Mutlu Ve Başarılı Çocuğun Formülü Anlatıldı

Mutlu Ve Başarılı Çocuğun Formülü Anlatıldı

Yalova Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 1. Sınıf öğrenci velilerine yönelik gerçekleştirilen, “Mutlu ve Başarılı Çocuk” konulu seminer Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

 Konferansa Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesinden Doç. Dr. Elçin Yazıcı konuşmacı olarak katıldı.

Yeni eğitim ve öğretim yılının başlamasına çok az bir süre kala Yalova Milli Eğitim Müdürlüğü öğrenci velilerine yönelik bir eğitim semineri gerçekleştirdi. Seminere Yalova Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun, Müdür Yardımcısı Hüseyin Çibir, veliler ve öğrenciler katıldı. Seminerin açılışında söz alarak bir selamlama konuşması yapan Yalova Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun, “Bizim öğrencilere destek veren velilere ihtiyacımız var. Öğrenci, Öğretmen ve Veli olmadan eğitimde başarı elde edilemez. Okullarımızdaki öğrencilerimizin en iyi şekilde eğitilmesi için elbirliği ile hareket edeceğiz. Bugün burada 1 velimizi dahi çocuklarımızın geleceği ile ilgili bilgilendirebilirsek amacımıza ulaşmışızdır. Unutulmamalıdır ki bizler yani öğretmenler çocuklarımız için varız. Sizler bize güvenin. Biz sizlere güveniyoruz. Yalova eğitimde marka il olma hedefine emin adımlarla ilerliyor. Çocuklarımızı sadece sınav sonuçlarına göre sınıflandıran bir eğitim sisteminden uzaklaşıyoruz. Artık sosyal yaşamında, sporda başarılı, insanlarla iyi ilişkiler kurabilen, vatanını, milletini ve devletini seven bireyler yetiştiriyoruz” dedi.

Çocuklarla sahnede dans eden ve onlarla eğlenen Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesinden Doç. Dr. Elçin Yazıcı ise velilere önemli tavsiyelerde bulundu. Yazıcı konuşmasında, “Sistemin eksikleri, ailenin düşük farkındalık seviyesi, öğretmenlerin tutumları çocukların yaşamlarını ve ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği durumlarla sıklıkla karşılaşıyoruz. Çocuk yaşta okul başarısının, yaşam başarısıyla eş görülmesi sebebiyle çocukta herhangi bir başarısızlık durumu, çocuğu ve aileyi olumsuz etkileyebiliyor. Hatta aile içi ilişkileri bile etkileyecek boyutlara ulaşabiliyor. Yarışın, rekabetin ve kıyaslanmanın baskısı sebebiyle, okul başarısıyla kendilik değerini tanımlamaya başlayan çocuk, yetişkinlik döneminde de mesleki başarısıyla kendilik değerini tanımlamayı sürdürüyor ve bu durum amaçsızca peşinden koştuğu kariyeri yüzünden mutsuz bir hayat yaşamasına sebep olabiliyor. Hayatının merkezine kariyerinden başka hiçbir şey koyamayan birey dönüp baktığında, boş bir hayat yaşadığını düşünüyor ve bu durum bir insanı depresyona sokabilmek için oldukça yeterli. Birey, iş ve sosyal hayatın dengesini kurmayı, daha mutlu olabilmeyi çocukluk dönemindeki sosyal ilişkileriyle ve deneyimleriyle öğrenmeye başlar, ancak tek hedefin bir başka arkadaşı geçmek olduğu ve akademik başarının her şeyin ötesinde algılandığı çocukluk döneminin, mutsuz insan yetiştirmenin ön koşulu olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

Yazıcı velilere şu tavsiyelerde de bulundu; “İlk adım sizin mutlu olmanız. Bu size ilginç gelmiş olabilir. Ancak araştırmalar gösteriyor ki depresif semptomlar gösteren ailelerin çocuklarında, diğer çocuklara göre çok daha fazla davranış bozuklukları gözleniyor. O halde ebeveynin daha mutlu çocuk yetiştirebilmesi için en başta kendi mutluluğunu önemsemesi ve bunun için çaba sarf etmesi gerekiyor. Bu kendi sosyal hayatını ve ruh sağlığını daha iyi hale getirerek mümkün olabilir. Stres nasıl bulaşıcı ise, mutluluk da aynı şekilde bulaşıcı.

İlişki kurmayı çocuğunuza öğretin. İlişki kurmak sosyalleşmenin temelini oluşturuyor ve aileler empati ve ilişki kurmayı çocuklarına öğretmek için zaman harcamıyorlar. Sadece sosyal öğrenme yoluyla kendiliğinden öğrenmesinin yeterli olacağını düşünüyorlar. Sosyal öğrenme bu süreçte kendiliğinden oluşsa da çocuğun bu konuda desteklenmesi sürecin daha sağlıklı ilerlemesini sağlıyor.

Çabalaması yeterli, mükemmel olmak zorunda değil. Bu tip aileler çocuklarının başarılarında asla tatmin olmazlar. Sınavda 90 alan çocuğun neden 100 alamadığını sorgularlar. Araştırmalar mükemmeliyetçi ailelerin çocuklarında depresyon ve kaygı bozukluklarının daha sık görüldüğünü göstermekte.

İyimserliği ona öğretin. İnsanları mutsuz eden şeyler, olaylar karşısındaki düşünce şeklidir. Yani gerçekleşen olay karşısındaki düşündükleriniz, ne hissedeceğinizi belirler. Örneğin; evde yalnız başınıza otururken içerideki pencereden gelen sesin rüzgar olduğunu düşünürseniz hissettiklerinizle, hırsız olarak düşünürseniz hissedecekleriniz birbirinden farklı olacaktır. Bu sebeple çocuklarınıza bardağın dolu kısmını görmeyi öğretmeniz gerekiyor.

Çocuğunuzla oyun oynayın. Çocukla geçirilen oyun zamanı asla boşa geçirilmiş zaman değildir. Onların zihinsel ve duygusal gelişimlerinde önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple onlarla geçirdiğiniz zamanı arttırmanız gerekir. Bununla beraber onlarla geçirdiğiniz zaman onunla aynı odada olduğunuz zaman şeklinde değil, onun oyununun içinde olduğunuz, bir şeyler paylaştığınız şekliyle olmalı”

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle