Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Deprem

Yalovamız - Deprem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Deprem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Marmara Depremi’ne Çınarcık Engeli Haber

Marmara Depremi’ne Çınarcık Engeli

Los Angeles’teki University of Southern California (USC) Yer Bilimleri Bölümü tarafından yürütülen ve bilim dünyasında ses getiren yeni bir araştırma, Marmara Denizi’nin altındaki fay sistemine ilişkin yerleşik algıları değiştirecek bulgular sundu. Sezim E. Güverçin ve Sylvain Barbot imzalı çalışmaya göre, bölgedeki jeolojik yapı, biriken gerilimin bir kısmının sessizce boşalmasına imkan tanıyor. Özellikle Yalova açıklarını ve Çınarcık Havzası’nı mercek altına alan raporda, bu bölgelerin olası büyük bir kırılma karşısında doğal bir fren mekanizması görevi gördüğü belirtildi. Gelişmiş sismik döngü simülasyonları kullanılarak hazırlanan modellemede, fay hattındaki yüksek ısı akısı ve kalın tortul katmanların "fay sürünmesi" (creep) adı verilen harekete yol açtığı ve bunun da enerjiyi zamana yayarak boşalttığı tespit edildi. Araştırmanın Yalova’yı yakından ilgilendiren en dikkat çekici tespiti, deniz tabanındaki havzaların rolü üzerine oldu. Çalışma, Marmara Denizi içindeki Tekirdağ, Orta Havza ve özellikle Çınarcık Havzası’nın yalnızca birer jeolojik çöküntü olmadığını, aynı zamanda deprem kırılmasını yavaşlatan ya da durduran "reolojik bariyerler" gibi davrandığını bilimsel verilerle ortaya koydu. Özellikle Çınarcık bölgesindeki kalın tortul birikim ve yüksek ısı anomalisinin, fay boyunca ilerleyen deprem yırtılmasına karşı doğal bir engel oluşturduğu vurgulandı. Bu yapısal özelliğin, kırılmanın batıdan doğuya ya da doğudan batıya tek parça halinde ilerlemesini güçleştirdiği, dolayısıyla fayın tamamının aynı anda kırılma ihtimalini önemli ölçüde azalttığı kaydedildi. Süper Deprem senaryosuna antitez Yıllardır kamuoyunda tartışılan "Marmara Fayı tek seferde kırılırsa 7.6 veya üzeri büyüklükte deprem üretir" senaryosu, Çınarcık ve çevresindeki bu doğal bariyerlerin etkisiyle ciddi bir antitezle karşılaştı. Simülasyonlar, 10 bin yıllık sismik döngüler boyunca depremlerin 7.3 büyüklüğünü aşmadığını gösterdi. Araştırmacılara göre fay, Yalova ve Çınarcık açıklarında fiziksel engellerle birbirinden ayrılan segmentler halinde çalışıyor. Tek bir "süper büyüklükte" deprem yerine, birbirini tetikleyebilen ya da farklı zamanlarda meydana gelebilecek parçalı ve orta-büyük ölçekli (6.5 – 7.0 arası) sarsıntıların daha olası olduğu ifade edildi. Tarihsel kayıtlara bakıldığında 1766 ve 1912 depremlerinin de bu parçalı kırılma yapısına uygun gerçekleştiği hatırlatıldı. Isı akışı depremi frenliyor Raporda, Çınarcık ve diğer havzalarda yer kabuğunun inceldiği, buna bağlı olarak yer altı sıcaklığının yüksek olduğu belirtildi. Yüksek sıcaklık ve 7 kilometreyi bulan kalın tortu tabakalarının fayın kilitlenmesini engelleyerek, deprem üretmeden yavaşça kaymasına (creep) neden olduğu açıklandı. Elde edilen bu yeni veriler ışığında İstanbul ve Yalova çevresi için deprem tehlike değerlendirmelerinin güncellenmesi gerektiği vurgulanırken, riskin tamamen ortadan kalkmadığı ancak doğanın kendi içinde depremin büyüklüğünü sınırlayan bir mekanizmaya sahip olduğu sonucuna varıldı.

