Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Bayrak, devletleri temsil eden, renk ve şekli özelleştirilmiş olan, dikdörtgen biçimindeki kumaş, milli alâmettir.
Bayrak, bir milletin varlığının timsali, tarihinin hatırasıdır. Bayrak, devletin hakimiyetini, bağımsızlığını ve şerefini temsil eder ve bu sebepten saygı gösterilir.
Başlangıçta genel olarak savaşlarda kullanılan bayrak, dostla düşmanı ayırt etmeye ve toparlanma noktalarını belirlemeye yarayan önderlik alâmetiydi.
Çok eski devirlerde kurulan devletler, kavimler, bayrak veya bayrağa benzeyen semboller kullandılar. Eski Mısırlılar’ın, Asurlular’ın kendilerine has özellikleri olan bayrakları vardı. Hititler devrinde savaş alanlarına dikilen bayrak adı verilen sembollerin ise ayrı bir önemi vardı. Kullanılan sembol yere düşerse, savaşı kaybettiği anlaşılırdı.
Türk tarihinde bayrak, Türkler’le yaşıt bir geçmişe sahip bulunmaktadır. Milâttan yıllarca önce, Orta Asya’da yaşayan Türk boylarında, savaşlarda kahramanlık gösterenlerin mızrakları ucuna çeşitli renklerde ipek parçaları takmaları bir gelenek halinde idi.
Türkoğlu, ucunda bu renkli ipek kumaş parçalarının dalgalandığı mızraklara (Batrak) adını verdi ve bunu kutsal bir sembol saydı.
Aradan geçen binlerce yıllık zaman içinde (Batrak) sözcüğü, Türk’ün dilinde (Bayrak) halini aldı, fakat gözünde kutsal değerinden hiçbir şey kaybetmedi.
Günümüzde rengi ve şekli bilinen en eski Türk bayrağı, Hun İmparatorluğu’na aittir. İÖ. 204 yılında ortaya çıkan Hunlar’ın bayrağı, turuncu zemin üzerinde bir sarı ejderha resmi taşımaktaydı.
Kırmızı rengi ilk kez Oğuzlar kullandılar. Hilâli ilk kullanan Türkler ise Altınordu Devleti oldu.
Hilâli Asurlar’ın İÖ. 9 ncu yüzyılda kullandıkları ve büyük bir olasılıkla daha da eskiye dayanan kutsal bir simge olduğu bilinmektedir.
İzmir yöresinde, antik bir heykelin kaidesinde (Ay-Yıldız) kabartması gördüğümde çok şaşırmıştım. Bu işaret, daha sonra bir belgeselde de gündeme getirilmişti.
Siyahın Hazreti Muhammet’in sancağının rengi olduğu sanılmaktadır. Emeviler beyaz bayrak kullanmış, Abbasiler siyahı, Hariciler siyahı, Fatımiler yeşili seçmişlerdi. Sonraları yeşil renk, İslâm’ın rengi haline gelmiştir. Hilâl de kimi zaman yanında bir veya daha çok yıldızla İslâm’ın simgesi olmuştur.
Osmanlı’nın ilk bayrağının beyaz olduğu bilinir. Selçuklu Sultanı, Osman Bey’e Ak Bayrak göndermişti. Beyaz bayrak uzun süre kullanıldı.
Donan bayrağı genelde kırmızıydı ve üstünde iki yanda üç hilâl vardı. Çeşitli renk ve şekillerdeki bayrak ve sancak kullanımından sonra, 3 ncü Selim ve 2 nci Mahmut dönemlerinde, bayraklara belirli ölçüler getirildi. Kırmızı zemin üzerine hilâl ve sekiz köşeli bir yıldızlı bayrak, 19 ncu yüzyılda Osmanlı Devleti’nin resmi bayrağı oldu.
