Bilinen ve tekrarlanan bir hikâyedir. Çoğu zaman filmlere konu olur. Köyün gözdesi genç ve güzel bir kız vardır. Köyün bütün gençleri bu kıza aşıktır. Köy ağasının oğlunun da gözü bu güzel kızdadır.
Ne var ki, bir gün köye yakışıklı bir mühendis gelir. Köprü yada bir baraj yapımıyla görevlidir bu genç adam…
Mühendis, genç kızı görür görmez çarpılır. Genç kız da mühendise kayıtsız değildir.
Ancak, ağanın oğlu bu ilişkiye karşı çıkar. O kadar kararlıdır ki, ya kendisinin olacaktır bu genç kız, ya da hiç kimsenin… Avenelerinin yardımıyla genç kızı dağa kaldırır ve kötü emellerine alet eder.
Genç kız, artık kimsenin olamayacak kadar düşmüş ve elden çıkmıştır.
Bu arada, ağanın adamları, mühendisi yakalayıp bir güzel döver; yaptığı köprü- baraj her neyse yakıp yıkarlar. Oysa, yapılan köye yararlı bir hizmettir.
Bilinen senaryodur dedik ya… Tarih tekerrür eder misali, çok sık uygulanır bu senaryo… Aynen Yalova’daki Atatürk Çiftlikleri’nde olduğu gibi…
Yalova’yı bildim bileli, tüm gözler Atatürk çiftliklerinde… Okul mu-üniversite mi yapılacak, düşünülen yer bu çiftlikler. Hastane mi düşünülüyor, yer elbette çiftlik arazileri olacak. Bir ara defterdarlık ve valilik binaları bile çiftlik arazisinde düşünülmüştü.
Konservatuar, çiftlik arazisinde… Öğrenci yurdu için aynı yer düşünülüyor. Doğal afetlerde çadır kent ya da prefabrik yerleşim yerleri için düşünülen yer, yine çiftlik arazileri…
“Tigem arazisi gerçek Yalovalılar’a dağıtılsın”, ya da “ Tigem arazisi sosyal amaçlı mesken olarak düşünülsün” diyen bile var.
Atatürk zamanında Millet Çiftliği (günümüzde Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü) 6982 dekar, Baltacı Çiftliği (günümüzde TİGEM) 4048 dekardı. Demokrat Parti yönetimi sırasında Millet Çiftliği’nin 5700 dekarı, Baltacı Çiftliği’nin de 1098 dekarı vatandaşa dağıtıldı.
Atatürk, çiftliklerini Türk Milleti’ne armağan etmişti ama, bu dağıtılan çiftlik arazilerinin Atatürk’ün vasiyetine uygun olarak kullanıldığını söylemek mümkün mü?
Bugün, Yalova’nın gelişmesi denilince nedense akla hemen “ imar- inşaat “ geliyor. Toplumun göze çarpan kesimi, ısrarla “ Artık tarım ve hayvancılık mı kaldı? Sanayi kenti olmalıyız. Yalova’nın gelişmesini engelliyor; Atatürk çiftliklerinin toprakları imara açılmalıdır” görüşünü ileri sürüyor.
İmara açılmanın gelişmekle ne ilgisi var? Yalova Belediye Başkanlığı, Atatürk’ün Yalova’daki yaşantısını araştıracak bir “ Atatürk Araştırma Enstitüsü” kuracakmış, hayırlı olsun.
Benim hiç ümidim yok ya, belki bir gün, Atatürk’ün Yalova’da yaptıkları ve yapmak istedikleri anlaşılır da, bu çiftliklerin yağmasının önüne geçilir.
Dedik ya, özellikle, belediyeler ve iktidardaki partinin Yalova temsilcileri, geçmişte projelerini genellikle hep TİGEM toprakları üzerine oturttular, günümüzde de TİGEM üzerine oturtuyorlar.
Bu konuda geçmişte olan bir olay ile ilgili somut iki belgeyi, TİGEM ile Yalova Belediyesi arasındaki mahkeme karar özetini, sizinle paylaşmak isterim.
(Pafta, ada ve parsel olarak belirli ) alan, Belediye İmar Plânı’nda Belediye Eğitim Tesisleri olarak ayrıldı, Danıştay 6 nci Dairesi ( tarih ve karar numarası belli ), Belediye Eğitim Tesisi olarak ayrılması kararını reddetti.
(Pafta, ada ve parsel olarak belirli) alan, Belediye İmar Plânı’nda Belediye Hizmet Alanı, Kamu Tesisleri Alanı, Resmi Kurum, Karakol alanı olarak ayrıldı, İstanbul 5 nci İdari Mahkemesi, (tarih ve numarası belli) bunu iptal etti ve bugünkü kullanım amacına uygun olarak bırakılmasına karar verdi.
