Kendine ve halka yabancı, gerçeklerden uzak insanların, yaşadığı topluma hizmetleri çoğu zaman yararsız olur. Hatta bu nitelikteki insanların, devlet adına hizmet yapmaları durumunda halkta, yöneticilerin şahsında devlete olan güvenin sarsılması gibi çok olumsuz bir anlayışın doğmasına da neden olabilir. Böyle bir durum yönetenleri halkın gücünden yoksun bırakacağından ülkenin geri kalmasına neden olur. Devleti güçlü yapan halkın desteğidir.
ATATÜRK’ ün gücü de buradan gelmektedir.
Devletin varlık nedeninin halk olduğu gerçeğini iyi bilen ATATÜRK; vatandaşlardan gelen tepkilere duygusal yaklaşmazdı. Kendisini daima tepki gösteren kişilerin yerine koyarak olayın gerisinde yatan nedenleri araştırır ve kararını ondan sonra verirdi. Devlet yönetiminde görev alanların da kendilerini mutlaka vatandaşın yerine koymalarını, kendilerine nasıl hizmet verilmesini istiyorlarsa kendilerinin de vatandaşa aynı anlayışla hizmet vermelerini isterdi.
Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ ün halka hizmet edenlerin nasıl bir anlayışa sahip olmaları gerektiği yönündeki düşüncelerini yansıtması açısından önemlidir:
ATATÜRK’ e hakaretten sanık bir köylü hakkında kovuşturma yapılıyordu. Durumu ATATÜRK’ e arz ettiler:
-Mahkemeye veriyoruz, dediler, size küfür etmiş.
ATATÜRK sordu:
-Ben ne yapmışım ona?
Soruşturma evrakını inceleyenler açıkladılar:
-Gazete kâğıdı ile sardığı sigarayı yakarken kâğıt tutuşmuş da ondan…
ATATÜRK’ e bunu söyleyen bir bakandır. ATATÜRK sordu:
-Siz hiç gazete kâğıdı ile sigara içtiniz mi?
-Hayır...
-Ben Trablus’ta iken içmiştim. Pek berbat şey… Köylü bana az küfretmiş. Siz bunun için mahkemeye vereceğinize, ona insan gibi sigara içmeyi sağlayınız.
***
GELENEKSEL DOSTLUK YOKTUR
Birinci Dünya Savaşı sonunda (30 Ekim 1918 tarihinde) imzaladığı Mondros Mütarekesi’yle yenilgiyi kabul etmiş olan Osmanlı Devleti aynı zamanda bu mütarekeyle kendi geleceğini de batılı devletlerin insaf duygularına teslim etmişti. Osmanlı yönetimi, Anadolu’nun İngiltere, Fransa gibi ülkeler tarafından parçalanacağı söylentilerine ‘’İngiltere ve Fransa bizim eski ve sağlam dostlarımızdır. Böyle bir işe kalkışmazlar” cevabını vermekteydi. Oysa devletlerarası ilişkileri dostluklar değil çıkarlar belirlemekteydi. Bu gerçeği görememenin bedelini Türk ulusu savaş meydanlarında binlerce yeni şehitler vererek ödemek zorunda kaldı.
Bir akıl adamı olan ATATÜRK, ülkeler arası ilişkilerin rengini çıkar birliğinin veya çıkar çatışmalarının belirlediğinin farkında olduğu içindir ki Türk ulusunun kurtuluşunu “Ya istiklâl ya ölüm” de görmüştür.
***
Aşağıdaki diyalog ATATÜRK’ ün devletlerarası ilişkilere yönelik düşüncelerini yansıtan güzel örneklerden birisidir:
ATATÜRK, Ankara Erkek Lisesinde yapılan bir sınavda bulunuyordu.
Sınava giren çocuklardan biri sorulan soruya şöyle cevap vermişti:
-Fransa ile olan geleneksel dostluğumuz gereği...
ATATÜRK hemen öğrencinin sözünü keserek sordu:
-Hangi geleneksel dostluk? Bu da nereden çıktı, kim söyledi bunu?
O zaman coğrafya öğretmeni ATATÜRK’ ün öfkesini azaltmak için:
-Ben söyledim Paşam, diye yanıt verdi.
Gazi bu kez bana döndü.
-Sen söyle bakalım tarih hocası... deyince hemen ayağa kalkarak yanıt verdim:
-Paşam ortada geleneksel bir dostluk yoktur. Yalnız ortak hareketlere Fransız yazarları bu adı yakıştırmışlardır. Örneğin Kırım Savaşı’nda olduğu gibi...
ATATÜRK bu yanıtımdan hoşlandı.
-Aferin, dedi. Bu gerçekten böyledir. Ne yazık ki Türk’ün geleneksel dostu yoktur. Ortak çıkarlar söz konusu olunca Avrupalılar hemen buna geleneksel dostluk adını yakıştırmışlardır, dedi.
