Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanlarından Hür Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan yaptığı açıklamada Sağlık alanında yaşanan değişimle, SSK’lıların mağdur edildiğini belirterek” Sağlığı da elinden
Haber Giriş Tarihi: 24.02.2007 00:00
Haber Güncellenme Tarihi: 01.01.1970 02:00
Kaynak:
Haber Merkezi
yalovamiz.com
Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanlarından Hür Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan yaptığı açıklamada Sağlık alanında yaşanan değişimle, SSK’lıların mağdur edildiğini belirterek ”Sağlığı da elinden alınan bir toplumun konuşacak sözü kalsa bile o sözü söylemeye takati kalmayacaktır” dedi.
Okuyan yaptığı basın açıklamasında şu konulara değindi: “Başbakan son günlerde AKP’nin başarılarını açıklayarak ve halka kendi (!)gerçeklerini duyurarak yaklaşan seçimlere hazırlık yapmaya başladı. AKP’nin en önemli başarılarının sağlık alanında gerçekleştirdikleri olduğu şüphesizdir! AKP’nin başarılı projeler üretmede ve uygulamada gösterdiği takdire-şayan (!) yaklaşımlarla halkı sağlığından etme ve sistemin tüm çivilerini yerinden oynatarak büsbütün çıkmaza sokma konusunda öncü olduğunu söylemek mümkün. Her yüz kişiden sadece 25’inin temsil edildiği bir iktidar ile, “her şeyi halka ve sivil toplum kuruluşlarına soracağız, katılımcı demokrasi uygulayacağız” nameleri arasında başlayan kandırmacı söylemler bugün gerçeklerin, söylenenlerden çok farklı olduğunu göstermektedir.
Önemli bir sivil toplum kuruluşu olan İzmir Tabip Odası Başkanı Op.Dr.Suat Kaptaner ile yaptığım görüşmede kendisinin İzmir’linin sağlığı adına önemli konuları toplumun dikkatine sunmak ve sivil toplumun sesini duyurmak çabasında olduğunu gördüm. Sayın Dr.Kaptaner, aşılama, gebe, bebek takibi gibi koruyucu hizmetler başta olmak üzere, özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinde diğer illere kıyasla büyük başarılar elde etmiş olan İzmir’linin sağlığını tehdit edecek bir uygulama ile karşı karşıya olduklarına dikkat çekiyor.
AKP, iktidara geldiği günden itibaren geçmiş hükümetler döneminde başlatılan önemli çalışmaları, uzman kadroları, işin ehillerini ve deneyimi yaşayan profesyonel sesleri dışarıda bırakarak, kendi sözde “uzman” kadroları ile bozmuş ve bu bozma eylemine de “dönüştürme” adını vermiştir. Bu dönüşümlerden biri de “Aile Hekimliği” uygulamasıdır. Hiç şüphesiz ki İngiltere, Hollanda, Danimarka gibi pek çok gelişmiş ülkede bireylerin sağlıklı ve kaliteli yaşamını hedefleyen bu hizmet, o ülke için doğru yaklaşımlar çerçevesinde, yıllardır aile hekimliği uzmanları tarafından sürdürülmektedir. Türkiye’de Aile Hekimliği ve Genel Sağlık Sigortası çalışmaları 1990’lı yıllardan buyana üzerinde tartışılan ve doğru, uygulanabilir bir sitem kurmak üzere alt yapı çalışmaları hazırlanan bir konu olmuştur.
