Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Aklı Başa Yaş Getirir

Yazının Giriş Tarihi: 21.10.2014 06:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.10.2014 06:00

Zaman zaman karşılaşırız. Küçük bir çocuk, bilmiş bilmiş konuşur ve herkesi hayretler içinde bırakır. “Büyümüş de küçülmüş” deriz. Ya da, “Akıl yaşta değil baştadır” deriz.

Evet doğrudur, akıl yaşta değil baştadır. Ancak, unutmamak gerekir ki, aklı başa yaş getirir.

Ayrıca, küçücük çocukların biraz da terbiyesizliğe ya da saygısızlığa kaçan bilmiş davranışlarından hiç hoşlanmadığımı belirtmeliyim.
Terbiyesizliğe hoşgörüyle yaklaşılmasını uygun görmeyenlerdenim.
Konumuza dönersek…

Şüphesiz, akıllı olmakla zeki olmak çok farklı şeylerdir. Ben, nice zeki insan tanırım; gerçekten zekâlarıyla parmak ısırtırlar. Ama ya akıl? Bir kısmında bunun zerresi yoktur. Bazılarında da bulunduğu yaşın çok altındadır.

Hem çok zeki, hem de çok akıllı insanlar ise parmakla gösterilecek kadar azdır.

Konu üzerinde hassasiyetle durmamın nedeni, bazı çevrelerde yaşlılarla gösterilen ilgisizlik ve saygısızlık… Yaşlıların hor görülmesi ve dışlanması…

Görüyorum titrek ellerindeki bastonlarıyla, ağır ağır hareket eden yorgun- yaşlı insanlar, cadde ve sokaklarda son derede tedirgin hareket ediyorlar. Okullardan çıkan gençlerimiz her an patlamaya hazır bir bomba gibi… Bunlar, etraflarını hiç umursamadan, yoldan gelip geçenlere çarpa çarpa, bağıra çağıra yürüyorlar.

Okullarda derslerin dışında, bazı şeylerin de mutlaka öğretilmesi gerek… Vatan- millet sevgisi, bayrağa ve istiklâl marşına saygı, büyüklere saygı gibi… Okullar ve aileler bu konularda son derece dikkatli olmalı…
Bu yazıda vurgulamak istediğim yaşlılara saygı… Yaşlılarımızı asla ve asla hor görmeyelim.

Hayata sıkı sıkı sarılmış bazı yaşlı insanların verdikleri şu eserlere bakın lütfen:
Aydınlanma felsefesinin ve yeniçağın önemli temsilcilerinden olan Alman Filozof Immanuel Kant, “Ahlâk Metafiziği” adlı eserini 73, “Antropoloji” adını verdiği eserini 74 yaşında vermişti.

Geç dönem Rönesans sanatçılarının en önemlilerinden biri sayılan Venedikli ressam Robustı Tintoretto, “Son Akşam Yenmeği” adındaki ünlü tablosunu 76 yaşında yapmıştı.

Fransız Biyoloji Bilgini Lamarc, bugün de kabul ve ilgi gören “Omurgasızlar Tabii Tarihi” adındaki eserini 78 yaşında tamamlamıştı.
Alman şair ve oyun yazarı Goethe, ünlü eseri “Faust” u tamamladığında 80 yaşındaydı.

Ya Mimar Sinan?
Sinan, Süleymaniye Külliyesi’ni yaptığında 67, Edirne Selimiye Külliyesi’ni yaptığında 83, Manisa’daki Muradiye Külliyesi’ni yaptığında 94 yaşındaydı.

Evet, şimdi Varna Meydan Muharebesi günlerine gidelim ve burada geçtiği genel kabul gören bir konuşmayla konumuza son verelim:
2 nci Sultan Murat, zaferi kazandıktan sonra muharebe alanını dolaşmaya çıkmıştır. Hristiyan askerlerinin cesetleri arasında gezinirken, bunların hepsinin çok genç olduğunu görünce hayretini gizleyemez. Arkasından gelmekte olan Lalası’na döner, “Bu kadar kâfir ölüsü içinde, hiçbir aksakallıya rastlamadım. Hepsi de gencik, hepsi de taptaze…”
Lala, Padişah’ın bu sözü üzerine şu cevabı verir,
“ Beli Sultanım. Eğer içlerinde bir aksakallı olsaydı, başlarına bu felâket gelir miydi?”



HATIRLAMAKTA YARAR VAR:

3489 sayılı “ Pazarlıksız Satış Mecburiyetine Dair Kanun”,Belediye sınırları dahilinde perakende olarak satışa sunulan ticari mallara etiket taşıma zorunluluğu getirmiştir.
Kanunun 2 nci Maddesi diyor ki:
“Perakende surette satış yapılan dükkânlar ve mağazalarla sair satış yerlerinde satılan maddeler üzerine bunların fiyatlarını ve ayırıcı vasıflarını gösteren bir etiket veya başka birer işaret konulur. Malın mahiyeti etiket veya işaret koymağa müsait olmayan hallerde, halkın görebileceği bir yere liste asmak suretile de o malın mahiyeti ve fiyatı halkın ıttılaına (bilgisine) arz olunması caizdir.”
3489 sayılı Kanun’un 7 nci Maddesine göre de, Belediyeler, bu kanun hükümlerini uygulamakla ve takip etmekle yükümlüdürler.
Bilindiği gibi, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 12 nci Maddesi aynen şöyledir :
“Perakende satışa arz edilen malların veya ambalajlarının yahut kaplarının üzerine kolaylıkla görülebilir, okunabilir şekilde o malla ilgili tüm vergiler dahil fiyat, üretim yeri ve ayırıcı özelliklerini içeren etiket konulması, etiket konulması mümkün olmayan hallerde aynı bilgileri kapsayan listelerin görülebilecek şekilde uygun yerlere asılması zorunludur. Bakanlık ve belediyeler, bu madde hükümlerinin uygulanması ve izlenmesine ilişkin işleri yürütmekle ayrı ayrı görevlidirler.”



GÜNÜN SÖZÜ:

Yaşlıların anlattıklarına dikkat edin; onlar geçmişi değil, gelecekte neler olacağını anlatırlar!..
ATATÜRK DİYOR Kİ:
“NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…”
www.ahmetakyol.net
www.facebook.com/ahmet.akyol.1422




Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.