Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Koçal’dan Termik Santral Açıklaması

SHP İl Başkanı Cengiz Koçal yaptığı yazılı açıklamada son günlerde Yalova kamuoyunu meşgul eden ve AKSA Fabrikası tarafından yapılması düşünülen termik santral konusunda görüşlerini açıkladı....

Haber Giriş Tarihi: 25.02.2007 00:00
Haber Güncellenme Tarihi: 01.01.1970 02:00
Kaynak: Haber Merkezi
yalovamiz.com

SHP İl Başkanı Cengiz Koçal yaptığı yazılı açıklamada son günlerde Yalova kamuoyunu meşgul eden ve AKSA Fabrikası tarafından yapılması düşünülen termik santral konusunda görüşlerini açıkladı.

Yazılı bir açıklama yapan Koçal”  Son günlerde Yalova’da çokça konuşulan AKSA Fabrikasının yapmak istediği termik santral ile ilgili değişik parti, demokratik kitle örgütleri ve bireylerin görüşlerini medya kanalı ile takip ediyorum. İnanınız hem kafam karmakarışık oldu, hem de hayretler içinde kaldım. Hem sevindim, hem üzüldüm. Sevindim, çünkü toplumun çok büyük bir kısmının çevreye karşı hassasiyetini, bundan 15-20 yıl öncesiyle mukayese ettiğimde, son derece olumlu yönde ve büyük oranda artmış olduğunu görmekten memnun oldum. Bundan 15-20 yıl önce bu termik santralin yaratabileceği çevre tahribatının belki onlarca misli vuku bulduğunda başlattığım mücadelede; mensubu olduğum partiye kayıtlı bazı üyeler de dahil, çok büyük bir çoğunlukla nerede ise Yalova haini ilan edilecektim, hatta edildim bile. O günleri yaşayan ve olayları birazcık takip edenler çok iyi hatırlayacaklardır. Bu durumun sonuçta benim açımdan 1994 yerel seçim neticelerini menfi etkilediğini bile söyleyebilirim” dedi.

Bir dönemler  tutumundan ötürü Sermaye düşmanı  olarak kamuoyuna larnse edildiğini hatırlatan Koçal, açıklamasını şöyle sürdürdü: 'Yalova’ya maddi manevi katkıları olan bu kuruluşların mevzuata uymamalarından dolayı karşı koymuştum.O dönemler, Yalova’nın ekonomik gelişmesine taş koyduğunu, işsizliğin artmasına sebep olacağını, bu kuruluşların Yalova’da spor kulüplerine, okullara, camilere yaptıkları yardımları keseceklerini v.s. gibi iddialar ile suçlanmıştım. Şu anda gösterilen hassasiyetin belki yüzde biri o zaman gösterilmemişti. Nerde ise yapayalnızdım. Hatta bu konularda merkez-i hükümet olarak 1. sınıf gayri sıhhi müesseselerin işletme ruhsatlarını vermekle yükümlü ve dolayısı ile bu konularda direkt sorumlu olan zamanın Ankara’daki merkez sağ iktidarların Sağlık Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlıkları, benim buradaki haklı mücadeleme taş koymaktan geri durmamışlardı. Bu taş koymanın en büyük ispatı da; sonunda başka çare bulamayarak, bu bölgeyi Yalova Belediyesi mücavir alanından çıkarmaları olmuştu. Bu şekilde burada Belediye olarak hiçbir söz hakkımız kalmamıştı.

