Erguvan, kışın yapraklarını döken güzel bir ağaççıktır. İlkbaharda, yapraklarından önce açan morumsu ya da kırmızımsı pembe renkli gösterişli çiçekleri nedeniyle park ve bahçelerde yaygın olarak yetiştirilir. Yüksekliği 2-10 metre arasında değişen erguvanın, üst yüzü koyu yeşil olan yürek biçiminde yaprakları vardır.
Gazetelerde okudum: İstanbul’da Kadıköy Belediyesi, “ Her bahçeye bir erguvan “ kampanyası başlatmış. Çiçek açmaya hazır 5 000 ağaç, bahçelere dikilecekmiş.
Keşke aynı kampanya, Yalova’da da açılsa… Nadir Sitesi ya da hastahane kavşağından itibaren , Tonami Meydanı’na kadar otoyolun iki tarafı ve Tonami Meydanı, erguvan ağaçlarıyla süslense…
Bir de kent içinde, Fatih Caddesi’ni, iki tarafı erguvan ağaçları ile süslü düşünün… Şehrin görüntüsü ne kadar değişir değil mi?
Çok mu zor, bilmiyorum. Özellikle, Bahçelievler Mahallesi’nde her evin bahçesine “ hanımeli” dikilse, fena mı olur? Zannediyorum bu sözümün ne anlama geldiğini, evinin bahçesinde hanımeli olanlar, ya da bir zamanlar böyle bahçeli bir evde yaşamış olanlar çok iyi anlar.
Bir ara yazmış ve Okaliptüs ve Paulovnia ağacından bahsetmiştim. Bunlara bir de Ihlamur ağacı ilave ederek, konuyu tekrar ele almak isterim.
Parklarda ve yol kenarlarında süs bitkisi ve gölgelik olarak yetiştirilen ağaçlardan biri de, ıhlamurdur. Ihlamur ağaçları çiçek açmaya başladığında, yüzlerce metre uzaktan mis gibi kokusu gelir. Yaşar Okuyan Bulvarı iki taraflı olarak sadece ıhlamur ağaçları ile süslense, birkaç sene sonra, inanın burası herkesin yürüyüş yapmak için fırsat kolladığı bir yola dönüşür.
Okaliptüs ağacı, sulama ihtiyacı hissetmeden, toprağın derinliklerindeki suyu çeken ve alttaki bataklığı kurutan bir ağaçtır. Çok süratle büyür ve yaprak dökmeyen yapısı nedeniyle, bölgeyi değişik bir orman yapısına dönüştürür. 17 Ağustos Parkı, yıkılan evlerden çıkan enkazla doldurulduğu için, dibi bataktır ve muhtemelen ilk depremde, denize kayacaktır. Bu alana, uygun aralıklarla okaliptüs ağacı dikilebilir. Toprağın derinliklerine kök salan yapısı nedeniyle, toprağı tutar ve sağlamlaştırır.
Keza, TİGEM’den alınan elma bahçesine de, okaliptüs dikilebilir.
Gelelim Paulovnia’ya…Ağaç değil, sanki fabrika… Gövdesi keresteye çok uygun, geniş yaprakları ve hoş kokulu çiçekleri ise son zamanlarda hızla büyüyen peyzaj alanında bir numaralı kullanım malzemesi… Paulovnia, farklı dokusu sayesinde,keresteciliğin dışında, mobilya kaplamasında, müzik aletleri yapımında, izolasyon malzemelerinde de kullanılabiliyor. Ayrıca çiçeklerinden arılar faydalanabiliyor ve yapraklarından yem yapılabiliyor. 80 yıllık ömrü olan bu ağaçlar, uygun bölgede ve uygun şekilde yetiştirildiği zaman hemen hemen hiç ölüm riski yok. Paulovnia yetiştirmek kârlı bir iş, her şeyi para ediyor. Paulovnia’ya işlendikten sonra her türlü şekli verebiliyorsunuz. Ayrıca, budaksız ve güzel kerestesi, kendisini, kaplama alanında en ideal malzeme yapmış durumda… Paulovnia’nın özel dokusu, kâğıt mukavva yapımında da kolaylık sağlıyor. Bunun yanı sıra, sesi iletebilme özelliği Paulovnia’ ya ayrı bir değer katıyor ve müzik aletleri yapımında da kullanılıyor. Ayrıca, ateşe dayanıklı olan Paulovnia, izolasyon alanında tercih ediliyor. Çürümeye, kırılmaya ve çatlamaya karşı dayanıklılığı, eksi 18 dereceye kadar dayanımını koruması, kullanım amacını artırıyor.