Kendir’den Pilot İl Çağrısı Haber

Kendir’den Pilot İl Çağrısı

İYİ Parti Yalova İl Başkanı Osman Kendir, kentin deprem gerçeği ve yapı stokuna ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Yalova’nın coğrafi konumu ve mevcut durumu itibarıyla kentsel dönüşüm çalışmalarında "Pilot İl" olmaya çok uygun olduğunu belirten Kendir, bu sorumluluğun iktidarın omuzlarında olduğunu vurguladı. Depremden sonra konut yapmanın kaybedilen canları geri getirmeyeceğine işaret eden Kendir, halen afet riski önceliği gözetilmeden TOKİ marifetiyle rekreasyon amaçlı konutlar üretildiğini savundu. Önceliğin insan hayatı olması gerektiğinin altını çizen Kendir, "Sosyal konutlar da yapılmalı ama bu dönüşümler bir bütün halinde riskli alanları da kapsayacak şekilde hayata geçirilmelidir" değerlendirmesinde bulundu. Altınova’dan Armutlu’ya kadar uzanan sahil şeridi ve dere yatakları üzerindeki yapıların risk altında olduğunu hatırlatan Osman Kendir, bu konunun Jeoloji Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Ozan Burak Cangir ve İnşaat Mühendisleri Odası Temsilcisi Hüseyin Uygun tarafından defalarca dile getirildiğini anımsattı. İktidar temsilcilerini tedbirsiz davranarak kriz doğurmamaya davet eden Kendir, Maraş depremi sonrası yapılan konutları takdir ettiklerini ancak bu çalışmaların afet öncesinde yapılması durumunda can kayıplarının önüne geçilebileceğini ifade etti. Yerel yönetimler ile merkezi hükümetin iş birliği içinde olması gerektiğini kaydeden Kendir, "Halk tabiri ile lastik patladıktan sonra yol gösteren çok olurmuş derler. Benim iktidar sahiplerine tavsiyem gelin kamyonu devirmeyin. Yalova’nın insanları için sen ben kavgasından vazgeçip, yerel belediyeler ile partisine bakmadan iş birliği içinde olun" ifadelerini kullandı.

Şener Üşümezsoy’dan Deprem İddialarına Sert Tepki Haber

Şener Üşümezsoy’dan Deprem İddialarına Sert Tepki

Marmara Denizi için ortaya atılan büyük felaket iddialarının bilimsel dayanağı olmadığını savundu. Üşümezsoy, özellikle Marmara’nın güneyini ve çevresini ilgilendiren açıklamasında daha öncede çok kez gündeme gelen İznik Gölü ile Adalar fayının aktif olmadığını ve Marmara’da 7 büyüklüğünde bir deprem beklentisinin gerçekten uzak olduğunu ifade etti. Türkiye’de deprem üzerine yaptığı açıklamalar ile dikkatleri üzerine çeken Deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, katıldığı programda canlı yayında yine ezber bozan açıklamalarda bulundu. Özellikle New York Times’ta yayımlanan Türkiye’nin deprem haritasına ilişkin haberine yönelik yaptığı açıklamada bu tür batı kaynaklarına konu ile ilgili sert tepki gösterdi. İstanbul ve çevresinde yıkıcı yeni bir sarsıntı beklemiyorum New York Times ve Nature gibi gazetelerde yayımlanan haritaların popülist yaklaşımlar olduğunu öne süren Üşümezsoy, 99 depreminden sonra “30 yıl içinde %67 risk” diyen makalelerin süresinin dolduğunu ve bu iddiaların gerçekleşmediğini söyledi. İddia edilen büyük deprem modellerinin ne tarihte bir karşılığı olduğunu ne de gelecekte yaşanma ihtimali bulunduğunu vurgulayan Üşümezsoy, 17 Ağustos 1999 depreminin beklenen “son büyük deprem” olduğunu, bu sebeple İstanbul ve çevresinde yıkıcı yeni bir sarsıntı beklenmemesi gerektiğini yineledi. Üşümezsoy, özellikle Marmara’nın güneyini ve çevresini ilgilendiren kritik bir tespitte bulunarak İznik Gölü fayının aktif olmadığını belirtti. Adalar fayı için de benzer bir değerlendirme yapan Üşümezsoy, bu hatlar üzerinden yapılan “7 ve üzeri büyüklükte deprem” tahminlerinin gerçekleri yansıtmadığını ifade etti.

