Kevork’un yaptıklarını ve yolun kenarındaki alanın halini düşündüm.
Üzülmedim dersem, yalan olur.
Bugün, size Kevork’u tanıtacağım.
Kevork’un tam adı, Kevork Viçen AZNAVUR...
Kevork, 1861’de İstanbul’da doğmuş, özellikle İstanbul florası hakkındaki çalışmalarıyla tanınan amatör bir botanikçiydi.
Flora, botanikte belirli bir doğal çevrenin bitki örtüsü anlamına gelir.
Kevork, Mekteb-i Sultani’yi ( günümüzde Galatasaray Lisesi) bitirdi.
Mahmutpaşa Havuzlu Han’da bulunan, kimyasal madde ithal eden Aznavur Biraderler Şirketi’nde defter tutmaya başladı.
Bir taraftan da amatör olarak botanikle ilgileniyordu.
1885’ten önce İstanbul çevresinde, daha sonra Anadolu’nun Konya, Merzifon, Rize, Van, Ağrı gibi çeşitli yörelerde bitki toplayarak yaklaşık 20 000 örneklik bir herbaryuma sahip oldu.
Herbaryum: kurutulmuş bitki koleksiyonu, demektir.
Botanik Bahçesi, özellikle bitki grupları arasındaki akrabalık ilişkilerini yansıtacak biçimde düzenlenen canlı bitki koleksiyonudur.
Odunsu bitkilerin (ağaç ve çalılar) yetiştirildiği botanik bahçelerine arboretum denir. Arboretum, kendi başına ayrı bir koleksiyon oluşturabileceği gibi, botanik bahçeleri içinde ayrı bir bölüm olarak da düzenlenebilir.
Kevork, 1897’den itibaren araştırmalarının sonuçlarını içeren 19 çalışmasını Fransızca olarak yayımladı. Bu yayınlarda 1 000 kadar bitkiyi tanımlayarak dağılımlarını göstermiş, 44’ü tür, 4’ü alttür, 37’si varyete ve 8’i alt varyete olmak üzere 93 yeni bitkiyi adlandırmıştı.
Kevork, 1920’de öldü. Mütevazı mezarı Mecidiyeköy’ deki Katolik Ermeni kabristanındadır.
Kevork’un kardeşi, 5 ciltlik “Flore de Constantinople” (İstanbul Florası) adlı eserinin yazma nüshasını, Kevork’un kitaplığı ile herbaryumunu satın alması için İstanbul Üniversitesi’ne müracaat etti.
Ne var ki, İstanbul Üniversitesi, gerekli parayı bulamadı.
Robert Kolej Hekimi Dr. B.V.D. Post, koleksiyonu 2 000 dolara satın aldı.
Dr. Post, bu arada Flore de Constantinople’u 5 yıl içinde bastıracağına dair söz de vermişti.
Ancak, bu sözünü tutmadı ve kitabı 1950-1952’de “La Flore du Bosphore et des Environs” (Boğaziçi ve Civarının Bitki Örtüsü) adıyla iki cilt olarak ve eşi Anna Post ve kendi imzasıyla yayımladı.
Bu kitabın ilk bölümü Doç. Dr. Mehpare BAŞARMAN tarafından Türkçe’ye çevrilerek 1945’te “Boğaziçi ve Dolayları Florası” adıyla yayınlandı.
Kevork’un İstanbul çevresine ait bitki koleksiyonu, halen Cenevre’deki Conservatoire et Jardin Botaniques’te bulunmaktadır.
Tekrar yazımın başına döneyim.
Fatih Caddesi’nden Çınarcık yoluna dönerken, hemen sol köşede bulan alanı görünce, Kevork’un yaptıkları ve yapmak istedikleri gözümün önüne geldi, üzüldüm ve bu üzüntümü de sizinle paylaşmak istedim. Hepsi bu...
***
GÖZÜME ÇARPANLAR:
1.Yalova kent merkezindeki Kapalı Pazar Yeri’ nde, değil soğuk ve rüzgârlı havalarda, normal ve güzel havalarda bile hava cereyanından durmak mümkün değil. Üst katları otopark olan binanın yapımında zannediyorum bu hava cereyanı olabileceği doğru hesaplanmamış. Bu binanın başka sorunları da olabilir. Konuyla ilgili yetkililerin bir araya gelerek bu soruna bir çözüm bulmaları gerekiyor.
2.Tonami Kavşağı’ndaki düzenlemeler artık bir an önce sonuçlandırılmalı… Mevcut düzenleme Yalova’ya uğramadan transit geçecek araçlar için uygun, ancak kavşaktaki (mevcut uygulamanın) Yalova trafiğine çözüm üretemeyeceği de son derece açık. İlâve düzenlemeler yapılmazsa, (mevcut durumuyla) bu kavşak ileride Yalova’ya büyük sorun çıkarır. Trafikte esas olan emniyettir, bu kavşakta yaya emniyeti hiç yok gibi, yoksa ben mi yanlış algılıyorum.
