Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi tarafından, “Aile içi Şiddetin Çocuklar Üzerinde Bıraktığı İzler” konulu bir panel düzenlendi. Panelde, aile içi şiddetin en çok çocukları ve kadınları etkilediği vurgulandı.
Haber Giriş Tarihi: 18.11.2008 00:00
Haber Güncellenme Tarihi: 01.01.1970 02:00
Kaynak:
Haber Merkezi
yalovamiz.com
Konuşmacılar Türkiye’de şiddet gören erkek oranı 1.5 iken bu oranın kadınlarda % 97 olduğuna vurgu yaptılar.
Aile içi şiddet ve bunun çocuklar üzerindeki etkileri Yalova’da düzenlenen bir panelde masaya yatırıldı. Panele Psikolog Dr. Nigar Aslan ile Sosyal Hizmet Uzmanları Fatma Güneş ve Semra Bozacı konuşmacı olarak katıldı. Aile içi şiddetin Türkiye’de son derece yaygın bir olgu olduğuna vurgu yapan konuşmacılar, “Aile içi şiddet çeşitleri arasında en çok göze çarpanı eşlerin birbirine uyguladıkları fiziksel şiddettir. Yine ekonomik şiddet ve duygusal şiddette diğer şiddet çeşitleridir. Aileiçi şiddette en çok mağdur olan bireylerden birisi de çocuklardır. Babasının annesini dövdüğünü gören bir çocuğun psikolojisinde ciddi sorunlar oluşmaktadır. Bu sorun zamanla bir toplum sorununa dönüşmektedir.
Ülkemizde şiddete uğrayan erkeklerin oranı %1.5 iken bu oran kadınlarda % 97’ye yükselmektedir. Yine çarpıcı bir oran ise şiddet gören her 100 kadından 40’ının şiddeti çocuklarına yansıttığının görülmesidir. Öte yandan bugün eşlerini öldürmek suçundan hapishanelerde olan kadınların büyük bölümü kocalarının şiddetinden korunmak isterken eşlerini öldürdükleri saptanmıştır.
Halk arasında yerleşmiş yanlış inanışlar vardır. Bunların en önemlisi aile içinde şiddet uygulayan erkeklerin işsiz, anti sosyal, sosyal güvencesi olmayan ve cahil bireyler olduğunun sanılmasıdır. Oysa aileiçi şiddet her sosyo kültürel tabakada oldukça yaygın durumdadır.
Yine şiddete maruz kalan kadınların büyük bölümü şiddet gördükleri halde halen evliliklerini sürdürmeye devam ederler. Bunun temelinde kadınların şiddetle başedemeyecelerini düşünmeleri yatmaktadır. Toplumda da yanlış bir olgu daha yerleşmiş durumdadır. Buda aileiçi şiddetin o ailenin özel meselesi olarak görmektir. Bir kredi kartı dolandırıcılığını, bir hırsızlığı polise bildirmek ne kadar normalse aileiçi şiddeti gerekli merciilere bildirmekte o denli doğaldır. Ancak toplum bireylerimiz maalesef böyle bir durum karşısında 3 maymunu oynamayı tercih etmektedir. Bilinmelidirki aile içi şiddet sadece kadının, çocuğun yada erkeğin sorunu değil toplumsal bir sorundur ve buna tüm toplumun duyarlı olması gerekmektedir” denildi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Aile İçi Şiddet En Çok Kadın Ve Çocuğu Etkiliyor
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi tarafından, “Aile içi Şiddetin Çocuklar Üzerinde Bıraktığı İzler” konulu bir panel düzenlendi. Panelde, aile içi şiddetin en çok çocukları ve kadınları etkilediği vurgulandı.
Konuşmacılar Türkiye’de şiddet gören erkek oranı 1.5 iken bu oranın kadınlarda % 97 olduğuna vurgu yaptılar.
Aile içi şiddet ve bunun çocuklar üzerindeki etkileri Yalova’da düzenlenen bir panelde masaya yatırıldı. Panele Psikolog Dr. Nigar Aslan ile Sosyal Hizmet Uzmanları Fatma Güneş ve Semra Bozacı konuşmacı olarak katıldı. Aile içi şiddetin Türkiye’de son derece yaygın bir olgu olduğuna vurgu yapan konuşmacılar, “Aile içi şiddet çeşitleri arasında en çok göze çarpanı eşlerin birbirine uyguladıkları fiziksel şiddettir. Yine ekonomik şiddet ve duygusal şiddette diğer şiddet çeşitleridir. Aileiçi şiddette en çok mağdur olan bireylerden birisi de çocuklardır. Babasının annesini dövdüğünü gören bir çocuğun psikolojisinde ciddi sorunlar oluşmaktadır. Bu sorun zamanla bir toplum sorununa dönüşmektedir.
Ülkemizde şiddete uğrayan erkeklerin oranı %1.5 iken bu oran kadınlarda % 97’ye yükselmektedir. Yine çarpıcı bir oran ise şiddet gören her 100 kadından 40’ının şiddeti çocuklarına yansıttığının görülmesidir. Öte yandan bugün eşlerini öldürmek suçundan hapishanelerde olan kadınların büyük bölümü kocalarının şiddetinden korunmak isterken eşlerini öldürdükleri saptanmıştır.
Halk arasında yerleşmiş yanlış inanışlar vardır. Bunların en önemlisi aile içinde şiddet uygulayan erkeklerin işsiz, anti sosyal, sosyal güvencesi olmayan ve cahil bireyler olduğunun sanılmasıdır. Oysa aileiçi şiddet her sosyo kültürel tabakada oldukça yaygın durumdadır.
Yine şiddete maruz kalan kadınların büyük bölümü şiddet gördükleri halde halen evliliklerini sürdürmeye devam ederler. Bunun temelinde kadınların şiddetle başedemeyecelerini düşünmeleri yatmaktadır. Toplumda da yanlış bir olgu daha yerleşmiş durumdadır. Buda aileiçi şiddetin o ailenin özel meselesi olarak görmektir. Bir kredi kartı dolandırıcılığını, bir hırsızlığı polise bildirmek ne kadar normalse aileiçi şiddeti gerekli merciilere bildirmekte o denli doğaldır. Ancak toplum bireylerimiz maalesef böyle bir durum karşısında 3 maymunu oynamayı tercih etmektedir. Bilinmelidirki aile içi şiddet sadece kadının, çocuğun yada erkeğin sorunu değil toplumsal bir sorundur ve buna tüm toplumun duyarlı olması gerekmektedir” denildi.
En Çok Okunan Haberler