Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

“Eğitime Daha Çok Bütçe”

Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması nedeniyle bir açıklama yapan Eğitim Bir Sen Yalova Şubesi Başkanı Yusuf Özkan “Bu yıl da yüzlerce okulda binlerce, on binlerce öğrenci öğretmensiz olarak sınıfta

Haber Giriş Tarihi: 18.09.2006 00:00
Haber Güncellenme Tarihi: 01.01.1970 02:00
Kaynak: Haber Merkezi
yalovamiz.com

Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması nedeniyle bir açıklama yapan Eğitim Bir Sen Yalova Şubesi Başkanı Yusuf Özkan “Bu yıl da yüzlerce okulda binlerce, on binlerce öğrenci öğretmensiz olarak sınıfta oturacak. Bu durum, millet ve devlet olarak yaşadığımız en acı kayıptır. Bu sebeple bütçe görüşmeleri başlayacakken TBMM’yi, tek bir öğretmen eksiği kalmayıncaya kadar kadro tahsisi yapması ve bir seferberlik ilan eder gibi bu sene eğitime çok daha anlamlı bir bütçe ayırması konusunda hassasiyete davet ediyoruz” dedi.

Yusuf Özkan, Yeni bir eğitim-öğretim yılının başlangıcında, eğitim çalışanları olarak okullarımıza, öğretmenler olarak sınıflarımıza dönmenin, heyecanı ve mutluluğu içinde olduklarını belirterek “Okulları devre dışı bırakan, okuldaki eğitimi adeta kenardan dolaşan sınav sistemi başta olmak üzere, eğitim sisteminin aksayan yönlerine neşter vurulmalıdır.

Yönlendirmeyi içeren, yeteneklerin köreltilmesine değil geliştirilmesine katkı sunan, gençlerimizin hayatını tek bir sınava endekslemeyen yepyeni bir sınav sistemine ihtiyaç vardır. Talim Terbiye Kurulunun bu yöndeki çalışmalarından olumlu sonuçların çıkması temennimizdir” dedi.

Özkan’ın açıklaması şöyle: “Okul öncesinde 600 bin, ilköğretimde 10 milyon 700 bin ve ortaöğretimde 3,5 milyon olmak üzere toplam 15 milyona yakın çocuğumuz, pazartesi ders başı yapıyor. Kendilerine Allah’tan zihin açıklığı, sağlık ve başarılar diliyoruz. Onları yarınların aydınlık, büyük Türkiyesinin özgür, saygın, gururlu sahipleri olarak yetiştirme ve geleceğe hazırlama gibi kutlu bir hizmette çalışıyor olmanın mutluluğunu, bu hazzı yaşamış olan her öğretmen bilir. Okullarımızın temizlikten güvenliğe, ısınmasından evrak işlerine kadar tüm hizmetlerini gören, eğitim hizmetinin sürdürülmesini sağlayan yardımcı hizmetler sınıfındaki arkadaşlarımız ise bu camianın gerçekten çilekeş emektarlarıdır. Eğitim-Bir-Sen olarak, 2006–2007 eğitim öğretim yılının başlaması vesilesiyle eğitim hizmet kolunda çözüm bekleyen kimi konuları ana başlıklarıyla hatırlatmak, hükümetin dikkatine ve kamuoyunun bilgisine sunmak istiyoruz.

Öncelikle, geride kalmış olmasını temenni ettiğimiz “okulda şiddet” konusunda bir çağrı yapmak istiyoruz. Gelin bu yılı hep beraber “sevgi yılı” ilan edelim ve öğrenci-öğretmen-veli üçlüsü başta olmak üzere toplum fertleri arasındaki sevgi bağlarını güçlendirelim. Unutmayalım ki çocuğu sevgi büyütür. Okuldan sıkılan çocuğun temel sorunu aslında sevgisizliktir. Öğrencilerin, öğretmenler başta olmak üzere, büyüklere olan sevgi ve saygılarını yitirmeleri; büyüklerin de aynı şekilde bıkkınlık hissi içinde ve şefkatsiz ortamda ders vermeye zorlanmaları, eğitimin de içini boşaltmaktadır. Bu yüzden eğitim ortamı içinde sevgi ve saygı duygularının yeniden yükselişini sağlayıcı tedbirler almalıyız. Sevgi ve huzur ortamının oluşumunda, temel manevî değerlerimizin doğru örneklerle, davranışlar düzeyinde sunulmasının önemi göz ardı edilmemelidir.

Birinci dönem başında ödenen eğitim öğretime hazırlık ödeneği 400’den 425 YTL’ye çıkarıldı. Oysa bu rakamın mutlaka en az bir maaş tutarında olması, hizmetli ve memurlar başta olmak üzere tüm eğitim çalışanlarına ödenmesi gerekiyor. Her yıl dile getirdiğimiz eğitim çalışanlarının bu talebinin bu yıl da dikkate alınmamış olması üzüntüye sebep olmuştur. Devlette farklı bakanlıklarda “aynı işi yapan” hizmetli ve memurların farklı maaş almaları uygulaması, ne yazık ki bu yıl da sona erdirilemedi.

