Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Atatürk’ün Emanetine Sahip Çıkmak- Çıkmamak

Yazının Giriş Tarihi: 17.08.2020 10:11
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.08.2020 10:11

Yalova’ da pek çok yerde “Yalova Benim Kentimdir” diye K. Atatürk imzasıyla bir tanıtım yazısı yer alır. Bu söz doğru değildir.

Ben, hiçbir yerde, belgelerde ya da anılarda bu sözü doğrulayan bir açıklama bulamadım; üstelik bir kişinin bu sözü hayal gücüyle yarattığını, duydum.

Atatürk, böyle bir söz sarf etmemiş olmasına rağmen, bakımsız, kimsenin yaşamak istemediği sıtma yatağı görünümündeki Yalova’ yı görür görmez sahiplenmiş ve Yalova’ nın gelişmesi ve çağdaş bir kent olması için üstün bir çaba sarf etmiştir.

Kısacası Atatürk’ ün söylediğine inanılan “Yalova Benim Kentimdir” sözü doğru değildir ama “Yalova, Atatürk’ ün Kentidir” sözü doğrudur!

Yalova’ da pek çok yerde, Atatürk’ e atfen “Yalova Benim Kentimdir” denen yazı ve afişler göze çarpar ama nedense Yalova’ da Atatürk’ ün emanetlerine yeterince sahip çıkılmamaktadır. Afişte verilmek istenen mesaj boşlukta kalmaktadır!

Bu “yeterince” kelimesi aslında biraz zorlama; doğru olmasa da nezaketen kullanmak istedim.

Yalova’ da, Atatürk’ ün emanetleri küçük küçük hamlelerle bir bir elden çıkıyor.

Örneğin Atatürk, Yalova- Termal yolunun yani Çınarlı Hıyaban’ ın her iki tarafında belirli bir alana ve Termal Kaplıca Tesisleri’ ni çepeçevre çeviren belirli bir alana herhangi bir tesis yapılmamasını istemişti. Sonuç ortada, üstelik Termal’ de bir de hudut ihlâlleri var. Uzun zaman önce Termal İşletme Tesisleri’ nde bu arazi ihlalleri ile ilgili yazıları tek tek incelemiştim.

Atatürk, Yalova’ da deniz kenarına çok katlı bina yapımının uygun olmadığını, deniz kenarındaki yerleşimin nasıl olacağını plân ve projelerle anlatmıştı ama sonuç ortada…

Atatürk’ ün bir dalın kesilmemesi için köşkünü yürüttüğü bölgede, ağaçlar kesilerek kafeterya yapılmadı mı?

Deniz kenarında arıtma tesisleri yapılırken çok sayıda ağaç kesilip yok edilmedi mi?

Atatürk, “Doğayı olduğu gibi koruyun” mesajları verirken, deniz doldurulup üzerine çim ekilmedi mi? Deniz doldurulup araç parkı yapılmadı mı?

Termal’ de TBMM sosyal tesisleri için çok sayıda ağacın kesildiği yazılı ve görsel ulusal medyada bile yer aldı.

Gelelim Atatürk’ ün milletine bağışladığı çiftliklerine…

Atatürk’ ün emanetlerinden, Yalova’ nın batısındaki eskiden Baltacı Çiftliği sonradan TİGEM olarak tanınan, Tarım İşletmesi Genel Müdürlüğü’ ne bağlı Atatürk Tarım İşletmesi, özelleştirme görünümüyle elden çıktı. Burası artık Atatürk’ ün istediği şekilde kullanılmıyor.

İlginçtir birinci sınıf tarım arazisine kamplar, dinlenme tesisleri yanında üniversite kampüsü; çiftlik arazisinden kopartılan ve Arboretum olarak bilinen alana imam hatip külliyesi yapıldı.

Bazı çiçekçilik tesisleri ise Atatürk döneminin (modern hayvancılığı esas alan) çiftliği imajını günümüze yansıtamıyor.

Yalova’ nın doğusunda bulunan eski adı Millet Çiftliği olan ve günümüzde Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü ise ufak ufak hamlelerle elden çıkmak üzere…

Atatürk döneminde 6928 dekar olan çiftlikten günümüze kalabilen sadece yaklaşık 1200 dekar alan…

Bu köşede geçmiş yazılarımda çiftlik arazisinden parça parça elden çıkan bölümleri açıklamıştım.

Son günlerde, Enstitü arazisinin bir bölümüne, Danıştay’ ın aksi yönde kararı olmasına rağmen, ısrarla Millet Bahçesi yapılmak isteniyor.

Konunun uzmanları bıkıp usanmadan yapılmak istenenin yanlış olduğunu bilimsel verilerle açıklıyorlar.

