Hacı Bektâş-ı Velî ( y. 1209 - 1271), Horasanlı bir İslâm âlimi, mutasavvıf, seyyid ve filozoftur. Alevî-Bektâşiliğin fikir ve isim öncülerindendir ve “gönüller sultanı” ve “dervişlerin dervişi” olarak da anılır.
Anadolu Selçuklu döneminde öne çıkan ve Anadolu'daki Türk göçebe kültürü üzerinde önemli etkiler bırakan şahsiyetlerden biridir.
Şimdi asıl konumuza gelelim.
Soru şöyle: “ Hacı Bektâş- ı Velî mi, Hace Bektâş-ı Velî mi?”
Bektâş- ı Velî’ ye ait olduğu genel kabul gören bir deyim vardır:
"Eline, Beline, Diline Sahip Ol.”
Yine kabul gören inanışa göre:
Eline sahip ol: “Hırsızlık yapma…”
Diline sahip ol: “Kötü söz söyleme…”
Beline sahip ol: “Zina yapma…” demektir.
Bu konuyu biraz irdelemekte yarar var. Bektâş- ı Velî, bir başka görüşe göre, bu sözden yukarda verdiğimiz anlamı kast etmemiştir.
Öncelikle belirtelim…
“Hacı” değil, “Hace”… ( Hace: Efendi, Ağa, Sahip, Öğreten, Öğretmen, Hoca anlamındadır.)
Evet...
Aslı böyledir ama O' nun söylemlerini ve hayat felsefesini "eline, beline, diline sahip ol" diyerek dönüştürmüş ve basite indirgemiş oluyoruz.
Şüphesiz ki Hace Bektâş-ı Velî’nin bu sözleri günümüzde kullanıldığı anlama geliyor olsa da, aslında bu söz daha başka bir derinlik içeriyor...
HACE, Anadolu Türkmenlerine o dönem şartlarını göz önüne aldığımızda derin bir mesaj veriyordu.
Şöyle ki; Hace Bektâş-ı Velî ’nin dönemi Anadolu’ nun Moğol istilâsı ile yanıp kavrulduğu, ihanetin kol gezdiği bir dönemdi. Konya’ daki Selçuklu yönetimi ve Anadolu’ daki Türkçe, Moğol baskısı altındaydı.
Selçuklu sarayının Mevlâna’ nın etkisiyle Farsçayı resmî dil yapmasına karşılık; Karaman oğlu Mehmet Bey, “Bugünden sonra divanda, dergâhta ve bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır...” fermanı yayınlamıştı.
Karamanoğlu Mehmet Bey, Moğol istilâsına destek veren, onların kuklası olan, resmî dilin Farsça olmasında rolü olan Moğol işbirlikçileriyle mücadele sırasında şehit oldu.
Moğol istilâsına karşı bayrak açan sembol isimlerden biri de, “Ahi Evran” dı...
Ahi Evran (evren) da tıpkı Karamanoğlu Mehmet bey gibi Türk ve Türkmen düşmanı bu şer ittifakıyla mücadele etti ve şehit düştü.
İşte, Hace Bektâş- ı Velî’ nin bu sözlerinin altında bir Türk Milletinin kavgası, bir milletin mücadelesinin özü yatar.
"Eline sahip çık" ifadesindeki "el", "il" dir; yani yurt, vatandır.
Hace, “Eline sahip çık” derken; "İline, vatanına sahip çık demiştir."
“Beline sahip çık" ifadesindeki "Bel", “toprak" tır.
Toprak Türk milleti için kutsaldır; “toprak” vatandır.
Hace, Türk Milletine toprağına (beline) vatanına sahip çık demiştir.
Toprak bellenirse yani işlenirse ürün verir.
İşini, toprağını boş bırakma, uğraşından geri kalma, toprağını işle, üretim yap toprağına sahip çık demiştir.
"Diline sahip çık" ifadesindeki "dil", ağzımızın içindeki organ değil, konuştuğumuz dildir. Yani lisanımızdır.
TÜRKÇE DİLİMİZDİR...
Hace Bektâş- ı Velî, “lisanına, güzel Türkçemize sahip çıkın ki Farsçanın resmî dil olması karşısında dilimiz, lisanımız kaybolmasın” demiştir.
Ne var ki, bu anlamı kavrayan çok az kişi olmuştur.
İşte Hace Bektâş- ı Velî’ nin bu sözlerinin anlamını kavrayanlardan biri de; vatanına, toprağına, diline sahip çıkmak için 19 Mayıs 1919' da Samsun’ a çıkan ve millî mücadeleyi başlatan Atatürk’tür.
Amasya, Erzurum ve Sivas kongrelerinde vatanın düşman işgalinden kurtarılması için çalışmaları başlatan ve örgütlenmeyi sağlayan Atatürk, işte bu sözün manasını kavradığı için Ankara’ya gelişinden önce 22 ve 23 Aralık 1919 tarihlerinde Hacı Bektaş İlçesine uğramış, Hace' nin dergâhında 2 gün kalmıştı.
Yazımın başlığının ”Doğrusu Hangisi?” olması umarım şimdi daha iyi anlaşılmıştır.
Atatürk diyor ki: “Ne Mutlu Türk’ üm Diyene!”
Ne mutlu Atatürk’ ün İzinden Gidene!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Akyol
Doğrusu Hangisi?
