Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Çanakkale Zaferi Ve Çanakkale’ De Suriyeliler Meselesi

Yazının Giriş Tarihi: 17.03.2020 09:43
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.03.2020 09:43

İtilâf devletleri, bunun üzerine bölgeye getirecekleri takviyelerle boğazları ele geçirmeyi plânladılar. İngiliz ve Fransızlar güneyden Çanakkale Boğazı’ nın her iki kıyısına, Çarlık Rusya’ sı ise Odesa’ ya yığdığı kuvvetlerle kuzeyden Karadeniz’ den İstanbul Boğazı’ na yükleneceklerdi. Boğaz’ dan sonra Marmara Denizi’ ne girecek donanma  ve kara kuvvetleriyle sıra Osmanlı başkenti İstanbul’ a gelecekti.

İngiliz ve Fransızlar, 25 Nisan 1915’ te başlayan Gelibolu Yarımadası her iki kıyısı ve takiben Çanakkale Boğazı’ nı ele geçirme girişimlerinde başarılı olamadılar; 8,5 ay süren bu muharebelerden yenik çıktılar.

Bulgaristan kısa süre sonra Almanya- Avusturya- Osmanlı Devleti yanında savaşa girdi; Sırp ordusu yenildi; müttefiklerinden yardım alamayan Çarlık Rusya’sı iç isyanlar nedeniyle savaştan çekilmek zorunda kaldı.

İngiliz ve Fransızların Çanakkale bölgesindeki geri çekilme harekâtı aşamalı olarak gerçekleştirildi ve 9 Ocak 1916 günü erken saatlerde tamamlandı.

Çanakkale Muharebeleri’ nin bedeli, her iki taraf için de gerçekten çok ağır oldu. Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı resmî kayıtlarına göre Osmanlı Ordusu’ ndaki zayiat şöyledir:

Şehit sayısı: 57 084,

Yaralı sayısı: 96 847,

Hastanelerde ölenler (şehit veya hastalıktan ): 18 746

Hastanelerde ölenlerle birlikte toplam şehit sayısı: 75 830.

Şehit, yaralı, hava değişimi, kayıp, hastalıktan ölen toplam muharebe zayiatı: 213 882

18 Mart, 1915 yılında kazanılan Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıldönümü ve Şehitleri Anma Günü'dür ve her sene büyük etkinliklerle kutlanır. O gün yapılan anma törenleri, sadece 18 Mart Deniz Zaferi değil, tüm Çanakkale Muharebeleri sonunda elde edilen zafer adınadır.

Çanakkale’de ve bu toprakların vatan olması ve bekası için görevlendirildikleri her yerde, can vermekten kaçınmayan şehit ve gazilerimizi, başta Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere,  saygı ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun.

Büyük zaferi andığımız bu günlerde, çok önemli bir hususu da unutmamamız gerekiyor.

1915 Çanakkale Muharebeleri, dinsel anlamda bir çatışma alanı değildir. Zira Osmanlı Ordusu sadece Müslümanlardan, İtilâf Devletleri birlikleri de sadece Hıristiyanlardan oluşmuyordu. İtilâf askerleri içinde Müslüman (Örneğin Hintli ve / veya nereye gönderildiğini bilmeyen Kıbrıslı Türkler) ve Yahudiler olduğu gibi, Osmanlı ordusunda da (görevli Almanlar dışında) Hıristiyanlar ve Yahudiler vardı.

 ***

Gündemdeki konulardan biri de, Çanakkale’ de Suriyeliler meselesi…

Birinci Dünya Savaşı başladığında, günümüzdeki Suriye ve Irak gibi devletler yoktu.  Bu devletlerin günümüzde kendi milli hudutları içindeki toprakları, o yıllarda Osmanlı toprağıydı. Yasalara göre nereden nasıl asker alınacağı da belliydi. Osmanlı tebaası, kendisine verilen görevi yaptı, nerede görevlendirildiyse oraya gitti, çalıştı, gerektiğinde çarpıştı; hayatını kaybedenler de oldu kaybetmeyenler de… O topraklarda yaşayan çoğunluk Şii ve Sünni Türkmenler, Arap, Protestan, Süryani, Ezidi, Ermeni, Rum içinde elbette Çanakkale bölgesinde görev yapanlar da oldu ama bunlar içinde Araplar bu mücadelede en az payı olanlardır. Ulaşım çok zor ve sorunlu olduğundan bunlar daha çok Hicaz ve Yemen bölgeleri daha yakın olduğu için buralara gönderildiler.