Burada da dikkat ediyorum, yapılanın yanlış olduğunu belirten açıklamaları halen Enstitü’ de çalışan yetkililer değil de, buradan emekli olanlar yapıyor.

Susmak, kabullenmektir.

İster istemez aklıma takılıyor, neden Enstitü’ de görev yapanların bu konuda açıklamaları yok?

Millet Bahçesi yapımından amaç, ailelerin ve genel olarak toplumun her kesiminin dinlenmesini, piknik yapmasını veya kafesinde oturup bir bardak çay içmesini sağlamaksa, Kent Ormanı’ nı Millet Bahçesi yaparsınız, konu kapanır.

Hadi Kent Ormanı’ nı beğenmediğiniz, bölgede piknik alanı olarak belirlenmiş o kadar çok yer var ki, seçin içlerinden birini…

Millet Bahçesi yapılmak istenen yerin özelliğini bir kere daha belirteyim.

Sözü edilen yer, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’ nün, Yalova- Karamürsel yolunun güneyinde kalan, Gaziosmanpaşa Mahallesi konumlu 1474 ada, 12 parselde bulunan 113,396, 16 metre kare arazisi…

Geçmiş yıllarda söz konusu alan farklı şekillerde kullanıma açılmak istenmiş, konu yargıya taşınmış, Danıştay 6. Dairesi söz konusu arazinin Araştırma Enstitüsünde kalmasının kamu yararı olduğuna karar vermişti.

Millet Bahçesi yapma girişimi emsal nitelikte olan Danıştay kararını hiçe saymaktır.

Toprak Koruma Kanununa aykırı bir şekilde I. Sınıf tarım arazisi amaç dışı kullanıma açılmak istenmektedir.

Ancak, Millet Bahçesi yapımı düşünülen arazi, Araştırma Enstitüsü toprakları içinde, tarımsal AR- GE faaliyetlerinin yapıldığı bir alandır.

Sözü edilen parselde yapılan önemli çalışmalardan biri “ Kivi Araştırma Geliştirme Programı” dır.  Türkiye’ de ilk kivi üretimi burada yapılmıştır, program çerçevesinde sözü edilen parselin 12 ( on iki) dekarlık bölümünde üretim devam etmektedir.

TOKİ'ye devredilen sözü edilen parselde 3 (üç) dekarlık bir alanda yürütülen bir diğer çalışma da Feijoa (Kaymak Ağacı) çalışmasıdır. Ülke için yeni olan bu tür de Enstitü çalışmaları ile ülkemize tanıtılmaktadır.

Enstitü, Türkiye Sofralık Üzüm Araştırmaları Merkezi durumundadır ve sözü edilen parselde, yıllara dayanan birikimle çeşitli üzüm çalışmaları devam etmektedir.

Enstitü’ nün Millet Bahçesi yapılmak istenen bölümünde meyve genetik kaynakları (elma, armut, kiraz, Trabzon hurması, ceviz, kestane, şeftali- nektarin olmak üzere yedi türde 1163 adet çeşit ve tip ) bulunmaktadır.  Ayrıca konunun uzmanları önümüzdeki yıllarda, kızılcık ve üzümsü meyvelerin genetik kaynaklarının da bu alana aktarılmasının plânlandığını belirtmektedirler.

Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’ nün sözü edilen parselinde bulunan genetik kaynakların bir oldu- bitti ile yok olmasına yol açmak,  Atatürk’ ün emanetine sahip çıkmak anlamına mı geliyor?

Kanaatimce, bereketli toprakların tarım dışı amaçla kullanılması örneğin millet bahçesine dönüştürülmesi, Atatürk'ün mirasına saygısızlıktır.

Lütfen unutmayalım, konu siyasete alet edilemeyecek kadar önemlidir!

Ve elbette, Atatürk’ ün emanetlerinin kimin zamanında ve nasıl elden çıktığını tarih mutlaka yazacak ve acımasız hükmünü verecektir!

***

AKLIMA TAKILAN BİR SORU:

İDO tesisi civarına, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü arazisi içine deniz kenarındaki bir bölüme cami yapılması gündeme gelmiş.

Tarihe not düşmek adına sorayım, belirlenen yerde bir camiye ihtiyaç var mı, bu fikir ilk kez kimden çıktı?

SON SÖZ:

Her fırsatta “Yalova, Atatürk’ ün Kentidir” diye övünen Yalovalının, Atatürk’ ün emanetlerine Atatürk’ ün istediği gibi sahip çıkması gerekmez mi?

ATATÜRK Diyor ki:

“ Memleket kimsenin malı, mülkü değildir!”

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.