1842 yılında, Abdülmecit Han zamanında, yıldızın beş köşeli olması kararlaştırıldı. Saltanat ve hilâfetle birlikte, saltanat ve hilâfet bayrakları da kaldırılınca, sadece resmi bayrak kaldı.
1936 tarihli Türk Bayrağı Kanunu ve 1937 tarihli Türk Bayrağı Nizamnamesi ile Türk bayrağının biçim, boyut ve kullanım kuralları belirlendi.
1983’te de, kullanım kurallarına ilişkin yeni düzenlemeler getirildi.
Unutulmaması gerekir ki, her devletin bayrağına saygı gösterilir. Sadece kendi bayrağına saygı gösterip, diğer devletlerin bayraklarına karşı gösterilecek her türlü saygısızlık hoş görülemez.
Bayrağımızı sevmek, milletimizi sevmektir. Bayrağımıza saygı göstermek, milletimizin namus ve şerefine saygı göstermektir. Bayrağa saygısızlık, vatani ahlâksızlıktır. Bu nedenle bayrak ; yırtık, sökük, kirli bırakılamaz, yere atılamaz, ayak altına alınamaz. Özellikle de, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti Nüfus Cüzdanı taşıyan herhangi biri, Türk Bayrağı’na saygı göstermek ZORUNDADIR.
Bütün bunları yazmamın sebebine gelince... Nevruz kutlamaları sırasında, bazı yerlerde Türk Bayrağı açık saldırıya uğradı. Bu konuda son derece üzüntülü ve tepkiliyim.
Ancak, Genelkurmay Başkanlığı’nın bildirisi, benim duygularımı o kadar iyi ifade ediyor ki, bu nedenle bu bildirinin bazı yerlerini aynen almakla yetineceğim.
“Hiçbir değerden nasip alamamış bir grup tarafından, insanlığın ortak değeri olan baharın gelişini kutlama adına düzenlenen masum etkinlikler, yüce Türk Ulusu’nun sembolü, her zerresi şehit kanıyla bezenmiş şanlı Türk Bayrağı’na saldırı densizliğinde bulunacak kadar ileri götürülmüştür.
Türk Milleti engin tarihinde iyi ve kötü günler görmüş, sayısız zaferler yanında ihanetler de yaşamıştır. Ancak hiçbir zaman kendi vatanında kendi sözde vatandaşları tarafından yapılan böyle bir alçaklıkla karşılaşmamıştır.
Savaş meydanında vuruştuğu bir düşmanının bayrağına dahi saygı gösteren bir ulusun, kendi bayrağının, kendi topraklarında sözde kendi vatandaşları tarafından böyle bir muameleye maruz kalması hiçbir şekilde izah edilemez ve mazur görülemez.
Bu haince bir davranıştır.
Hem bir ülkenin vatandaşı olmak, havasını teneffüs etmek, suyunu içmek, karnını doyurmak, hem de o ülkenin en kutsal ortak değeri olan bayrağına el kaldırmaya yeltenmek, gaflet, dalalet ve hıyanetten başka bir şekilde tarif edilemez.
Dost ve düşman herkes şunu çok iyi bilmelidir ki ; ne bu ülkenin bölünmez bütünlüğü, ne de bu birlik ve bütünlüğün sembolü olan şanlı Türk Bayrağı asla sahipsiz değildir.”
GÜNÜN SÖZÜ: ZENGİN BİR HATIRALAR MİRASINA SAHİP BULUNAN, BERABER YAŞAMAK KONUSUNDA ORTAK ARZU VE İSTEKTE SAMİMİ OLAN, SAHİP OLUNAN MİRASIN KORUNMASINA BERABER DEVAM ETMEK HUSUSUNDA İRADELERİ ORTAK OLAN İNSANLARIN BİRLEŞMESİNDEN MEYDANA GELEN TOPLUMA MİLLET DENİR. TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURAN TÜRKİYE HALKINA TÜRK MİLLETİ DENİR. ATATÜRK
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Akyol
Bayrağa Saygı
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.