Bir kere daha ve önemle tekrarlıyorum, Birinci Dünya Savaşı yıllarında ortada Suriye diye bir devlet ve Suriyeli diye bir millet yoktu. Dolayısıyla “Çanakkale’ de Türkler ile Suriyeliler omuz omza çarpıştılar” sözü doğru değildir. Ayrıca, 25/ 26 Nisan 1915 Gelibolu cephesindeki muharebeleri bir parça bilen, Arapların o günlerde neler yaptığını iyi bilir. O gece Arıburnu cephesindeki Türk taarruzları durmuştu. Bunun da nedeni, en güney kanatta bulunan ve askerlerinin çoğunu Arapların oluşturduğu 77’nci Alay’ ın dağılması ve karanlıktan yararlanarak çoğunun geriye kaçmasıydı.

Atatürk’ ün yaverlerinden merhum Cevat Abbas Gürer, anılarında Çanakkale Muharebeleri sırasında Şamlı Kurmay Binbaşı Lütfü’ nün Osmanlı Devleti’ ne nasıl ihanet ettiğini açık açık anlatır. Merhum Gürer’ e göre, İki Arap Teğmen ile Binbaşı Lütfü, 12’ nci Fırka’ da (Tümen’de) görevliyken, Anafarta cephesinde, bir gece siperleri terk ederek karşı tarafa geçmişler, bu hainlerin verdiği bilgi üzerine şiddetlenen muharebede binlerce Türk insanı hayatını kaybetmişti. Nasıl olduysa, bu Şamlı Binbaşı Lütfü, Dördüncü Ordu’ da da görev yapmış; bu görev sırasında da Türk ordusunun gerisinde Arap isyanı hazırlayanlarla birlikteyken yakalanmış ve idam edilmişti.  (Atatürk’ ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, Cepheden Meclis’ e Büyük Önder İle 24 Yıl, sayfa 141- 143)

Birinci Dünya Savaşı içinde, Çanakkale Muharebeleri’ nden sonra, bir de Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı’ nın yayını olan Birinci Dünya Harbi serisi, Sina- Filistin Cephesi kitabındaki Filistin- Sina cephesine bakalım.

“7’nci Ordu’ nun birlikleri ile İngilizlere ve Araplara tutsak vere vere geriye çekilen, gecikmiş 4’üncü Ordu’ nun kalan birlikleri ve kurtulabilen geri birimler, Dera kesiminde bir araya geldiler. Çekiliş, İngiliz Süvari Kolordusu’ nun takibi, Arap birliklerinin ve yağmacı aşiretlerin saldırıları altında, Halep’ in düştüğü 25/26 Ekim 1918 gününe kadar sürdü. “ (İsteyen ayrıntılar için okuyabilir: Sayfa 682)

7’nci Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa’ nın, Halep’ e geldiğinde, yerli halkın saldırısı karşısında sokak muharebeleri yaparak onları püskürttüğünü de bir tarafa not alalım.

Osmanlı Devleti hudutları içinde bir zamanlar (günümüzdeki) Yemen, Suudi Arabistan, Mısır, Suriye ve Irak gibi devletler vardı. Siz hiç, bu ülkelerden birinin, “Türkler, Birinci Dünya Savaşı’ nda, bizim ülkemizi emperyalistlere karşı savaşırken şehit oldu” diye bir söz duydunuz mu? Ben duymadım. Aksine, bu ülke yerlilerinin çoğunun, bu ülke için savaşan Türk askerini arkadan vurduğunu okudum, örnekleriyle biliyorum.

Örneğin Teşkilatı Mahsusa’ nın en önemli isimlerinden Süleyman Askerî’ nin, Irak cephesinde çok güvendiği yerli aşiretlerin ihanetine uğrayınca kahrından intihar ettiğini biliyorum.

İngiliz casus Lawrens’ in başlattığı Arap isyanından ve Arap isyancıların Türkler’ e yaptıklarından söz bile etmiyorum!

Mediggo Muharebesi (Nablus Yarma Muharebesi) diye bir muharebe duydunuz mu? Bu muharebeyi ve muharebeden sonra çekilmeyi başarabilen birliklerimizin başına gelenleri bilmeyenlerin okuyup öğrenmesini öneririm; okuyunca ihanetin ne olduğunu göreceksiniz!(Burada küçük bir not eklemeliyim: Hiçbir komutan, göz göre göre kaybedeceği muharebeye girmez; geri çekilip uygun hatlarda ve uygun zamanda muharebeyi kendi kontrolünde yapmayı düşünür. Birliklerin disiplin ve bir düzen altında geri çekilmesi, bir taarruz hareketini yönetmekten çok daha zordur ve gerçek bir komutanlık yeteneği ister.)