Bu tarz istemler böyle sürdü gitti ve günümüze gelindi. Ben şahsen, TİGEM arazisinin, yine TİGEM yöneticileri tarafından, rasyonel-akılcı bir bütünlük içinde kullanılmasını beklerdim. Böyle bir çalışma olmamıştır. Dışarıdan bakan biri için, TİGEM toprakları estetikten yoksun ve yararlı kullanılmıyor görüntüsü veriyordu.
Bana göre, TİGEM yönetiminin çiçekçiliğe el atması da yanlış olmuş, Yalova’da özel sektörün çabasına devlet eliyle darbe vurulmuştur.
Ama, bu demek değildir ki: TİGEM arazisini alalım, (Dereağzı’nın kullanılması hariç) burada turistik tesisler, ekolojik tarım, talassoterapi, üniversite vb, tesisler yapalım.
TİGEM arazisi, tıpkı Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü ( ABKMAE) gibi, Yalova’nın akciğeridir. TİGEM, türü ne olursa olsun yapılaşmaya açılırsa, Yalova biter.
Duydum ki, Yalova Belediye Meclisi, Tigem arazisini istimlâk kararı almış. Herkesin kendine göre olaylara bir bakışı vardır. Ben, herhangi bir plân ve proje ortada olmadan, ne yapılacağı bilinmeden, ‘Eğer, biz bu alanı değerlendirmezsek, başkaları gelip buraya el atacak. Bunun için burada yapılanları desteklemeliyiz. Burasını imara açarak başkalarının kullanmasına engel olmalıyız‘ mantığını yanlış ve zararlı buluyorum.
Yapılandan geri dönülemeyeceği için, tahribatın büyük olacağını fark etmek gerekir.
Oldum olası, şartlı başlayan işlerin sonunun hayırlı bitemediğini gözlemlemişimdir.
Tigem arazisinin atıl vaziyette kalmaması, üretime ve ekonomiye kazandırılması görevi Yalova Belediyesi’nin değil, Tigem yetkililerinin görevidir.
Herkesin iyi niyetli olduğuna ve Yalova’nın yararına düşündüğüne inanıyorum.
Umarım, bu güzelim topraklar heba edilmez ve Yalova’nın geleceği ipotek altına alınmaz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Akyol
Köyün Gözdesi ve TİGEM
Bilinen ve tekrarlanan bir hikâyedir. Çoğu zaman filmlere konu olur. Köyün gözdesi genç ve güzel bir kız vardır. Köyün bütün gençleri bu kıza aşıktır. Köy ağasının oğlunun da gözü bu güzel kızdadır.
Ne var ki, bir gün köye yakışıklı bir mühendis gelir. Köprü yada bir baraj yapımıyla görevlidir bu genç adam…
Mühendis, genç kızı görür görmez çarpılır. Genç kız da mühendise kayıtsız değildir.
Ancak, ağanın oğlu bu ilişkiye karşı çıkar. O kadar kararlıdır ki, ya kendisinin olacaktır bu genç kız, ya da hiç kimsenin… Avenelerinin yardımıyla genç kızı dağa kaldırır ve kötü emellerine alet eder.
Genç kız, artık kimsenin olamayacak kadar düşmüş ve elden çıkmıştır.
Bu arada, ağanın adamları, mühendisi yakalayıp bir güzel döver; yaptığı köprü- baraj her neyse yakıp yıkarlar. Oysa, yapılan köye yararlı bir hizmettir.
Bilinen senaryodur dedik ya… Tarih tekerrür eder misali, çok sık uygulanır bu senaryo…
Aynen Yalova’daki Atatürk Çiftlikleri’nde olduğu gibi…
Yalova’yı bildim bileli, tüm gözler Atatürk çiftliklerinde…
Okul mu-üniversite mi yapılacak, düşünülen yer bu çiftlikler.
Hastane mi düşünülüyor, yer elbette çiftlik arazileri olacak.
Bir ara defterdarlık ve valilik binaları bile çiftlik arazisinde düşünülmüştü.
Konservatuar, çiftlik arazisinde…
Öğrenci yurdu için aynı yer düşünülüyor.
Doğal afetlerde çadır kent ya da prefabrik yerleşim yerleri için düşünülen yer, yine çiftlik arazileri…
“Tigem arazisi gerçek Yalovalılar’a dağıtılsın”, ya da “ Tigem arazisi sosyal amaçlı mesken olarak düşünülsün” diyen bile var.
Atatürk zamanında Millet Çiftliği (günümüzde Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü) 6982 dekar, Baltacı Çiftliği (günümüzde TİGEM) 4048 dekardı. Demokrat Parti yönetimi sırasında Millet Çiftliği’nin 5700 dekarı, Baltacı Çiftliği’nin de 1098 dekarı vatandaşa dağıtıldı.