Ancak AKP dönemi, geçmişte yapılan ne kadar çalışma varsa hepsini kendi yapmışçasına ve yapılan doğru hazırlığı da sözde “uzmanları” ile adeta eğriye çevirerek halkın önüne çözüm ve çare olarak sunmaktadır. Oysa sonuçta yaptığı düğüm üzerine düğüm eklemekten öte değildir. Bunların bir uygulaması da bir buçuk yıl önce Düzce’de başlayan ve pek çok sorun yaşandığı halde sorunların halkın gözünden uzak tutulmaya çalışılarak, uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları ile pilot uygulama sonuçları paylaşılmadan tıpkı ilk seferlerinde facia ile sonuçlanan hızlı tren projesi gibi hızla tüm ülkeye yine “pilot uygulama” adı altında yaygınlaştırılmaya çalışılan Aile Hekimliği uygulamasıdır. AKP iktidarı “pilot” bir uygulamanın sınırlı sayıda yerde uygulanarak, sonuçların konunun ilgili tarafları, ilgili sivil toplum kuruluşları ve uzmanlarla tartıştıktan sonra gerektiğinde aşamalı olarak “uygulama”nın başlatılmasında bir ön adım olduğunun dahi farkında değildir. Bu kapsamda 1 Nisan’da İzmir’de başlayacak Aile Hekimliği “pilot”(!) uygulaması Bakanlığın açıklamalarına göre 2007’de 22 ilde uygulanarak yaklaşık 16 milyon kişiye ulaşacaktır. Türkiye’de sağlığın yeniden yapılandırılmasına gereksinim var mıdır? Elbette vardır. Aile Hekimliği doğru bir yaklaşım mıdır? Elbette doğrudur, ancak sistem bir bütün olarak ele alınıp, alt yapısı kurulmadan hızla uygulamaya geçilirse sonuç ne olur? SSK hastanelerinin nasıl bir günde tabelaları değiştirilerek Devlet Hastanesi oldu ve 2006 yılında bu işlemin sonucunda SSK’ya 4,5 katrilyon TL yük getirdi ise, benzeri bir durum bu uygulamalar ile de ortaya çıkacaktır. Bu konuda İzmir Tabip Odası Başkanı sayın Kaptaner’in şu kaygılarına katılmamak mümkün değildir:“Aile Hekimliğinin finanssal altyapısını oluşturacağı ifade edilen Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı’nın uygulaması ertelenmiştir ve ne zaman yasalaşacağı belli değildir. İzmir’de sağlık hizmetlerini özveri ile gerçekleştiren doktor ve sağlık personeli ucu görünmeyen bir tünele doğru sürüklenmekte, sözleşmeli olma baskısı ile karşı karşıya bırakılmakta, sağlık ocakları oda oda hekimlere kiralanarak, hekimlerin geçmişte aynı mekanda birlikte hizmet ürettikleri ekip arkadaşları “aile sağlığı elemanı” olarak işveren gibi yanlarında çalışmaya ve kabul etmemeleri halinde yeri meçhul tayinlerle tehdit altına alınmaktadır.”
Ayrıca istenilen hizmeti sunmak üzere gereken donanıma sahip Aile Hekimliği, uzmanlık ihtisası gerektirirken bu uygulama; içeriği, süresi ve niteliği çok tartışılabilir bir takım “eğitimler”(!) ile sağlanmaya ve bu eğitimlerle “eğitmen” yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Tehdit etmeyi, zorbalığı, insanları konuşturmamayı, baskıcı yaklaşımları ve söz söyleyeni azarlamayı benimsemiş Kasımpaşalı Başbakanın başında bulunduğu bu hükümet için bu yaklaşımlar şaşırtıcı değildir.AKP bu dönemde çok büyük başarı(!) göstererek, geçmiş hükümetlerin hiç aklına gelmeyen(!) müthiş uygulamaları neredeyse bir gecede, hazırlık ve alt yapı olmadan uygulamaya koyma becerisine sahip bir parti olma unvanını kazanmış ve bununla hiç şüphesiz siyasi tarihe geçmiştir. Hükümetin bu uygulamaları, genel sağlık sigortası ile primini ödemeyen vatandaşı sağlık hizmetinden mahrum etmeye adeta uğraşmaktadır, nitekim işin içinden çıkamadığı için uygulamayı ileri bir tarihe ertelemiştir. Hali hazırda bozduğu SSK sistemi sonucunda SSK’lıları mağdur ettiği gibi gelecekte bu ve benzeri kolaycı ve hazırlıksız, sistemin bütününü görmek ve değerlendirmekten uzak yaklaşımları ile sonunda sadece halkın cebini değil sağlığını da ciddi tehdit altına alacağı bu gidişle ortadadır.Artık İzmir Tabip Odası gibi sivil toplum kuruluşlarının olanı görerek seslerini yükseltme ve bu gidişe “dur “deme” günüdür. Gün artık ölü toprağını üzerimizden silkinme ve Cumhuriyet’in kazanımlarını tehdit eden tüm uygulama ve yaklaşımlara “hayır” demek üzere bir araya gelme günüdür. Sağlığı da elinden alınan bir toplumun konuşacak sözü kalsa bile o sözü söylemeye takati kalmayacaktır.'