Bayrak, devletleri temsil eden, renk ve şekli özelleştirilmiş olan, dikdörtgen biçimindeki kumaş, milli alâmettir.
Bayrak, bir milletin varlığının timsali, tarihinin hatırasıdır.
Bayrak, devletin hakimiyetini, bağımsızlığını ve şerefini temsil eder ve bu sebepten saygı gösterilir.
Başlangıçta genel olarak savaşlarda kullanılan bayrak, dostla düşmanı ayırt etmeye ve toparlanma noktalarını belirlemeye yarayan önderlik alâmetiydi.
Çok eski devirlerde kurulan devletler, kavimler, bayrak veya bayrağa benzeyen semboller kullandılar. Eski Mısırlılar’ın, Asurlular’ın kendilerine has özellikleri olan bayrakları vardı. Hititler devrinde savaş alanlarına dikilen bayrak adı verilen sembollerin ise ayrı bir önemi vardı. Kullanılan sembol yere düşerse, savaşı kaybettiği anlaşılırdı.
Türk tarihinde bayrak, Türkler’le yaşıt bir geçmişe sahip bulunmaktadır. Milâttan yıllarca önce, Orta Asya’da yaşayan Türk boylarında, savaşlarda kahramanlık gösterenlerin mızrakları ucuna çeşitli renklerde ipek parçaları takmaları bir gelenek halinde idi.
Türkoğlu, ucunda bu renkli ipek kumaş parçalarının dalgalandığı mızraklara (Batrak) adını verdi ve bunu kutsal bir sembol saydı.
Aradan geçen binlerce yıllık zaman içinde (Batrak) sözcüğü, Türk’ün dilinde (Bayrak) halini aldı, fakat gözünde kutsal değerinden hiçbir şey kaybetmedi.
Günümüzde rengi ve şekli bilinen en eski Türk bayrağı, Hun İmparatorluğu’na aittir. İÖ. 204 yılında ortaya çıkan Hunlar’ın bayrağı, turuncu zemin üzerinde bir sarı ejderha resmi taşımaktaydı.
Kırmızı rengi ilk kez Oğuzlar kullandılar. Hilâli ilk kullanan Türkler ise Altınordu Devleti oldu.
Hilâli Asurlar’ın İÖ. 9 ncu yüzyılda kullandıkları ve büyük bir olasılıkla daha da eskiye dayanan kutsal bir simge olduğu bilinmektedir.
İzmir yöresinde, antik bir heykelin kaidesinde (Ay-Yıldız) kabartması gördüğümde çok şaşırmıştım. Bu işaret, daha sonra bir belgeselde de gündeme getirilmişti.
Siyahın Hazreti Muhammet’in sancağının rengi olduğu sanılmaktadır. Emeviler beyaz bayrak kullanmış, Abbasiler siyahı, Hariciler siyahı, Fatımiler yeşili seçmişlerdi. Sonraları yeşil renk, İslâm’ın rengi haline gelmiştir. Hilâl de kimi zaman yanında bir veya daha çok yıldızla İslâm’ın simgesi olmuştur.
Osmanlı’nın ilk bayrağının beyaz olduğu bilinir. Selçuklu Sultanı, Osman Bey’e Ak Bayrak göndermişti. Beyaz bayrak uzun süre kullanıldı.
Donan bayrağı genelde kırmızıydı ve üstünde iki yanda üç hilâl vardı. Çeşitli renk ve şekillerdeki bayrak ve sancak kullanımından sonra, 3 ncü Selim ve 2 nci Mahmut dönemlerinde, bayraklara belirli ölçüler getirildi. Kırmızı zemin üzerine hilâl ve sekiz köşeli bir yıldızlı bayrak, 19 ncu yüzyılda Osmanlı Devleti’nin resmi bayrağı oldu.
1842 yılında, Abdülmecit Han zamanında, yıldızın beş köşeli olması kararlaştırıldı.