Yalova, neden Paulovnia üretilen bir yer olmasın?
Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nün konu hakkında ayrıntılı bilgi ve çalışmaya sahip olduğunu hatırlatırım.
Unutmadan onu da belirtelim: Atatürk’ün Termal’e eliyle diktiği ağaçlar arasında Paulovnia da var. Meraklısının gidip görmesini öneririm.
Erguvan Ağacı’ndan nerelere geldik. Doğrusu, çoğunluğu estetikten yoksun çirkin beton yığınlarıyla kaplı bir Yalova yerine, mis kokulu Hanımeli- Ihlamur- Erguvan- Okaliptüs ve Paulovnia kaplı Yalova’yı tercih ederim. xxxx Kısaca değineceğim güncel bir konu da, Stratejik Plân. Bu konuda yapılanları ve açıklamaları, ilk günden itibaren takip ediyor ve konuyla ilgili her haberi ( diğer şehirler dahil) okuyorum.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile, 5302 sayılı İl Özel İdare İdaresi Kanunu, İl Özel İdareleri’ne Stratejik Plân yapma zorunluluğu getirdi. İlgili kanunun 31 nci maddesi aynen şöyle: “ Vali, Mahalli İdareler genel seçimlerinden itibaren 6 ay içinde, kalkınma plân ve programları ile varsa bölge plânına uygun olarak Stratejik Plân ile ilgili olduğu yıl başından önce de Yıllık Performans Plânı hazırlayıp İl Genel Meclisi’ne sunar. Stratejik Plân, İl Genel Meclisi’nde kabul edildikten sonra yürürlüğe girer. “
Unutmayalım: 5302 sayılı İl Özel İdare Kanunu’nun Kabul tarihi: 22 Şubat 2005, Resmi Gazete’de yayım tarihi: 4 Mart 2005.
Duyduğuma göre, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV), projeye destek verecekmiş. Yerel basından okuduğum kadarıyla, TESEV yetkilisinin açıklamasından bir bölüm şu şekilde: “ Burada yapılan çalışma, AB’nin yerel kriterlerinin uygulamasıdır. Türkiye’de ilk defa hazırlanacak plân kentin yarınlarına ışık tutacak. Yalova pilot il olacak. “
Bir süre önce, yerel basında, Tasarı Stratejik Plân’ın sunumunu , Yerel Gündem 21 Sekreteri’nin yaptığını, okudum.
Ben, bir ilin stratejik plânının hazırlanmasında, TESEV’in ve Yerel Gündem 21’in fonksiyon ve konumunu anlayamadım, anlayamıyorum da ... Ayrıca, henüz Türkiye’yi AB’ye kabul eden yok, bu yönde ışık da… Şahsen ben, ahlâksızlığın ve işsizliğin giderek arttığı, Haçlı zihniyetiyle hareket eden, İslâm dinini küçümseyen ve Türk’ü hakir gören Avrupa Birliği’ni sevmiyorum. İslâm dininin peygamberini küçük düşürmeye çalışan gazeteleri ödüllendiren AB’nin her işime karışmasını, içime sindiremiyorum. AB’ne bu şartlarda girmeyi, asla ama asla kabul etmiyorum. Çağdaşlaşmaya evet ama, bu norm ve kafadaki AB’ye hayır. İnanıyorum benim gibi düşünen çok kişi var.
Ayrıca bu kanun sadece Yalova’ya özgü değil. İl Özel İdare Kanunu’na göre, her il, stratejik plânını yapmak zorunda. Zaten yapıyorlar da…Bir parça internete giren, illerde yapılan çalışmaları görür.