Atatürk, çiftliklerini Türk Milleti’ne armağan etmişti ama, bu dağıtılan çiftlik arazilerinin Atatürk’ün vasiyetine uygun olarak kullanıldığını söylemek mümkün mü?
Bugün, Yalova’nın gelişmesi denilince nedense akla hemen “ imar- inşaat “ geliyor. Toplumun göze çarpan kesimi, ısrarla “ Artık tarım ve hayvancılık mı kaldı? Sanayi kenti olmalıyız. Yalova’nın gelişmesini engelliyor; Atatürk çiftliklerinin toprakları imara açılmalıdır” görüşünü ileri sürüyor.
İmara açılmanın gelişmekle ne ilgisi var?
Yalova Belediye Başkanlığı, Atatürk’ün Yalova’daki yaşantısını araştıracak bir “ Atatürk Araştırma Enstitüsü” kuracakmış, hayırlı olsun.
Benim hiç ümidim yok ya, belki bir gün, Atatürk’ün Yalova’da yaptıkları ve yapmak istedikleri anlaşılır da, bu çiftliklerin yağmasının önüne geçilir.
Dedik ya, özellikle, belediyeler ve iktidardaki partinin Yalova temsilcileri, geçmişte projelerini genellikle hep TİGEM toprakları üzerine oturttular, günümüzde de TİGEM üzerine oturtuyorlar.
Bu konuda geçmişte olan bir olay ile ilgili somut iki belgeyi, TİGEM ile Yalova Belediyesi arasındaki mahkeme karar özetini, sizinle paylaşmak isterim.
(Pafta, ada ve parsel olarak belirli ) alan, Belediye İmar Plânı’nda Belediye Eğitim Tesisleri olarak ayrıldı, Danıştay 6 nci Dairesi ( tarih ve karar numarası belli ), Belediye Eğitim Tesisi olarak ayrılması kararını reddetti.
(Pafta, ada ve parsel olarak belirli) alan, Belediye İmar Plânı’nda Belediye Hizmet Alanı, Kamu Tesisleri Alanı, Resmi Kurum, Karakol alanı olarak ayrıldı, İstanbul 5 nci İdari Mahkemesi, (tarih ve numarası belli) bunu iptal etti ve bugünkü kullanım amacına uygun olarak bırakılmasına karar verdi.
Bu tarz istemler böyle sürdü gitti ve günümüze gelindi.
Ben şahsen, TİGEM arazisinin, yine TİGEM yöneticileri tarafından, rasyonel-akılcı bir bütünlük içinde kullanılmasını beklerdim. Böyle bir çalışma olmamıştır. Dışarıdan bakan biri için, TİGEM toprakları estetikten yoksun ve yararlı kullanılmıyor görüntüsü veriyordu.
Bana göre, TİGEM yönetiminin çiçekçiliğe el atması da yanlış olmuş, Yalova’da özel sektörün çabasına devlet eliyle darbe vurulmuştur.
Ama, bu demek değildir ki: TİGEM arazisini alalım, (Dereağzı’nın kullanılması hariç) burada turistik tesisler, ekolojik tarım, talassoterapi, üniversite vb, tesisler yapalım.
TİGEM arazisi, tıpkı Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü ( ABKMAE) gibi, Yalova’nın akciğeridir.
TİGEM, türü ne olursa olsun yapılaşmaya açılırsa, Yalova biter.
Duydum ki, Yalova Belediye Meclisi, Tigem arazisini istimlâk kararı almış. Herkesin kendine göre olaylara bir bakışı vardır. Ben, herhangi bir plân ve proje ortada olmadan, ne yapılacağı bilinmeden, ‘Eğer, biz bu alanı değerlendirmezsek, başkaları gelip buraya el atacak. Bunun için burada yapılanları desteklemeliyiz. Burasını imara açarak başkalarının kullanmasına engel olmalıyız‘ mantığını yanlış ve zararlı buluyorum.
Yapılandan geri dönülemeyeceği için, tahribatın büyük olacağını fark etmek gerekir.
Oldum olası, şartlı başlayan işlerin sonunun hayırlı bitemediğini gözlemlemişimdir.
Tigem arazisinin atıl vaziyette kalmaması, üretime ve ekonomiye kazandırılması görevi Yalova Belediyesi’nin değil, Tigem yetkililerinin görevidir.
Herkesin iyi niyetli olduğuna ve Yalova’nın yararına düşündüğüne inanıyorum.
Umarım, bu güzelim topraklar heba edilmez ve Yalova’nın geleceği ipotek altına alınmaz.