"TSK Afet Müdahalesinde Destek Değil Esas Güç Olmalı" Haber

"TSK Afet Müdahalesinde Destek Değil Esas Güç Olmalı"

CHP Yalova Milletvekili ve Milli Savunma Komisyonu Üyesi Tahsin Becan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Milli Savunma Bakanlığı 2026 Yılı Bütçe Teklifi üzerine söz alarak kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını ve vatandaşlarının güvenliğini korumak üzere her türlü tehdide karşı hazır bulunması gerektiğine işaret eden Becan, ordunun siyasi etkiler dışında kalmasının ve yasa dışı yapılanmalardan arındırılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. TSK personelinin moral ve motivasyonunun artırılması için özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini savunan Becan, askeri eğitim sistemine yönelik eleştirilerini de dile getirdi. Askeri liselerin kapatılmasını ve Milli Savunma Üniversitesi’nin mevcut yapısını eleştiren Becan, "Ne kadar modern harp silah ve araçlarına sahip olursanız olun, bunlara can verecek olan, bu sistemleri etkin olarak kullanan moral motivasyonu yüksek, eğitimli ve aidiyet duygusuna sahip askeri personeldir" ifadelerini kullandı. Becan ayrıca, şehit aileleri ve gazilerin haklarını savunan her öneriyi siyaset üstü bir anlayışla destekleyeceklerinin altını çizdi. "TSK esas çözüm ortağı olmalı" Konuşmasının önemli bir bölümünü deprem ve orman yangınları gibi doğal afetlere ayıran Becan, Türkiye Afet Müdahale Planı’nın revize edilerek TSK’nın afetlerde "destek" yerine "esas çözüm ortağı" olarak konumlandırılması gerektiğini belirtti. Afet ve Acil Durum Kurulu’nda MSB ve Genelkurmay temsilcilerinin sürekli yer alması gerektiğini ifade eden Becan, denize kıyısı olan iller için yardımların deniz yoluyla ulaştırılması, limanların güçlendirilmesi ve Sağlık Bakanlığı envanterine hastane gemisi dahil edilmesi önerilerinde bulundu. Becan ayrıca, TSK’dan ayrılan uzman erbaş veya sözleşmeli erlerin fiziki yeterliliklerinden yararlanmak üzere kadrolu orman işçisi ve orman muhafaza memuru olarak istihdam edilmesini talep etti.