Bu konuda, Belediye’nin de ayrı bir çalışma içinde olması gerekir. 5393 sayılı Belediye Kanunu, 3 Temmuz 2005 tarihinde TBMM’de kabul edildi. Resmi Gazete’de yayım tarihi de 13 Temmuz 2005.
Bu kanunun 41 nci maddesi şu şekilde: “Belediye Başkanı, mahalli idareler genel seçimlerinden itibaren altı ay içinde, kalkınma planı ve programı ile varsa bölge planına uygun olarak stratejik plan ve ilgili olduğu yıl başından önce de yıllık performans programı hazırlayıp Belediye Meclisi’ne sunar. Stratejik Plân, Belediye Meclisi tarafından kabul edildikten sonra yürürlüğe girer.”
Aynı kanunun 56 nci maddesi de şu şekilde: “ Belediye Başkanı, Stratejik Plân ve Performans Programı’na göre yürütülen faaliyetleri, belirlenmiş performans ölçütlerine göre hedef ve gerçekleştirme durumu ile meydana gelen sapmaların nedenlerini ve belediyenin borçlarının durumunu açıklayan faaliyet raporunu hazırlar. Faaliyet Raporu, nisan ayı toplantısında Belediye Başkanı tarafından Meclis’e sunulur. Raporun bir örneği İçişleri Bakanlığı’na gönderilir ve kamuoyuna açıklanır”
İşte benim beklediğim bu. Ben, yıllardır Stratejik Plân’a esas olacak görüşlerimi tekrar tekrar yazdığım ve ilgili yerlerde açıkladığım için tekrarlamayacağım. Stratejik Plân açıklandıktan sonra görüşlerimi belirteceğim.
(NOT: KARAYOLLARINDA ÖNEMLİ OLAN SÜRAT DEĞİL, EMNİYETTİR.)
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Akyol
Erguvan Ağacı / Stratejik Plân
Erguvan, kışın yapraklarını döken güzel bir ağaççıktır.
İlkbaharda, yapraklarından önce açan morumsu ya da kırmızımsı pembe renkli gösterişli çiçekleri nedeniyle park ve bahçelerde yaygın olarak yetiştirilir.
Yüksekliği 2-10 metre arasında değişen erguvanın, üst yüzü koyu yeşil olan yürek biçiminde yaprakları vardır.
Gazetelerde okudum: İstanbul’da Kadıköy Belediyesi, “ Her bahçeye bir erguvan “ kampanyası başlatmış. Çiçek açmaya hazır 5 000 ağaç, bahçelere dikilecekmiş.
Keşke aynı kampanya, Yalova’da da açılsa…
Nadir Sitesi ya da hastahane kavşağından itibaren , Tonami Meydanı’na kadar otoyolun iki tarafı ve Tonami Meydanı, erguvan ağaçlarıyla süslense…
Bir de kent içinde, Fatih Caddesi’ni, iki tarafı erguvan ağaçları ile süslü düşünün…
Şehrin görüntüsü ne kadar değişir değil mi?
Çok mu zor, bilmiyorum.
Özellikle, Bahçelievler Mahallesi’nde her evin bahçesine “ hanımeli” dikilse, fena mı olur?
Zannediyorum bu sözümün ne anlama geldiğini, evinin bahçesinde hanımeli olanlar, ya da bir zamanlar böyle bahçeli bir evde yaşamış olanlar çok iyi anlar.
Bir ara yazmış ve Okaliptüs ve Paulovnia ağacından bahsetmiştim. Bunlara bir de Ihlamur ağacı ilave ederek, konuyu tekrar ele almak isterim.
Parklarda ve yol kenarlarında süs bitkisi ve gölgelik olarak yetiştirilen ağaçlardan biri de, ıhlamurdur.
Ihlamur ağaçları çiçek açmaya başladığında, yüzlerce metre uzaktan mis gibi kokusu gelir.