 Hâlbuki ne sermaye düşmanıydık, ne de bu kuruluşların Yalova ve ülke ekonomisine katkılarını inkâr ediyorduk. O zaman da, bugün de; dünya çapında marka olmuş bu kuruluşlarımızın hem Yalova’ya, hem de ülkemize büyük katkıları olduğunu hep takdirle anmış ve söylemişimdir. Ama bunun böyle olması, onların çevreye zarar vermesi ve mevzuata uymaması için bir gerekçe olmamalıydı. Biz bunu savunuyorduk. Ama maalesef bu mücadelemizde yanımızda fazla insan bulamamıştık. Ama buna rağmen, uzun mücadeleler sonucu, arıtma tesislerini yaptırtmaya muvaffak olmuştuk. Sevinmeme sebep olan diğer bir konu; bu sanayi kuruluşlarımızın yetkililerinin çevre konusunda, halkımıza benzer şekilde, eskiye nazaran çok daha büyük ölçüde duyarlı olduğunu hissettim. Sevinmemin üçüncü gerekçesi de; gerek fert olarak, gerekse siyasi görüş olarak dönemimdeki çevreye karşı hiç de duyarlı olmayan ve hatta beni tenkit edenlerin birer çevre dostu olarak görünmek istemeleri. “Görünmek istemeleri” diyorum, çünkü bunlardan bazılarının daha tam anlamı ile bilinçli olduklarından emin değilim, modaya uymak veya siyasi prim kazanmaya yönelik davranışlar sergilediklerini düşünüyorum.

Üzüldüğüm noktaya gelince: Herkesin dilinden düşmeyen, ama bir türlü uygulamasını yapamadığımız rahmetli Uğur Mumcu’nun sözü olan “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunamaz.” cümlesini hatırlatmak istiyorum. Maalesef bu olayda da, birçok kişinin hiçbir bilgi sahibi olmadan, hatta anlatılanları dahi anlayamadan, ahkâm kesmelerine üzülüyorum. Yine bir atasözümüz vardır. “Yarı hoca dinden, yarı doktor candan eder.” diye. Çağımızın teknolojisi, çevre hassasiyetlerinin artmasına paralel olarak büyük gelişmeler göstermektedir. Tabii ki, bu çağdaş teknolojileri kullanmak ürün birim maliyetlerine bir ilave getirmektedir.

Dolayısı ile işletme sahibi kişi veya kuruluşlar bu ilave maliyetten, müsamaha gördüklerinde, kaçmak isteyeceklerdir. İşte işin düğüm noktası buradadır. Sorumlu kurumlar, yani yerel ve merkezdeki iktidarlar bu konuda taviz vermeden, ama sanayicisini de düşman bellemeden, bilim ve yasalara uyarak, hareket etmek durumundadırlar.  Burada çağdışı kalmış teknolojilerle işletilen termik santralleri örnek göstermek son derece yanlış bir davranış biçimidir. Bence burada soruna sadece çevre açısından bakılacaksa eğer; (başka açılardan da konu irdelenebilinir, ama gözlemlediğim kadarı ile, konu tamamen çevre açısında ele alınmakta) hassasiyet gösterilmesi gereken şey, çağdaş teknolojinin kullanılıp kullanılmayacağına dikkat etmektir. İkinci olarak da, belki daha önemlisi, üretim aşamasında kontrollerin çok titizlikle yapılmasını sağlamaktır.

Mesela ülkemizde bazı yerlerde çok düzgün sanayi arıtma tesisleri yapılmış olmasına rağmen, denetimler yeterli bir şekilde yapılmadığı için düzgün işletilmeyen bu arıtma tesislerinin orada göstermelik olarak durduğunu duyuyoruz. Bu yazımdan sonra, bazı kişilere bu tesisin yapımına müspet baktığım kanaati oluşacağını bildiğim için, bunların yapacağı yorumları görür gibi oluyorum. Onlara peşinen cevap vereyim de, yorulmasınlar:

1- Aksa fabrikası ile yakından uzaktan hiçbir alakam yoktur.
 2-Ticari faaliyetime son verdiğim için de, bundan böyle bir ticari ilişki içinde olmam söz konusu olamaz.
3- Hayatta hiç kimseye yalakalık yapmadım ve bundan sonra da yapmam, yapamam.
4-Geçmişte bu işletmeler ile yapmış olduğum büyük mücadelelerin haksız olduğunu düşünerek, bir pişmanlık falan da duymuş değilim. O zamanlar yapmış olduğum bütün mücadelenin tamamen haklı olduğunu bu günde iddia ediyorum.
5-Hiçbir yere de aday olmayacağım için, maddi veya manevi destek beklentisi içinde de değilim.
Sağlıklı düşünen vatandaşlarımızı tenzih ederek, öküzün altında buzağı arayanlara duyurulur.                                                   

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.