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Okuyan: SSK’lılar Mağdur Edilmiştir
Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanlarından Hür Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan yaptığı açıklamada Sağlık alanında yaşanan değişimle, SSK’lıların mağdur edildiğini belirterek” Sağlığı da elinden
Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanlarından Hür Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan yaptığı açıklamada Sağlık alanında yaşanan değişimle, SSK’lıların mağdur edildiğini belirterek ”Sağlığı da elinden alınan bir toplumun konuşacak sözü kalsa bile o sözü söylemeye takati kalmayacaktır” dedi.
Okuyan yaptığı basın açıklamasında şu konulara değindi: “Başbakan son günlerde AKP’nin başarılarını açıklayarak ve halka kendi (!)gerçeklerini duyurarak yaklaşan seçimlere hazırlık yapmaya başladı. AKP’nin en önemli başarılarının sağlık alanında gerçekleştirdikleri olduğu şüphesizdir! AKP’nin başarılı projeler üretmede ve uygulamada gösterdiği takdire-şayan (!) yaklaşımlarla halkı sağlığından etme ve sistemin tüm çivilerini yerinden oynatarak büsbütün çıkmaza sokma konusunda öncü olduğunu söylemek mümkün. Her yüz kişiden sadece 25’inin temsil edildiği bir iktidar ile, “her şeyi halka ve sivil toplum kuruluşlarına soracağız, katılımcı demokrasi uygulayacağız” nameleri arasında başlayan kandırmacı söylemler bugün gerçeklerin, söylenenlerden çok farklı olduğunu göstermektedir.
Önemli bir sivil toplum kuruluşu olan İzmir Tabip Odası Başkanı Op.Dr.Suat Kaptaner ile yaptığım görüşmede kendisinin İzmir’linin sağlığı adına önemli konuları toplumun dikkatine sunmak ve sivil toplumun sesini duyurmak çabasında olduğunu gördüm. Sayın Dr.Kaptaner, aşılama, gebe, bebek takibi gibi koruyucu hizmetler başta olmak üzere, özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinde diğer illere kıyasla büyük başarılar elde etmiş olan İzmir’linin sağlığını tehdit edecek bir uygulama ile karşı karşıya olduklarına dikkat çekiyor.
AKP, iktidara geldiği günden itibaren geçmiş hükümetler döneminde başlatılan önemli çalışmaları, uzman kadroları, işin ehillerini ve deneyimi yaşayan profesyonel sesleri dışarıda bırakarak, kendi sözde “uzman” kadroları ile bozmuş ve bu bozma eylemine de “dönüştürme” adını vermiştir. Bu dönüşümlerden biri de “Aile Hekimliği” uygulamasıdır. Hiç şüphesiz ki İngiltere, Hollanda, Danimarka gibi pek çok gelişmiş ülkede bireylerin sağlıklı ve kaliteli yaşamını hedefleyen bu hizmet, o ülke için doğru yaklaşımlar çerçevesinde, yıllardır aile hekimliği uzmanları tarafından sürdürülmektedir. Türkiye’de Aile Hekimliği ve Genel Sağlık Sigortası çalışmaları 1990’lı yıllardan buyana üzerinde tartışılan ve doğru, uygulanabilir bir sitem kurmak üzere alt yapı çalışmaları hazırlanan bir konu olmuştur.