Saltanat ve hilâfetle birlikte, saltanat ve hilâfet bayrakları da kaldırılınca, sadece resmi bayrak kaldı.
1936 tarihli Türk Bayrağı Kanunu ve 1937 tarihli Türk Bayrağı Nizamnamesi ile Türk bayrağının biçim, boyut ve kullanım kuralları belirlendi.
1983’te de, kullanım kurallarına ilişkin yeni düzenlemeler getirildi.
Unutulmaması gerekir ki, her devletin bayrağına saygı gösterilir.
Sadece kendi bayrağına saygı gösterip, diğer devletlerin bayraklarına karşı gösterilecek her türlü saygısızlık hoş görülemez.
Bayrağımızı sevmek, milletimizi sevmektir.
Bayrağımıza saygı göstermek, milletimizin namus ve şerefine saygı göstermektir.
Bayrağa saygısızlık, vatani ahlâksızlıktır.
Bu nedenle bayrak ; yırtık, sökük, kirli bırakılamaz, yere atılamaz, ayak altına alınamaz.
Özellikle de, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti Nüfus Cüzdanı taşıyan herhangi biri, Türk Bayrağı’na saygı göstermek ZORUNDADIR.
Bütün bunları yazmamın sebebine gelince...
Nevruz kutlamaları sırasında, bazı yerlerde Türk Bayrağı açık saldırıya uğradı.
Bu konuda son derece üzüntülü ve tepkiliyim.
Ancak, Genelkurmay Başkanlığı’nın bildirisi, benim duygularımı o kadar iyi ifade ediyor ki, bu nedenle bu bildirinin bazı yerlerini aynen almakla yetineceğim.
“Hiçbir değerden nasip alamamış bir grup tarafından, insanlığın ortak değeri olan baharın gelişini kutlama adına düzenlenen masum etkinlikler, yüce Türk Ulusu’nun sembolü, her zerresi şehit kanıyla bezenmiş şanlı Türk Bayrağı’na saldırı densizliğinde bulunacak kadar ileri götürülmüştür.
Türk Milleti engin tarihinde iyi ve kötü günler görmüş, sayısız zaferler yanında ihanetler de yaşamıştır. Ancak hiçbir zaman kendi vatanında kendi sözde vatandaşları tarafından yapılan böyle bir alçaklıkla karşılaşmamıştır.
Savaş meydanında vuruştuğu bir düşmanının bayrağına dahi saygı gösteren bir ulusun, kendi bayrağının, kendi topraklarında sözde kendi vatandaşları tarafından böyle bir muameleye maruz kalması hiçbir şekilde izah edilemez ve mazur görülemez.
Bu haince bir davranıştır.
Hem bir ülkenin vatandaşı olmak, havasını teneffüs etmek, suyunu içmek, karnını doyurmak, hem de o ülkenin en kutsal ortak değeri olan bayrağına el kaldırmaya yeltenmek, gaflet, dalalet ve hıyanetten başka bir şekilde tarif edilemez.
Dost ve düşman herkes şunu çok iyi bilmelidir ki ; ne bu ülkenin bölünmez bütünlüğü, ne de bu birlik ve bütünlüğün sembolü olan şanlı Türk Bayrağı asla sahipsiz değildir.”
GÜNÜN SÖZÜ:
ZENGİN BİR HATIRALAR MİRASINA SAHİP BULUNAN, BERABER YAŞAMAK KONUSUNDA ORTAK ARZU VE İSTEKTE SAMİMİ OLAN, SAHİP OLUNAN MİRASIN KORUNMASINA BERABER DEVAM ETMEK HUSUSUNDA İRADELERİ ORTAK OLAN İNSANLARIN BİRLEŞMESİNDEN MEYDANA GELEN TOPLUMA MİLLET DENİR.
TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURAN TÜRKİYE HALKINA TÜRK MİLLETİ DENİR. ATATÜRK