Yalova Atatürk Anıtı

03 Aralık 2018 06:34

Kentler, yeryüzünde insanlığın yüzlerce hatta binlerce yıllık kültürlerinin yaratıldığı ve dolayısıyla yaşandığı yerlerdir.



Kentleri diğer yerleşmelerden ayıran sadece coğrafi büyüklükleri ve nüfusları değildir. Kuruluş aşamasından itibaren oluşan sosyal düzen, ekonomik yapı ve kültür birikimi, bir yerleşim yerine kendine özgü bir kimlik kazandırır.

Bu oluşan kimlik, o kentin aynı zamanda kişiliğidir. Kentler, tıpkı insanlar gibi, kişilikleriyle tanınırlar.

Yalova’nın kimliğini oluşturanlardan ve Yalova’nın tanınmasını sağlayanlardan biri, sayın Haluk Tezonar’ ın eseri olan ve Türkiye’ de bir benzeri bulunmayan Atatürk Anıtı’dır.

Anıtta: sol avuç aşağıda TOPRAK VE VATAN’ ı, sağ el yukarıda açık ÇAĞRI’ yı simgeler. Vücut dinamik ve ileriye ATILIM halindedir. VATAN İÇİN ATILIMA ÇAĞRI’ yı simgeleyen anıt, kaidesinin ön yüzündeki Kurtuluş Savaşı’nı anlatan rölyefle bir bütündür.

1971 yılında, Atatürk Anıtı’nın açılışında bulunan Heykeltıraş ve Seramik Sanatçısı Haluk Tezonar, o gün bir de konuşma yapmıştı. O konuşmadan küçük bir bölüm şöyledir:

“...Atatürk’ü ve Türk halkını bir araya getirerek kompoze ettim. Ayrıca abidenin büyüklüğü, hareket ifadesi, kaide kitle form ve rölyeflerdeki özellikleri ile memleketimizdeki alışılagelmiş heykel anlayışına bir yenilik getirmeye çalıştım.

Atatürk ve ona bağlı Türk toplumunu temsilen kaide rölyefini sanat deyimi ile, soyutlamaya gitmek suretiyle serbest modellerle işleyerek,  Türk halkını Türk Bayrağı altında Atatürk’e doğru hepsi ona bağlı, inançlı, güçlü hareket halinde işledim.

Kaide rölyefinin üzerinde çok sevdiği ulusunun insanlarına bağlılığını, kendi hareketlerindeki dinamizmle ifade eden Ata’nın heykelini O’nun Onuncu Yıl Nutku’ nda söylediği ve kaide rölyefleriyle heykel arasındaki kuşakta yer alan NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE sözü ile bağdaştırmaya çalıştım. Kaide arkasında yer alan ikinci bir vecizesi ile bu anlamı daha da kuvvetlendirdim.

Sanat açısı yönünden anıtta büyük stilizasyona giderek kıyafet teferruatı üzerinde durmadım. İfade ve detaya sadece yüz ve ellerde önem vererek, heykel gövdesini soyutlama halinde büyük plânlarla belirttim.

Bu plânlarda yüzey strüktürleri meydana getirerek monotonluğu bozması için daha önce düşünerek yaptığım heykel kalıp izlerinin foruban bağlayıcı ve tamamlayan elemanlar olarak kullandım.”

X

Atatürk Anıtı’nın açılışında bulunan Sayın Kaya Dalkılıç’ın, o günlerle ilgili anıları ve anıt ile ilgili tespitleri şöyledir:

“ Mevcut Atatürk Anıtı’nın yapımına karar verildiğinde, Cumhuriyet Meydanı’nda, şu anda Atatürk İlköğretim Okulu bahçesinde bulunan Atatürk büstü vardı. Törenler, şimdi anıtın 10 metre kadar arkasında duran büstün önünde yapılırdı. 