Millî Eğitim Bakanlığı çalışanları, örneğin bir Sağlık Bakanlığıyla, bir Adalet Bakanlığıyla mukayese edildiğinde çok daha düşük ücret almakta, adeta üvey memur muamelesi görmektedirler. Biz Eğitim-Bir-Sen olarak bu adaletsizliğin köklü biçimde çözülmesini, eşit işe eşit maaş ilkesinin uygulanmasını istiyoruz. Bu yıl da yüzlerce okulda binlerce, onbinlerce öğrenci öğretmensiz olarak sınıfta oturacak.

Bu durum, millet ve devlet olarak yaşadığımız en acı kayıptır. Bu sebeple bütçe görüşmeleri başlayacakken TBMM’yi, tek bir öğretmen eksiği kalmayıncaya kadar kadro tahsisi yapması ve bir seferberlik ilan eder gibi bu sene eğitime çok daha anlamlı bir bütçe ayırması konusunda hassasiyete davet ediyoruz. Görev yapılan bölgenin şartlarına göre yapılacak bir ücret düzenlemesi, ücra köy ve kasabalarda yıllardır yaşanan öğretmen açığının kapatılmasında önemli bir etken olacaktır.

Kalkınmada öncelikli iller ve İstanbul başta olmak üzere, 81 ilin ilçe ve köyleri, çalışma şartlarının ağırlığı bakımından guruplandırılmalı ve buralarda görev alacak olan hizmetli, memur, öğretmen ve idarecilere 300 ile 600 YTL arasında bir ek ödeme yapılmalıdır. Vekil, ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına da artık bir son verilmeli, sözleşmeli statüyle mesleğe alınan öğretmen arkadaşlarımız, 657’nin 4a maddesine göre kadrolu statüye geçirilmelidirler.

YÖK’ün oligarşik bir kurum olarak feshedilmesi ve üniversite kurumunun toplum yararına ve millî beklentilere cevap verici bilimsel hizmetler üretmesinin önünde bir engel olmasına son verilmesi gerekmektedir. Şimdiki mevzuata göre mevcut üniversitelere YÖK’ün rektör atama yetkisi antidemokratikliği ve rektörler üzerinde baskı kurucu niteliği sebebiyle asla kabul edilemez bir durumken, YÖK’ün yeni kurulan üniversitelerle ilgili “tedviren” rektör atamaya kalkışması, hukuken var olmayan kendinden menkul yetkilerin kullanılmasının da bir örneğidir.

Toplam ortaöğretim kurumları içinde mesleki eğitim veren okulların oranı % 65 olması gerekirken bu oran ülkemizde % 30 civarındadır. Mevcut üniversiteye giriş düzeni ve katsayı uygulaması bu oranın artmasının önündeki en önemli engeldir. Ülkemizin sektörel bazda gelecek on yıllarda ihtiyaç duyacağı sahalara göre, müfredatından başlamak üzere yeni meslek lisesi türleri geliştirilmeli, mevcutların sayısı, fiziki imkanları ve kapasiteleri artırılmalıdır. Katsayı engeli mutlaka kaldırılmalıdır.

Okulları devre dışı bırakan, okuldaki eğitimi adeta kenardan dolaşan sınav sistemi başta olmak üzere, eğitim sisteminin aksayan yönlerine neşter vurulmalıdır. Yönlendirmeyi içeren, yeteneklerin köreltilmesine değil geliştirilmesine katkı sunan, gençlerimizin hayatını tek bir sınava endekslemeyen yepyeni bir sınav sistemine ihtiyaç vardır. Talim Terbiye Kurulunun bu yöndeki çalışmalarından olumlu sonuçların çıkması temennimizdir. Eğitim-Bir-Sen olarak çözüme ortak olma, çözümün bir paydaşı olma anlayışıyla bu yönde yaptığımız bilimsel çalışmalara bu yıl bir yenisini ekliyoruz.

Önümüzdeki 4-5 Kasım’da “Eğitimde Yeni Arayışlar ve Paradigmaların Sorgulanması” başlığıyla yeni bir sempozyum düzenliyoruz. Alanında Türkiye’nin en seçkin bilim adamlarının davet edildiği bu sempozyumda sunulacak bildirilerin, köklü çözüm arayışları içindeki eğitim sistemimize ışık tutacağına inanıyoruz. Son olarak bütün kamu çalışanlarında olduğu gibi eğitim çalışanlarının da, kendi ortak hak ve menfaatlerini koruyup geliştirebilmeleri için, üye ve yönetici olarak yer aldıkları sendikal örgütlenmelerin bu işlevini yerine getirebilmesi bakımından, grev ve toplu sözleşme hakkımızın iç hukukta da tanınması gerektiğini vurgulamak istiyoruz.

İLO sözleşmeleri başta olmak üzere uluslar arası hukuka göre zaten var olan bu hakların, iç hukuk düzenimizde gerekli mevzuat düzenlemeleriyle bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Kamu çalışanları olarak artık masaya, “görüşmek” için değil, “sözleşme imzalamak” için oturmak istiyoruz”

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.