(Arıburnu; Atatürk, Anekdotlar-Anılar, s. 137)
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Akyol
Atatürk Ve Köylü
Kendine ve halka yabancı, gerçeklerden uzak insanların, yaşadığı topluma hizmetleri çoğu zaman yararsız olur. Hatta bu nitelikteki insanların, devlet adına hizmet yapmaları durumunda halkta, yöneticilerin şahsında devlete olan güvenin sarsılması gibi çok olumsuz bir anlayışın doğmasına da neden olabilir. Böyle bir durum yönetenleri halkın gücünden yoksun bırakacağından ülkenin geri kalmasına neden olur. Devleti güçlü yapan halkın desteğidir.
ATATÜRK’ ün gücü de buradan gelmektedir.
Devletin varlık nedeninin halk olduğu gerçeğini iyi bilen ATATÜRK; vatandaşlardan gelen tepkilere duygusal yaklaşmazdı. Kendisini daima tepki gösteren kişilerin yerine koyarak olayın gerisinde yatan nedenleri araştırır ve kararını ondan sonra verirdi. Devlet yönetiminde görev alanların da kendilerini mutlaka vatandaşın yerine koymalarını, kendilerine nasıl hizmet verilmesini istiyorlarsa kendilerinin de vatandaşa aynı anlayışla hizmet vermelerini isterdi.
Aşağıdaki anekdot ATATÜRK’ ün halka hizmet edenlerin nasıl bir anlayışa sahip olmaları gerektiği yönündeki düşüncelerini yansıtması açısından önemlidir:
ATATÜRK’ e hakaretten sanık bir köylü hakkında kovuşturma yapılıyordu. Durumu ATATÜRK’ e arz ettiler:
-Mahkemeye veriyoruz, dediler, size küfür etmiş.
ATATÜRK sordu:
-Ben ne yapmışım ona?
Soruşturma evrakını inceleyenler açıkladılar:
-Gazete kâğıdı ile sardığı sigarayı yakarken kâğıt tutuşmuş da ondan…
ATATÜRK’ e bunu söyleyen bir bakandır. ATATÜRK sordu:
-Siz hiç gazete kâğıdı ile sigara içtiniz mi?
-Hayır...
-Ben Trablus’ta iken içmiştim. Pek berbat şey… Köylü bana az küfretmiş. Siz bunun için mahkemeye vereceğinize, ona insan gibi sigara içmeyi sağlayınız.
***
GELENEKSEL DOSTLUK YOKTUR
Birinci Dünya Savaşı sonunda (30 Ekim 1918 tarihinde) imzaladığı Mondros Mütarekesi’yle yenilgiyi kabul etmiş olan Osmanlı Devleti aynı zamanda bu mütarekeyle kendi geleceğini de batılı devletlerin insaf duygularına teslim etmişti. Osmanlı yönetimi, Anadolu’nun İngiltere, Fransa gibi ülkeler tarafından parçalanacağı söylentilerine ‘’İngiltere ve Fransa bizim eski ve sağlam dostlarımızdır. Böyle bir işe kalkışmazlar” cevabını vermekteydi. Oysa devletlerarası ilişkileri dostluklar değil çıkarlar belirlemekteydi. Bu gerçeği görememenin bedelini Türk ulusu savaş meydanlarında binlerce yeni şehitler vererek ödemek zorunda kaldı.
Bir akıl adamı olan ATATÜRK, ülkeler arası ilişkilerin rengini çıkar birliğinin veya çıkar çatışmalarının belirlediğinin farkında olduğu içindir ki Türk ulusunun kurtuluşunu “Ya istiklâl ya ölüm” de görmüştür.
***
Aşağıdaki diyalog ATATÜRK’ ün devletlerarası ilişkilere yönelik düşüncelerini yansıtan güzel örneklerden birisidir:
ATATÜRK, Ankara Erkek Lisesinde yapılan bir sınavda bulunuyordu.
Sınava giren çocuklardan biri sorulan soruya şöyle cevap vermişti:
-Fransa ile olan geleneksel dostluğumuz gereği...
ATATÜRK hemen öğrencinin sözünü keserek sordu:
-Hangi geleneksel dostluk? Bu da nereden çıktı, kim söyledi bunu?
O zaman coğrafya öğretmeni ATATÜRK’ ün öfkesini azaltmak için:
-Ben söyledim Paşam, diye yanıt verdi.
Gazi bu kez bana döndü.
-Sen söyle bakalım tarih hocası... deyince hemen ayağa kalkarak yanıt verdim:
-Paşam ortada geleneksel bir dostluk yoktur. Yalnız ortak hareketlere Fransız yazarları bu adı yakıştırmışlardır. Örneğin Kırım Savaşı’nda olduğu gibi...
ATATÜRK bu yanıtımdan hoşlandı.
-Aferin, dedi. Bu gerçekten böyledir. Ne yazık ki Türk’ün geleneksel dostu yoktur. Ortak çıkarlar söz konusu olunca Avrupalılar hemen buna geleneksel dostluk adını yakıştırmışlardır, dedi.
(Arıburnu; Atatürk, Anekdotlar-Anılar, s. 137)