukarıdaki hatırasını tekrarlamak istedim. Ne diyordu Mandela,
“İntikam almak isteyen zihinler ülkeleri darmadağın ederler, barış isteyen insanlar ise ülkeler yaratırlar.”
Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ ün, “Yurtta Barış, Cihanda Barış” sözünü de bu arada hatırlamak gerekiyor.