Hava Durumu
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
TR
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Acı Üstüne Acı

Yazının Giriş Tarihi: 24.10.2011 17:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.10.2011 17:00

Hepsi arka arkaya geldi.

Önce, 5 polisimiz şehit oldu, 3 vatandaşımız öldürüldü.

Daha bunun acısı dinmeden hain saldırıda 24 şehit, 18 yaralı verdik.

Silâhlı Kuvvetler, bunun üzerine yurt içinde ve yurt dışında geniş çaplı bir operasyona başladı.

Bu ortamda, asrın yolsuzluk soruşturmasında, 3 ay önce tutuklanan bazı zanlılar, “Tutukluluk süreleri cezaya dönüştü” gerekçesiyle serbest bırakıldı.

Ve… Van Depremi…

Çok sayıda vatandaşımızın canını kaybetmesi…Yaralıların- enkaz altında kalanların olması… Evlerin, iş yerlerinin, fabrikaların, hastanelerin vb. yıkılması…

Hem bu felâketten hem de terör olaylarından dolayı hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah' tan rahmet, yakınlarına ve TÜRK MİLLETİ’ ne başsağlığı ve sabır, yaralılara acil şifalar dilerim.

Van- Erciş’te, 10 Eylül 1941’de de, Richter ölçeğine göre 6 olan şiddetli bir deprem olmuş; Van Gölü kıyısında bulunan kent, göl sularının yükselip kenti kaplamasıyla burası boşaltılmış ve yerleşim kıyıdan yaklaşık 3 km. içeride ve Zilan Deresi’nin doğusundaki alana taşınmıştı.

23 Ekim 2011 günü, saat 13 41’de başlayan 7.2 şiddetindeki deprem haberiyle birlikte, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ, tüm gücüyle bölgeye yardıma koştu. Birkaç saat sonra Başbakan ve Bakanlar, depremzedelerin yanındaydı.

Sağlık Bakanlığı ambulans uçak ve helikopterleri bölgeye nakletti. Kızılay ise tüm imkânlarını seferber etti. Bölgeye yardım yağıyor.

Terörle mücadeleyi sürdüren askerî birliklerimiz, depremi duyunca yardıma yöneldi. Genelkurmay Başkanlığı, yardım malzemesi taşıması için 3 uçak gönderdi. Mehmetçik, arama kurtarma görevi de yapıyor.

*****

Şimdi biraz başa dönüp, 24 şehit verdiğimiz sabahı hatırlayalım.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Hakkari Çukurca'daki PKK saldırısı ile ilgili olarak, olaylar ne kadar yürek yakıcı olursa olsun, gelişen şartlar çalışmaları ne kadar zorlaştırırsa zorlaştırsın, Anayasa çalışmalarından dönülmeyeceğini söyledi.

Allah aşkına, Türkiye’nin önceliği Anayasa çalışmaları mıdır ? Terörün önlenmesi midir? İşsizlik midir ? Nedir ?

Anayasa hazırlığının, terörün önlenmesi ve işsizlik yanında sözü bile olmamalıdır. Silâhlı Kuvvetlerimiz ve Güvenlik Güçlerimiz teröristle mücadele ediyor ama, görünürde terörle mücadeleden ( ki terörle mücadele çok boyutludur) bir iz yok !...

Anayasa çalışmaları bu safhada benim için önemsizdir diyorum ya!...

Ayrıntıya girmeyi düşünmeden sadece bir noktaya parmak basayım.

Burada esas sorun: Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile terör örgütü arasında değildir.

Sorun: Bölgede gözü ve eli olan emperyalist devletlerin bölgesel plânlarına Türkiye’nin ne oranda “Evet” diyeceği, ya da demeyeceğidir.

*****
Kaddafi’yi oldum olası hiç sevmedim. O tepeden bakan ve herkesi küçümseyen tavırlarından hep iğrendim. Kaddafi, kendini ilâh sayan bir psikopattı. Ama, Kaddafi’yi, “Allahüekber” diye bağırarak tekmeleye tekmeleye öldürenlerden daha çok iğrendim. İçimden ekrana tükürmek geldi. Kim olursa olsun, bir insanı hem böyle öldürmek, hem de öldürürken Allah’ın adını kullanmak son derece çirkin, yanlış ve iğrençtir.

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında, ABD ve Avrupa ülkeleri Türkiye’ye her türlü ambargoyu uygularken, Kaddafi ülkesinin tüm imkânlarını Türkiye’nin emrine tahsis etmiş; o dönem Libya’dan Türkiye’ye uçaklar dolusu yardım malzemesi gelmişti.

Kaddafi, Libya’yı emperyalizmin baskısından kurtarmış, Libya petrolünün peşkeş çekilmesinin önüne geçmişti.

Günümüzde, ABD ve AB’nin hedefi Libya’nın başta petrol olmak üzere yer altı kaynaklarıdır. Libya’da demokrasinin olup olmaması batılı gelişmiş ülkelerin umurunda değildir.

Esasen, bir ülkenin yönetim şekli, bir başka ülkeyi zerrece ilgilendirmez. Libya’nın diktatörlükle mi, yoksa demokrasiyle mi idare edildiği ya da edileceği, sadece ve sadece Libyalılar’ın konusu ve sorunudur.


Bu satırları buraya kadar sabırla okuduğunuza göre, konuyla ilgili bir değerlendirmeniz de vardır. Kaddafi ve Libya olayında, Türkiye’nin yerini de siz değerlendirin !..

*****
YALOVA’DAN…

Her isteyen kaldırımı işgal edemez. Bunun bir müeyyidesi vardır. Yol kenarında bir inşaat varsa, inşaat sahibi, kaldırımı yaya kullanımına kapatamaz.

Ancak, kaldırım kenarındaki binalarda inşaat yapanların, kaldırımı tamamen kapattıkları görüyorum.

Bakın Trafik Kanunu’nun 13 ncü Maddesinde ne yazıyor:

“ Şehir içi karayolu kenarında çeşitli tesislerin yapımı süresince; kaldırımlarda tünel, tünel aydınlatılması ve benzerlerini yaparak güvenli geçiş sağlamak ve yaya yollarını trafiğe açık bulundurmak zorundadırlar.

Bu çalışmalar sırasında meydana getirilen tehlikeli durum ve engeller bütün sorumluluk, bunları yaratan kişilere ait olmak üzere zabıtaca kaldırılır, yapılan masraflar sorumlulara ödetilir.”


Maddede bir de para cezası var, onu yazmadım.

Ana caddelerde, kaldırımı kapatan inşaatlar var, bunu ben görüyorum da, yetkililer neden görmüyor, anlamıyorum.



Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.