Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Fransa’da 2006 Ermeni Yılı

Yazının Giriş Tarihi: 02.01.2006 09:26
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.01.2006 09:26

2003 yılını Cezayir, 2004’ü Çin ve 2005’i Brezilya yılı olarak kutlayan Fransa, 2006 sonbaharı ile 2007 ilkbaharı arasını Ermeni Yılı olarak kutlayacak.


Bu karar, Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan’ın geçen nisan ayında yaptığı Paris ziyareti sırasında alındı.


Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Koçaryan, 24 Nisan 2005 günü ( tarihe dikkat !) yaptıkları görüşmenin ardından , Ermeni kompozitör, müzikolog ve din adamı Komitas’ın heykeline gidip çelenk koymuşlar ve saygı duruşunda bulunmuşlardı.


Ermeni yılında öteki ülkelere yapıldığı gibi Fransa çapında festival, sergi, konser, konferans gibi birçok etkinlik yapılacak.


Eyfel Kulesi, Zafer Takı ve diğer önemli tarihi eserlerin konuk devletin bayrak renkleriyle aydınlatılması, Champs Elysee gibi büyük bulvarlarda başından sonuna kadar Ermenistan ve Fransız bayraklarının asılması gibi çeşitli etkinlikler olacak.


Bu çerçevede, Louvre Müzesi’nde Ermeni tarihi eserleri sergilenecek.


Şüphesiz Ermeniler’in bu kutlamaları sırasında en çok üzerinde duracakları konu, Türkler’in Ermeniler’e yaptıkları sözüm ona katliâmlar olacak.


Türkiye her zamanki gibi, uyanana kadar iş işten geçeceğinden, Avrupa’da pek çok kişi 2006 yılında, Türk düşmanı olacaktır.


Bu plânlı programlı propagandanın dışında, bir de Avrupa Parlâmentosu var.


Geçen sene, 3 Ekim öncesinde Avrupa Parlâmentosu, Türkiye 'de şok etkisi yaratan kararlar almış ve Türkiye’nin sözde Ermeni soykırımını tanıması gerektiğinin altını çizmişti.


Pek çok basın yayın organında tartışılmaya başlanan bu karar için hükûmet, yatıştırıcı açıklamalar yaparak, kararın hukukî bağlayıcılığı olmadığını, önemsenmemesi gerektiğini belirtmişti.


Durum o kadar basit değil.
Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso da, Türkiye' nin sözde soykırım ile yüzleşmesini istiyor.


Barroso, Avrupa Birliği üyeliği sürecinde, Türkiye' ye verdiği tavsiyeler arasında, Türkler’ in bir Ermeni soykırımı iddiasının varlığını kabul etmesi gerektiğini belirtiyor.


Avrupa Komisyonu, topluluğu yasal olarak temsil eden organ niteliğinde…
Bu organın başındaki kişinin de böyle bir söylem içinde olması, işlerin o kadar basit olmadığını gösteriyor.


Türkiye’de toplumun çok büyük bir kısmı, Ermeni çetecilerin Anadolu’da yaptıkları katliâmların ve Ermeni diasporasının dünyadaki faaliyetlerinin farkında değil.
Bu konuda çok sayıda bilimsel ağırlıkta kitap olmasına rağmen, toplum genellikle okumadığı için, konuyu bilmiyor.


Özellikle diaspora Ermenileri, daha ana okullarındaki çocuklarının beyinlerini yıkarken, bu konu, Türk okullarında yeterince incelenmiyor, Türk gençliği bu konuda bilinçlendirilmiyor.
Yeni yetişen diaspora Ermenileri arasında Türkiye’ye olan nefret giderek büyürken, şüphesiz bu durum dünya kamuoyunu da etkiliyor.
Bizim gençlerimizin ise olaya ilgi duyup önemsediklerini düşünmek bile mümkün değil.


2006 yılının, Türk – Ermeni ilişkileri açısından pek verimli geçmeyeceğini şimdiden söyleyebilirim.


Bana göre, Türkiye, dış politikada pasif değil, aktif rol üstlenmeli…
Örneğin, Türkiye, 2006 yılını (CEZAYİR YILI) ilân etmeli.
2006 yılı boyunca, Türkiye’de ve Türkiye’nin dış temsilciliklerinde, Cezayir’i ve Cezayir’in tarih boyunca uğradığı soykırımı ele alan etkinlikler tertiplenmeli…


Tabii, Türkiye, bu etkinlikleri tertiplerken, neden İstanbul’daki, (Cezayir Sokağı)’nın adının (Fransız Sokağı) olarak değiştirildiğini de açıklayabilmeli…


İstanbul'da, Çukurcuma üzerinden Galatasaray'ı Tophane'ye bağlayan yokuşun adı, yıllardır belki de asırlardır Cezayir Sokağı’ydı.
İki sene kadar önce, bu sokak, Fransa’nın Cezayir’i işgali gibi bir oldu bittiyle, (Fransız Sokağı) adını aldı.


Fransızlar, koloni döneminde, 9 milyonluk Cezayir’in 1,5 milyonunu katlederken, Cezayir’deki Osmanlı izlerini de yok etmişlerdi.


Cezayir Cumhurbaşkanı Buteflika'nın, geçtiğimiz yıl, Cezayir'i ziyaret eden Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül'e, Osmanlı yönetiminde yaşadıkları ve 'bağımsızlık dönemi' olarak adlandırdıkları 300 yılı aşkın süreyi hatırlatarak "Bizi neden bıraktınız?" diye sorduğunu, bu satırları okuyanlardan hatırlayanlar var mı ?


Cezayir konusunu bir başka yazımda ayrıntılı ele alacağım.
Bugün, kısaca bir noktaya değinerek yazıma son vermek istiyorum.


Fransızlar’ın soykırımına uğrayan Cezayir’de, Cezayirli ulusal kurtuluş savaşçılarının ceplerinde, Atatürk’ün kalpaklı resmi vardı.


Kurtuluş savaşçıların gizli sığınaklarına girenler, duvardaki Atatürk’ün resmi ile karşılaşıyorlardı.


Türkiye, Fransa’nın Cezayir’e yaptığı soykırımı unutmamalıdır.


Türkiye, Fransa’nın tertiplediği Ermeni yılına karşı, gecikmeksizin atağa kalkmalı, gücünü ve onurunu hissettirmeli, sözde uyarı ve protestolarla vakit kaybetmemelidir.



Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.