Yeg Projelerine Ab’den 30 Milyon Liralık Destek Haber

Yeg Projelerine Ab’den 30 Milyon Liralık Destek

Yalova’nın kırsal kalkınmasına yönelik hazırlanan en kapsamlı projelerden biri daha Avrupa Birliği (AB) nezdinde kabul görerek hayata geçiriliyor. Altınova Yerel Eylem Grubu Derneği’nin (YEG) sunduğu proje, yapılan teknik değerlendirmeler sonucunda 14 milyon 585 bin TL bütçeyle desteklenmeye hak kazandı. Aynı program çerçevesinde Çınarcık ilçesinde faaliyet gösteren Çınaraltı Yerel Eylem Grubu Derneği’nin projesi de 16 milyon 30 bin TL’lik hibe desteği alarak onaylandı. Böylece Yalova, aynı dönemde iki YEG projesi birden onaylanan nadir illerden biri olma başarısını gösterdi. Yalova İl Genel Meclis Üyesi ve Altınova Yerel Eylem Grubu Dernek Başkanı Resul Çiftçi, projenin kabul edilmesiyle birlikte bölge adına tarihi bir gün yaşandığını ifade etti. Uzun süredir emek verdikleri projenin onaylanmasının bölgenin kalkınması adına kritik bir adım olduğunu vurgulayan Çiftçi, "Afetlerden tarıma, yerel ürünlerden kültürel mirasa kadar pek çok alanda güçlü bir dönüşüm çalışması başlatıyoruz. Bu sadece bir proje değil, bölgenin geleceğini şekillendiren bir kalkınma adımıdır." diye konuştu. Onaylanan bütçe ile Altınova ve Çınarcık’ın yaşam, üretim ve afet yönetimi kapasitesinin topyekûn geliştirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında arama-kurtarma ekipmanlarının yenilenmesi, gönüllü ekiplerin eğitiminin artırılması ve uzman eğitmenlerle deprem, yangın, sel gibi acil durumlara yönelik tatbikatların yapılması planlanıyor. Bölgenin deprem kuşağında yer aldığını hatırlatan Çiftçi, projenin afet anında hayat kurtaracak nitelikte olduğunu belirterek AFAD ve gönüllü ekiplerle iş birliği yapılacağını açıkladı. Kalkınma paketinin bir diğer önemli ayağını ise yerel üreticilerin desteklenmesi oluşturuyor. Bu doğrultuda üreticilere tanıtım, ambalaj ve marka desteği verilerek ürünlerin e-ticaret platformlarında yer alması sağlanacak. Coğrafi işaret potansiyeli olan ürünlerin belgelenmesi, yöresel ürün fuarlarının düzenlenmesi ve kadın kooperatiflerinin kapasitesinin artırılması ile Altınova’nın balı, zeytini ve diğer lezzetlerinin markalaşması amaçlanıyor. Ayrıca kültürel mirasın korunması adına geleneksel okçuluk, aba güreşi, cirit gibi ata sporları desteklenecek, gençlere yönelik kültür aktarım atölyeleri ve festivaller düzenlenerek turizm geliri artırılacak. Bölge halkına yönelik dijital okuryazarlık, girişimcilik ve afet bilinci gibi konularda geniş kapsamlı eğitim programlarının uygulanacağı çalışmaların 2025 yılı içerisinde sahada görünür hale gelmesi bekleniyor.

“Depreme Dayalı Konutlar Ve Bir Kent Oluşturmalıyız” Haber

“Depreme Dayalı Konutlar Ve Bir Kent Oluşturmalıyız”

Balıkesir’in Sındırgı ilçesi merkezli yaşanan ve Yalova’da da güçlü şekilde hissedilen depremlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Yüksek Jeoloji Mühendisi Osman Kendir, depremlerin doğanın bir parçası olduğunu ancak asıl önemli olanın depreme dayanıklı yapılar ve kentler oluşturmak olduğunu söyledi. Kendir, Sındırgı merkezli depremin ardından komşu faylarda stres birikiminin gözlendiğini belirterek, “Fayların geometrisi, oluş mekanizmaları ve jeolojik konumları itibarıyla deprem süreçleri bazen endişe verici olabilir. Maraş depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen artçıların halen devam ettiğini unutmamak gerekir,” dedi. “Doğa olaylarını afete dönüştürmemeliyiz” Fay hatları üzerinde meydana gelen depremler sonrasında oluşan birikimin boşalmasının zaman alabileceğini, bazen de stresin çevre faylara aktararak yeni yüklenmelere sebep olduğunu ifade eden Kendir, “Sındırgı’da meydana gelen depremler sonucunda komşu faylarda stres birikimi açıkça görülüyor. Bu birikim yeterli seviyeye ulaştığında yeni depremler meydana gelebilir.” diye konuştu. Kendir, doğa olaylarının afete dönüşmemesi için uygun yerleşim alanlarında doğru yapılaşmanın planlanması gerektiğini vurgulayarak, “Şehirlerimizin güvenliğini ancak bu şekilde sağlayabiliriz,” dedi. Yalova’nın fay hatlarına yakınlığı, zemin koşulları ve zayıf zeminlerdeki yoğun yapılaşma nedeniyle risk altında olduğunu belirten Kendir, “Sadece depremi hissetmek ve sonrasında hayatımıza devam edebilmek için güvenli bir şehir oluşturmalıyız. Depreme dayanıklı konutlar ve kentler kurmak artık bir zorunluluktur.” ifadelerini kullandı.