Yalova’yı “Benim kentim” diye tanımlayan Atatürk’ün bu anıtsal büstünün yetersizliği ortadaydı. Kalıcı ve yakışır bir anıt ihtiyacı tartışmasızdı.

Anıtın yapımı ve yerinin seçimi tartışılmaya başlandığında, önce  “Yalova Atatürk Anıtı Yaptırma Derneği” kuruldu.  Bu derneğin başkanlığına Denizyolları İskele Amiri olarak görev yapmakta olan Neşet Kul seçildi.

O günlerde, yürürlükte olan İmar Planı’nda, şimdiki Aydın Han’dan itibaren PTT binasına kadar olan alan, park olarak ayrılmıştı. Ve bu alanın 10 milyon TL. bedelle istimlaki gündemdeydi. İstimlak bitecek, bu adadaki tüm yapılar yıkılıp, sadece PTT binası kalacak, Atatürk Anıtı’nı da içeren bir Törensel Milli Park yapılacaktı.

Siyasal gündemin çalkantılı dönemiydi.

Dernek yönetimi, anıtın yapımı için, o günkü adıyla, Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Seramik Bölümü Öğretim Üyesi olan Haluk Tezonar’a başvurdu. Ön bilgiler verildi, talepler iletildi ve çalışmalar başladı.

Dernek, bir yandan para topluyor, bir yandan da alanın istimlakinin sağlanmasına çalışıyordu. Belediyenin (para yok) bahanesiyle istimlaki başlatmaması ise işleri zora sokuyordu.

Dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, tam bu günlerde Yalova’yı ziyaret etti. Kendilerine Anıt ve Park hakkında bilgi sunuldu, yardım istendi, vaat de alındı.

Sayın Sunay, kısa süre sonra Yalova’ya tekrar geldi. Bu gelişinde Haluk Tezonar ve ekibi, Dernek başkanı ile birlikte Termal’ de Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ı ziyaret ettiler ve hazırlanmış üç adet anıt maketini sundular.

Uzun konuşmalar, tartışmalar sonucu bugünkü anıtın maketine karar verildi. Anıtın Atatürk Heykeli 6 metre, bastığı kaide ise en az 4 metre yüksekliğinde olacaktı. Anıtın kaide kitlesi beton olarak dökülecek, rölyef ve Atatürk Heykeli ise bronzdan yapılacaktı. Bronz dışında tüm yüzeyler traverten mermer kaplanacak ve anıtın arka yüzüne küçük bronz rölyefler işlenecek ve buradaki kompozisyon, Atatürk’ün (EY YÜKSELEN YENİ NESİL, CUMHURİYET’İ BİZ KURDUK, ONU YAŞATIP YÜCELTECEK SİZLERSİNİZ ) vecizesi ile tamamlanacaktı.

Anıtsal kitlenin bu haliyle konulacağı parktaki konumuna göre, insan boyutundan izlenmesi göz önüne alınarak çevresinde 8-10 metre genişliğinde bir çiçek ve su kuşağı planlanmıştı.

Anıtın yapımına, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde başlandı. Dernek, maliyetleri karşılayacak parayı toplamakta ve istimlakin hızlandırılmasını sağlamakta zorlanmaya başladı.  Zorlanma, giderek tıkanmaya ve engellenmeye dönüşünce, önce Belediye Meclisi istimlak kararını iptal etti, alan imara açıldı, sonra Cumhurbaşkanı’nın vaat ettiği parasal yardım gerçekleşmedi. Anıt, kalıp aşamasına geldiğinde konulacağı park ve bronz dökümleri için para yoktu. Betondan heykel dökümü,  ekibin üstüne kâbus gibi çökmüştü.

İmar plânındaki bu olumsuz gelişme ve umulmadık parasızlık, tüm plânları alt üst etmekle kalmadı, anıtın plastik değeri üzerinde de büyük etki yaptı. Tezonar, ‘Devrimci, Dinamik Atatürk’ duygu ve inancıyla yoğurduğu eserini, bronz yerine çimento ile anlatmak zorunda kaldı. Bu durum onu, yüzeysel dokulardaki ayrıntılardan biraz daha taviz vermek zorunda bırakmıştı.