Yaşar Okuyan Bulvarı iki taraflı olarak sadece ıhlamur ağaçları ile süslense, birkaç sene sonra, inanın burası herkesin yürüyüş yapmak için fırsat kolladığı bir yola dönüşür.
Okaliptüs ağacı, sulama ihtiyacı hissetmeden, toprağın derinliklerindeki suyu çeken ve alttaki bataklığı kurutan bir ağaçtır. Çok süratle büyür ve yaprak dökmeyen yapısı nedeniyle, bölgeyi değişik bir orman yapısına dönüştürür.
17 Ağustos Parkı, yıkılan evlerden çıkan enkazla doldurulduğu için, dibi bataktır ve muhtemelen ilk depremde, denize kayacaktır.
Bu alana, uygun aralıklarla okaliptüs ağacı dikilebilir. Toprağın derinliklerine kök salan yapısı nedeniyle, toprağı tutar ve sağlamlaştırır.
Keza, TİGEM’den alınan elma bahçesine de, okaliptüs dikilebilir.
Gelelim Paulovnia’ya…Ağaç değil, sanki fabrika…
Gövdesi keresteye çok uygun, geniş yaprakları ve hoş kokulu çiçekleri ise son zamanlarda hızla büyüyen peyzaj alanında bir numaralı kullanım malzemesi…
Paulovnia, farklı dokusu sayesinde,keresteciliğin dışında, mobilya kaplamasında, müzik aletleri yapımında, izolasyon malzemelerinde de kullanılabiliyor.
Ayrıca çiçeklerinden arılar faydalanabiliyor ve yapraklarından yem yapılabiliyor.
80 yıllık ömrü olan bu ağaçlar, uygun bölgede ve uygun şekilde yetiştirildiği zaman hemen hemen hiç ölüm riski yok.
Paulovnia yetiştirmek kârlı bir iş, her şeyi para ediyor.
Paulovnia’ya işlendikten sonra her türlü şekli verebiliyorsunuz. Ayrıca, budaksız ve güzel kerestesi, kendisini, kaplama alanında en ideal malzeme yapmış durumda…
Paulovnia’nın özel dokusu, kâğıt mukavva yapımında da kolaylık sağlıyor.
Bunun yanı sıra, sesi iletebilme özelliği Paulovnia’ ya ayrı bir değer katıyor ve müzik aletleri yapımında da kullanılıyor.
Ayrıca, ateşe dayanıklı olan Paulovnia, izolasyon alanında tercih ediliyor.
Çürümeye, kırılmaya ve çatlamaya karşı dayanıklılığı, eksi 18 dereceye kadar dayanımını koruması, kullanım amacını artırıyor.
Yalova, neden Paulovnia üretilen bir yer olmasın?
Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nün konu hakkında ayrıntılı bilgi ve çalışmaya sahip olduğunu hatırlatırım.
Unutmadan onu da belirtelim: Atatürk’ün Termal’e eliyle diktiği ağaçlar arasında Paulovnia da var. Meraklısının gidip görmesini öneririm.
Erguvan Ağacı’ndan nerelere geldik.
Doğrusu, çoğunluğu estetikten yoksun çirkin beton yığınlarıyla kaplı bir Yalova yerine, mis kokulu Hanımeli- Ihlamur- Erguvan- Okaliptüs ve Paulovnia kaplı Yalova’yı tercih ederim.
xxxx
Kısaca değineceğim güncel bir konu da, Stratejik Plân.
Bu konuda yapılanları ve açıklamaları, ilk günden itibaren takip ediyor ve konuyla ilgili her haberi ( diğer şehirler dahil) okuyorum.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile, 5302 sayılı İl Özel İdare İdaresi Kanunu, İl Özel İdareleri’ne Stratejik Plân yapma zorunluluğu getirdi.