Ancak AKP dönemi, geçmişte yapılan ne kadar çalışma varsa hepsini kendi yapmışçasına ve yapılan doğru hazırlığı da sözde “uzmanları” ile adeta eğriye çevirerek halkın önüne çözüm ve çare olarak sunmaktadır. Oysa sonuçta yaptığı düğüm üzerine düğüm eklemekten öte değildir. Bunların bir uygulaması da bir buçuk yıl önce Düzce’de başlayan ve pek çok sorun yaşandığı halde sorunların halkın gözünden uzak tutulmaya çalışılarak, uzmanlar ve sivil toplum kuruluşları ile pilot uygulama sonuçları paylaşılmadan tıpkı ilk seferlerinde facia ile sonuçlanan hızlı tren projesi gibi hızla tüm ülkeye yine “pilot uygulama” adı altında yaygınlaştırılmaya çalışılan Aile Hekimliği uygulamasıdır. AKP iktidarı “pilot” bir uygulamanın sınırlı sayıda yerde uygulanarak, sonuçların konunun ilgili tarafları, ilgili sivil toplum kuruluşları ve uzmanlarla tartıştıktan sonra gerektiğinde aşamalı olarak “uygulama”nın başlatılmasında bir ön adım olduğunun dahi farkında değildir. Bu kapsamda 1 Nisan’da İzmir’de başlayacak Aile Hekimliği “pilot”(!) uygulaması Bakanlığın açıklamalarına göre 2007’de 22 ilde uygulanarak yaklaşık 16 milyon kişiye ulaşacaktır. Türkiye’de sağlığın yeniden yapılandırılmasına gereksinim var mıdır? Elbette vardır. Aile Hekimliği doğru bir yaklaşım mıdır? Elbette doğrudur, ancak sistem bir bütün olarak ele alınıp, alt yapısı kurulmadan hızla uygulamaya geçilirse sonuç ne olur? SSK hastanelerinin nasıl bir günde tabelaları değiştirilerek Devlet Hastanesi oldu ve 2006 yılında bu işlemin sonucunda SSK’ya 4,5 katrilyon TL yük getirdi ise, benzeri bir durum bu uygulamalar ile de ortaya çıkacaktır. Bu konuda İzmir Tabip Odası Başkanı sayın Kaptaner’in şu kaygılarına katılmamak mümkün değildir:“Aile Hekimliğinin finanssal altyapısını oluşturacağı ifade edilen Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı’nın uygulaması ertelenmiştir ve ne zaman yasalaşacağı belli değildir. İzmir’de sağlık hizmetlerini özveri ile gerçekleştiren doktor ve sağlık personeli ucu görünmeyen bir tünele doğru sürüklenmekte, sözleşmeli olma baskısı ile karşı karşıya bırakılmakta, sağlık ocakları oda oda hekimlere kiralanarak, hekimlerin geçmişte aynı mekanda birlikte hizmet ürettikleri ekip arkadaşları “aile sağlığı elemanı” olarak işveren gibi yanlarında çalışmaya ve kabul etmemeleri halinde yeri meçhul tayinlerle tehdit altına alınmaktadır.”
Ayrıca istenilen hizmeti sunmak üzere gereken donanıma sahip Aile Hekimliği, uzmanlık ihtisası gerektirirken bu uygulama; içeriği, süresi ve niteliği çok tartışılabilir bir takım “eğitimler”(!) ile sağlanmaya ve bu eğitimlerle “eğitmen” yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Tehdit etmeyi, zorbalığı, insanları konuşturmamayı, baskıcı yaklaşımları ve söz söyleyeni azarlamayı benimsemiş Kasımpaşalı Başbakanın başında bulunduğu bu hükümet için bu yaklaşımlar şaşırtıcı değildir.AKP bu dönemde çok büyük başarı(!) göstererek, geçmiş hükümetlerin hiç aklına gelmeyen(!) müthiş uygulamaları neredeyse bir gecede, hazırlık ve alt yapı olmadan uygulamaya koyma becerisine sahip bir parti olma unvanını kazanmış ve bununla hiç şüphesiz siyasi tarihe geçmiştir. Hükümetin bu uygulamaları, genel sağlık sigortası ile primini ödemeyen vatandaşı sağlık hizmetinden mahrum etmeye adeta uğraşmaktadır, nitekim işin içinden çıkamadığı için uygulamayı ileri bir tarihe ertelemiştir. Hali hazırda bozduğu SSK sistemi sonucunda SSK’lıları mağdur ettiği gibi gelecekte bu ve benzeri kolaycı ve hazırlıksız, sistemin bütününü görmek ve değerlendirmekten uzak yaklaşımları ile sonunda sadece halkın cebini değil sağlığını da ciddi tehdit altına alacağı bu gidişle ortadadır.Artık İzmir Tabip Odası gibi sivil toplum kuruluşlarının olanı görerek seslerini yükseltme ve bu gidişe “dur “deme” günüdür. Gün artık ölü toprağını üzerimizden silkinme ve Cumhuriyet’in kazanımlarını tehdit eden tüm uygulama ve yaklaşımlara “hayır” demek üzere bir araya gelme günüdür. Sağlığı da elinden alınan bir toplumun konuşacak sözü kalsa bile o sözü söylemeye takati kalmayacaktır.'
En Çok Okunan Haberler