Hacı Bektâş-ı Velî ( y. 1209 - 1271), Horasanlı bir İslâm âlimi, mutasavvıf, seyyid ve filozoftur. Alevî-Bektâşiliğin fikir ve isim öncülerindendir ve “gönüller sultanı” ve “dervişlerin dervişi” olarak da anılır.
Anadolu Selçuklu döneminde öne çıkan ve Anadolu'daki Türk göçebe kültürü üzerinde önemli etkiler bırakan şahsiyetlerden biridir.
Şimdi asıl konumuza gelelim.
Soru şöyle: “ Hacı Bektâş- ı Velî mi, Hace Bektâş-ı Velî mi?”
Bektâş- ı Velî’ ye ait olduğu genel kabul gören bir deyim vardır:
"Eline, Beline, Diline Sahip Ol.”
Yine kabul gören inanışa göre:
Eline sahip ol: “Hırsızlık yapma…”
Diline sahip ol: “Kötü söz söyleme…”
Beline sahip ol: “Zina yapma…” demektir.
Bu konuyu biraz irdelemekte yarar var. Bektâş- ı Velî, bir başka görüşe göre, bu sözden yukarda verdiğimiz anlamı kast etmemiştir.
Öncelikle belirtelim…
“Hacı” değil, “Hace”… ( Hace: Efendi, Ağa, Sahip, Öğreten, Öğretmen, Hoca anlamındadır.)
Evet...
Aslı böyledir ama O' nun söylemlerini ve hayat felsefesini "eline, beline, diline sahip ol" diyerek dönüştürmüş ve basite indirgemiş oluyoruz.
Şüphesiz ki Hace Bektâş-ı Velî’nin bu sözleri günümüzde kullanıldığı anlama geliyor olsa da, aslında bu söz daha başka bir derinlik içeriyor...
HACE, Anadolu Türkmenlerine o dönem şartlarını göz önüne aldığımızda derin bir mesaj veriyordu.
Şöyle ki; Hace Bektâş-ı Velî ’nin dönemi Anadolu’ nun Moğol istilâsı ile yanıp kavrulduğu, ihanetin kol gezdiği bir dönemdi. Konya’ daki Selçuklu yönetimi ve Anadolu’ daki Türkçe, Moğol baskısı altındaydı.
Selçuklu sarayının Mevlâna’ nın etkisiyle Farsçayı resmî dil yapmasına karşılık; Karaman oğlu Mehmet Bey, “Bugünden sonra divanda, dergâhta ve bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır...” fermanı yayınlamıştı.
Karamanoğlu Mehmet Bey, Moğol istilâsına destek veren, onların kuklası olan, resmî dilin Farsça olmasında rolü olan Moğol işbirlikçileriyle mücadele sırasında şehit oldu.
Moğol istilâsına karşı bayrak açan sembol isimlerden biri de, “Ahi Evran” dı...
Ahi Evran (evren) da tıpkı Karamanoğlu Mehmet bey gibi Türk ve Türkmen düşmanı bu şer ittifakıyla mücadele etti ve şehit düştü.
İşte, Hace Bektâş- ı Velî’ nin bu sözlerinin altında bir Türk Milletinin kavgası, bir milletin mücadelesinin özü yatar.
"Eline sahip çık" ifadesindeki "el", "il" dir; yani yurt, vatandır.
Hace, “Eline sahip çık” derken; "İline, vatanına sahip çık demiştir."
“Beline sahip çık" ifadesindeki "Bel", “toprak" tır.
Toprak Türk milleti için kutsaldır; “toprak” vatandır.
Hace, Türk Milletine toprağına (beline) vatanına sahip çık demiştir.
Toprak bellenirse yani işlenirse ürün verir.
İşini, toprağını boş bırakma, uğraşından geri kalma, toprağını işle, üretim yap toprağına sahip çık demiştir.
"Diline sahip çık" ifadesindeki "dil", ağzımızın içindeki organ değil, konuştuğumuz dildir. Yani lisanımızdır.
TÜRKÇE DİLİMİZDİR...
Hace Bektâş- ı Velî, “lisanına, güzel Türkçemize sahip çıkın ki Farsçanın resmî dil olması karşısında dilimiz, lisanımız kaybolmasın” demiştir.
Ne var ki, bu anlamı kavrayan çok az kişi olmuştur.
İşte Hace Bektâş- ı Velî’ nin bu sözlerinin anlamını kavrayanlardan biri de; vatanına, toprağına, diline sahip çıkmak için 19 Mayıs 1919' da Samsun’ a çıkan ve millî mücadeleyi başlatan Atatürk’tür.
Amasya, Erzurum ve Sivas kongrelerinde vatanın düşman işgalinden kurtarılması için çalışmaları başlatan ve örgütlenmeyi sağlayan Atatürk, işte bu sözün manasını kavradığı için Ankara’ya gelişinden önce 22 ve 23 Aralık 1919 tarihlerinde Hacı Bektaş İlçesine uğramış, Hace' nin dergâhında 2 gün kalmıştı.
Yazımın başlığının ”Doğrusu Hangisi?” olması umarım şimdi daha iyi anlaşılmıştır.
Atatürk diyor ki: “Ne Mutlu Türk’ üm Diyene!”
Ne mutlu Atatürk’ ün İzinden Gidene!