İlgili kanunun 31 nci maddesi aynen şöyle: “ Vali, Mahalli İdareler genel seçimlerinden itibaren 6 ay içinde, kalkınma plân ve programları ile varsa bölge plânına uygun olarak Stratejik Plân ile ilgili olduğu yıl başından önce de Yıllık Performans Plânı hazırlayıp İl Genel Meclisi’ne sunar. Stratejik Plân, İl Genel Meclisi’nde kabul edildikten sonra yürürlüğe girer. “
Unutmayalım: 5302 sayılı İl Özel İdare Kanunu’nun
Kabul tarihi: 22 Şubat 2005,
Resmi Gazete’de yayım tarihi: 4 Mart 2005.
Duyduğuma göre, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV), projeye destek verecekmiş.
Yerel basından okuduğum kadarıyla, TESEV yetkilisinin açıklamasından bir bölüm şu şekilde: “ Burada yapılan çalışma, AB’nin yerel kriterlerinin uygulamasıdır. Türkiye’de ilk defa hazırlanacak plân kentin yarınlarına ışık tutacak. Yalova pilot il olacak. “
Bir süre önce, yerel basında, Tasarı Stratejik Plân’ın sunumunu , Yerel Gündem 21 Sekreteri’nin yaptığını, okudum.
Ben, bir ilin stratejik plânının hazırlanmasında, TESEV’in ve Yerel Gündem 21’in fonksiyon ve konumunu anlayamadım, anlayamıyorum da ...
Ayrıca, henüz Türkiye’yi AB’ye kabul eden yok, bu yönde ışık da…
Şahsen ben, ahlâksızlığın ve işsizliğin giderek arttığı, Haçlı zihniyetiyle hareket eden, İslâm dinini küçümseyen ve Türk’ü hakir gören Avrupa Birliği’ni sevmiyorum.
İslâm dininin peygamberini küçük düşürmeye çalışan gazeteleri ödüllendiren AB’nin her işime karışmasını, içime sindiremiyorum.
AB’ne bu şartlarda girmeyi, asla ama asla kabul etmiyorum.
Çağdaşlaşmaya evet ama, bu norm ve kafadaki AB’ye hayır.
İnanıyorum benim gibi düşünen çok kişi var.
Ayrıca bu kanun sadece Yalova’ya özgü değil.
İl Özel İdare Kanunu’na göre, her il, stratejik plânını yapmak zorunda.
Zaten yapıyorlar da…Bir parça internete giren, illerde yapılan çalışmaları görür.
Bu konuda, Belediye’nin de ayrı bir çalışma içinde olması gerekir.
5393 sayılı Belediye Kanunu, 3 Temmuz 2005 tarihinde TBMM’de kabul edildi. Resmi Gazete’de yayım tarihi de 13 Temmuz 2005.
Bu kanunun 41 nci maddesi şu şekilde:
“Belediye Başkanı, mahalli idareler genel seçimlerinden itibaren altı ay içinde, kalkınma planı ve programı ile varsa bölge planına uygun olarak stratejik plan ve ilgili olduğu yıl başından önce de yıllık performans programı hazırlayıp Belediye Meclisi’ne sunar.
Stratejik Plân, Belediye Meclisi tarafından kabul edildikten sonra yürürlüğe girer.”
Aynı kanunun 56 nci maddesi de şu şekilde:
“ Belediye Başkanı, Stratejik Plân ve Performans Programı’na göre yürütülen faaliyetleri, belirlenmiş performans ölçütlerine göre hedef ve gerçekleştirme durumu ile meydana gelen sapmaların nedenlerini ve belediyenin borçlarının durumunu açıklayan faaliyet raporunu hazırlar.
Faaliyet Raporu, nisan ayı toplantısında Belediye Başkanı tarafından Meclis’e sunulur. Raporun bir örneği İçişleri Bakanlığı’na gönderilir ve kamuoyuna açıklanır”
İşte benim beklediğim bu.
Ben, yıllardır Stratejik Plân’a esas olacak görüşlerimi tekrar tekrar yazdığım ve ilgili yerlerde açıkladığım için tekrarlamayacağım.
Stratejik Plân açıklandıktan sonra görüşlerimi belirteceğim.
(NOT: KARAYOLLARINDA ÖNEMLİ OLAN SÜRAT DEĞİL, EMNİYETTİR.)