“Yalova’da Bin Konutluk Konteyner Kent Kurulsun” Haber

“Yalova’da Bin Konutluk Konteyner Kent Kurulsun”

Becan, Yalova gibi deprem riski taşıyan bölgelerde, devlet arazileri üzerine 1000 konutluk kalıcı konteyner kentler kurulmasını önerdi. Bu tesislerin deprem anında hazır olacağını, boş zamanlarda ise turistlere kiralanarak gelir elde edilebileceğini belirten Becan, konuyu TBMM'ye taşıyacağını açıkladı. CHP Yalova Milletvekili Tahsin Becan, Türkiye'nin deprem gerçeğine karşı pasif bir bekleyiş yerine proaktif ve kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini vurguladı. Depremin Çınarcık, Esenköy ya da İstanbul'da olmasının belirsizliğini koruduğunu, asıl olanın deprem öncesinde tedbir almak olduğunu belirten Becan, "Deprem meydana geldikten sonra panik yaşamak yerine, öncesinde hazırlıklı olunmalıdır." dedi. Deprem yönetiminin "öncesi, anı ve sonrası" olarak üç aşamada ele alınması gerektiğini belirten Becan, mevcut deprem sonrası müdahale sistemini eleştirdi. Geçtiğimiz Şubat ayındaki Kahramanmaraş depremine atıfta bulunan Becan, “Her depremde yüzlerce, hatta binlerce çadır ve konteyner sevk edilmekte, ancak bu geçici barınaklar zamanla kullanılamaz hale gelmektedir. Geçtiğimiz şubat ayında yaşanan depremde de görüldüğü gibi, soğuk ve çamurlu ortamlarda çadırlarda yaşam sürdürmek insani değildir.” diye konuştu. Milletvekili Becan, hem insani hem de ekonomik açıdan sürdürülebilir bir model olarak "çift amaçlı konteyner kent" projesini önerdi. Bu modelin Yalova, Kuşadası, Bodrum gibi tüm yazlık bölgelerde uygulanabileceğini belirten Becan, projesini detaylarını ise, “Bu bağlamda, özellikle Kuşadası, Bodrum, Yalova gibi yazlık bölgelerde, atıl arazilerde binlerce konteyner konut inşa edilebilir. Elektrik ve su gibi temel altyapıları sağlanarak yaşanabilir hale getirilen bu konutlar, yaz aylarında cüzi bir ücret karşılığında tatilcilere kiralanarak ek gelir elde edilebilir. Olası bir depremde, bu hazır konutlar hızla depremzedelerin kullanımına sunulabilir. Böylece çadır veya diğer geçici barınakları taşıma ihtiyacı ortadan kalkar.” şeklinde konuştu. Tahsin Becan, Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğinin bu tür kalıcı önlemleri zorunlu kıldığını vurgulayarak, "Kalıcı konutları yapılana kadar, depremzedelerin insani şartlarda barınmasını sağlayacak bu tür alternatifler geliştirilmelidir," dedi. Becan, bu projenin hayata geçirilmesi için TBMM'ye bir önerge vereceklerini de sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.