Tarih bunları çok ayrıntılı yazıyor; ilgi duyup okumak ve öğrenmek gerekir! Tarih, sadece hamaset değildir!

Gelibolu Yarımadası’ ndaki şehitliklerin bazılarında şehit adlarını yazılı olduğu mezar taşları semboliktir. Bazı şehitlikler de semboliktir. Burada gerçekte şehit olanların adları ise Milli Savunma Bakanlığı Şehitler Albümü’ nde ayrıntılı olarak vardır.

***

Günümüzde bazı çevrelerde, Türkiye’ nin tarihî misyonu ile özellikle geçmişte Osmanlı bayrağı altındaki ülkelere kayıtsız kalamayacağı inancı hâkim.

Ne yani, bir zamanlar günümüzdeki Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Kırım, vb. ülkeler Osmanlı hâkimiyetindeydi diye, bu bize onların iç işlerine karışmamıza hak mı veriyor? Örneğin bir zamanlar Osmanlı eyaletiydi diye, Mısır’ ın iç işlerine karışabilir miyiz? Mısırlılar buna izin verir mi?

O zaman, Pers İmparatorluğu Anadolu’ da (hadi senesini yazmayayım, ilgi duyan bulur inceler) uzun yıllar hâkimiyet sürdü diye, günümüzdeki İranlılar, bizim vatanımız hakkında görüş mü bildirecekler? Biz bunu kabul eder miyiz?

***

Son birkaç söz:

Her ülkenin, hangi dil, din ve mezhepten olursa olsun, komşu ülkelerle çok iyi ilişkiler içinde olması gerektiğine samimi olarak inanıyorum.

Suriyeliler Türklerin kardeşi değil; komşusudur!

Ayrıntısına girmiyorum; Suriye olaylarına tarihsel bir zemin hazırlamak için algı operasyonları yaratmaya çalışmak yanlıştır!

Günümüzdeki Suriye yönetiminde Baas Partisi egemendir. Bu partinin kurucusu Hafız Esad, Türk düşmanlığı ile oy toplayarak iktidara gelmiştir.

Türk Kurtuluş Savaşı sırasında da Suriye, Fransa’ nın mandasıydı, Türk’ ün kutsal vatan savunmasına bir katkısı olmamıştır!

Suriye haritalarında Hatay bölgemiz halen Suriye toprağı gibi gösteriliyor. Hangi kardeşlikten söz ediyorsunuz?

Türk Kurtuluş Savaşı, ülkemizi işgal eden düşmanlara karşı yapılmıştır. Günümüzde Suriye’ deki iç isyan ile Türk Kurtuluş Savaşı’ nın yakın ve uzaktan ilgisi yoktur. Benzerliği hiç yoktur!

Birinci Dünya Savaşı’ nda, günümüzdeki Suriye, Irak, Yemen, Mısır’ da Türk askerinin çektiği zorlukları bilmeden hamaset yorumları yapmak, insanı yanıltır! Gerçek dışı tanımlamalar ve manipülasyonlarla tarih inşa edilemez!

GÜNCEL BİR TESPİT:

Matematik, insanlığın bugünkü uygarlık düzeyine ulaşmasında ve toplumların zenginleşmesinde çok önemli bir yere sahip olduğu bilinen ve bu çağda artık kanıtlanması gerekmeyen bir gerçektir. Ülkelerin gelişmesinde en önemli itici güçlerden biri, bu ülkelerin matematiğe değer vermesidir. Matematiğe verilen önem, o ülkenin kalkınmışlığının göstergesidir.

İbn-i Haldun’a göre, “ Matematik insanın davranışlarını değiştirir, hatta insanı dürüst kılar.”

Atatürk de, “ Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir” der.

Bunlar da nereden çıktı diyebilirsiniz.

Şimdi şu habere bakın:

“YÖK Başkanı, TBMM’ de açıkladı:  Üniversite sınavında, Matematik ve Türkçe’ de 1’er doğru yapamayan 735 bin öğrenci var!” (Sözcü, 15.3.2020)

Ülkemin geleceği için düşünmeyip de ne yapayım?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.