Tonami Meydanı ile ilgili birkaç küçük tespitimi daha belirteyim.
Meydanın tam ortasında çok güzel bir ağaç vardı, gerek Bursa gerek Çiftlikköy istikametinden gelişte bu meydandaki muhteşem ağaç hemen dikkati çekiyordu. Yanlış algılamadıysam, yeni yapılan üst geçiş yolu ağacın bulunduğu yerden geçmiyor ama o güzel ağaç yok, kesilmiş. Çok dikkatli bakıp anlamaya çalıştım, inşallah yanlış yorumlamıyorumdur.
Aldığım duyuma göre, trafikte acil durum nedeniyle, ambülânslar ve bazı özel kart sahibi kişiler Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü içinden geçiyormuş. Bir gen merkezinde böyle durum olamaz, bu da cinayetin bir başka türlüsüdür. Madem kavşak tamamlandı ve hizmete açıldı, Araştırma Enstitüsü topraklarından geçmenin önüne geçilmesi gerekir.
KİŞİSEL TESPİT VE DEĞERLENDİRMEM:
Her ülkenin iç sorunu da dış sorunu da kendi sorunudur. Bir ülke, bir başka ülkenin iç işlerine müdahale etmemelidir. Türkiye’ nin acil ihtiyacı terörün önlenmesi, Suriye’ den gelenlerin yarattığı sorunların çözülmesi ve ekonomide karşılaşılan dar boğazın bir an evvel aşılmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ nın değiştirilemez ilk dört maddesinin tartışılmasını bile uygun olarak değerlendirmediğim gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nde, Başkanlık sisteminin acil bir ihtiyaç olduğu görüşünü taşımıyorum.
BİR SORU:
Yalova Belediye Başkanlığı’ nın logosunda “Karanfil” var. Yalova neden karanfil şehri değil? Neden rengârenk karanfiller Yalova’ nın cadde, sokak ve parklarını süslemiyor?
ATATÜRK DİYOR Kİ:
“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ KURAN TÜRKİYE HALKINA TÜRK MİLLETİ DENİR. .. NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!”
www.ahmetakyol.net
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Akyol
Arboretum, Botanik Ve Kevork
Kevork’un yaptıklarını ve yolun kenarındaki alanın halini düşündüm.
Üzülmedim dersem, yalan olur.
Bugün, size Kevork’u tanıtacağım.
Kevork’un tam adı, Kevork Viçen AZNAVUR...
Kevork, 1861’de İstanbul’da doğmuş, özellikle İstanbul florası hakkındaki çalışmalarıyla tanınan amatör bir botanikçiydi.
Flora, botanikte belirli bir doğal çevrenin bitki örtüsü anlamına gelir.
Kevork, Mekteb-i Sultani’yi ( günümüzde Galatasaray Lisesi) bitirdi.
Mahmutpaşa Havuzlu Han’da bulunan, kimyasal madde ithal eden Aznavur Biraderler Şirketi’nde defter tutmaya başladı.
Bir taraftan da amatör olarak botanikle ilgileniyordu.
1885’ten önce İstanbul çevresinde, daha sonra Anadolu’nun Konya, Merzifon, Rize, Van, Ağrı gibi çeşitli yörelerde bitki toplayarak yaklaşık 20 000 örneklik bir herbaryuma sahip oldu.
Herbaryum: kurutulmuş bitki koleksiyonu, demektir.
Botanik Bahçesi, özellikle bitki grupları arasındaki akrabalık ilişkilerini yansıtacak biçimde düzenlenen canlı bitki koleksiyonudur.
Odunsu bitkilerin (ağaç ve çalılar) yetiştirildiği botanik bahçelerine arboretum denir. Arboretum, kendi başına ayrı bir koleksiyon oluşturabileceği gibi, botanik bahçeleri içinde ayrı bir bölüm olarak da düzenlenebilir.
Kevork, 1897’den itibaren araştırmalarının sonuçlarını içeren 19 çalışmasını Fransızca olarak yayımladı. Bu yayınlarda 1 000 kadar bitkiyi tanımlayarak dağılımlarını göstermiş, 44’ü tür, 4’ü alttür, 37’si varyete ve 8’i alt varyete olmak üzere 93 yeni bitkiyi adlandırmıştı.
Kevork, 1920’de öldü. Mütevazı mezarı Mecidiyeköy’ deki Katolik Ermeni kabristanındadır.
Kevork’un kardeşi, 5 ciltlik “Flore de Constantinople” (İstanbul Florası) adlı eserinin yazma nüshasını, Kevork’un kitaplığı ile herbaryumunu satın alması için İstanbul Üniversitesi’ne müracaat etti.
Ne var ki, İstanbul Üniversitesi, gerekli parayı bulamadı.
Robert Kolej Hekimi Dr. B.V.D. Post, koleksiyonu 2 000 dolara satın aldı.
Dr. Post, bu arada Flore de Constantinople’u 5 yıl içinde bastıracağına dair söz de vermişti.
Ancak, bu sözünü tutmadı ve kitabı 1950-1952’de “La Flore du Bosphore et des Environs” (Boğaziçi ve Civarının Bitki Örtüsü) adıyla iki cilt olarak ve eşi Anna Post ve kendi imzasıyla yayımladı.
Bu kitabın ilk bölümü Doç. Dr. Mehpare BAŞARMAN tarafından Türkçe’ye çevrilerek 1945’te “Boğaziçi ve Dolayları Florası” adıyla yayınlandı.
Kevork’un İstanbul çevresine ait bitki koleksiyonu, halen Cenevre’deki Conservatoire et Jardin Botaniques’te bulunmaktadır.
Tekrar yazımın başına döneyim.
Fatih Caddesi’nden Çınarcık yoluna dönerken, hemen sol köşede bulan alanı görünce, Kevork’un yaptıkları ve yapmak istedikleri gözümün önüne geldi, üzüldüm ve bu üzüntümü de sizinle paylaşmak istedim. Hepsi bu...
***
GÖZÜME ÇARPANLAR:
1.Yalova kent merkezindeki Kapalı Pazar Yeri’ nde, değil soğuk ve rüzgârlı havalarda, normal ve güzel havalarda bile hava cereyanından durmak mümkün değil. Üst katları otopark olan binanın yapımında zannediyorum bu hava cereyanı olabileceği doğru hesaplanmamış. Bu binanın başka sorunları da olabilir. Konuyla ilgili yetkililerin bir araya gelerek bu soruna bir çözüm bulmaları gerekiyor.
2.Tonami Kavşağı’ndaki düzenlemeler artık bir an önce sonuçlandırılmalı… Mevcut düzenleme Yalova’ya uğramadan transit geçecek araçlar için uygun, ancak kavşaktaki (mevcut uygulamanın) Yalova trafiğine çözüm üretemeyeceği de son derece açık. İlâve düzenlemeler yapılmazsa, (mevcut durumuyla) bu kavşak ileride Yalova’ya büyük sorun çıkarır. Trafikte esas olan emniyettir, bu kavşakta yaya emniyeti hiç yok gibi, yoksa ben mi yanlış algılıyorum.
Tonami Meydanı ile ilgili birkaç küçük tespitimi daha belirteyim.
Meydanın tam ortasında çok güzel bir ağaç vardı, gerek Bursa gerek Çiftlikköy istikametinden gelişte bu meydandaki muhteşem ağaç hemen dikkati çekiyordu. Yanlış algılamadıysam, yeni yapılan üst geçiş yolu ağacın bulunduğu yerden geçmiyor ama o güzel ağaç yok, kesilmiş. Çok dikkatli bakıp anlamaya çalıştım, inşallah yanlış yorumlamıyorumdur.
Aldığım duyuma göre, trafikte acil durum nedeniyle, ambülânslar ve bazı özel kart sahibi kişiler Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü içinden geçiyormuş. Bir gen merkezinde böyle durum olamaz, bu da cinayetin bir başka türlüsüdür. Madem kavşak tamamlandı ve hizmete açıldı, Araştırma Enstitüsü topraklarından geçmenin önüne geçilmesi gerekir.KİŞİSEL TESPİT VE DEĞERLENDİRMEM:
Her ülkenin iç sorunu da dış sorunu da kendi sorunudur. Bir ülke, bir başka ülkenin iç işlerine müdahale etmemelidir. Türkiye’ nin acil ihtiyacı terörün önlenmesi, Suriye’ den gelenlerin yarattığı sorunların çözülmesi ve ekonomide karşılaşılan dar boğazın bir an evvel aşılmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ nın değiştirilemez ilk dört maddesinin tartışılmasını bile uygun olarak değerlendirmediğim gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nde, Başkanlık sisteminin acil bir ihtiyaç olduğu görüşünü taşımıyorum.
BİR SORU:
Yalova Belediye Başkanlığı’ nın logosunda “Karanfil” var. Yalova neden karanfil şehri değil? Neden rengârenk karanfiller Yalova’ nın cadde, sokak ve parklarını süslemiyor?
ATATÜRK DİYOR Kİ:
“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ KURAN TÜRKİYE HALKINA TÜRK MİLLETİ DENİR. .. NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!”
www.ahmetakyol.net