Çünkü beton, heykellerin yüzeysel detaylarını anlatmaya yeterli olanak sağlamaktan uzak, riskli bir malzemedir. Ayrıca, döküm sırasında yüksek vibrasyonlu beton kullanma olanağı olmadığından yağmur, kar ve don gibi meteorolojik koşullarda dökülme ve dağılma kaçınılmazdır. Kaldı ki, Atatürk’ün anıttaki sağ eli bileğinden çatladı, düşmeden önce müdahale edip tamirle kurtarıldı. Bu operasyon da, Tezonar’ ın o zaman asistanı olan Sayın Ümit Öztürk yapmış, tüm anıtı yeniden boyamıştı.

Bu anıt, beton olarak durduğu sürece, boyanmaya zorunlu, her boyandığında, boyanın örtücü kalınlığı giderek tüm dokusunu yok etmeye yeterliydi.

Bir de görsel risk ve sakıncalar vardı.

Anıtı dört yanını sürtünürcesine çeviren trafik yoğunluğunun ortasında yapılması, keyifli ve rahat izlenme konusundaki şansları tümden yok etti.

Rönesanstan bu yana, yüzlerce yıldır tüm heykel yontanların esinleri, sonuçta onu izleyecek olan insanların bakış, gözlemleme ve etkilenme açı ve uzaklığına göre yoğunlaşır. Çünkü anıtın plastik -estetik değeri, doğru yerde, mekânda ve yüksekliklerde sunulursa izlenebilir. Çevresinde 8-10 metre çiçek ve su bandı planlanıp, bir parkın ortasında düşlenen anıtın, trafik polisine dönüştürülmesi ayıbını yaşatanların çoğu bugün aramızda yok. Bu coşkulu düşleri ve heyecanları yaşayan Haluk Tezonar da aramızda yok.

Aramızda olan tek somut gerçek, Kentsel Miras değerinde bugüne dek ulaşan Anıt’ ın varlığıdır.

Yalova’ya anıt teklifi hazırlığı yoğun bir araştırma ve tartışma ile yapıldı. Anıtı yapılacak kişinin tarihsel kimliği, düşünceleri, eserleri ön plana alınmalıydı. Öyle de yapıldı.

Anadolu devriminin yüce önderi, çağı aşan düşünce ve hedefleriyle (Dinamizm)’i en üst düzeyde yoğunlaştıran liderdi. Bu niteliği: sivil, abartılmış; ama kaslarına kadar yansımış dinamizmini gizlemeyen giysisiyle; tüm atılımları yapmış; yenilerini yapmaya hazır yay gibi bir vücutla anlatılırdı.

Anadolu devrimi, yüzyılların karanlığından bunalmış, çağı özümsemeye, yaşamaya hazır; bu toprakların kültürüyle yoğrulmuş, bu topraklarda doğmuş insanlarla yapıldı. Yay gibi gerilmiş parmaklarıyla yükselen sağ kolu işte bu insanlara (Kutsal Çağrı) yapmak için yükseldi.

Anıttaki Atatürk’ün sol kolu aşağıdan yukarı bir gerilimle ( yine bu toprağı) devrime katılıma çağırmanın simgesidir. Bu toprağın insanları ve bu toprakları... Birlikte... Bir kutsal aşk ve tutkunun  sonucu Anadolu Devrimini yarattı.

Yalova Atatürk Anıtı’ nın kaide gövdesinde yer alan rölyeflerdeki yüzlerin tamamı gerçek kişilerden alınmıştır. Atatürk’ün sağında bulunan bayan, Tezonar’ ın eşi, elinden tuttuğu  çocuk ise bugünlerde ünlenmekte olan piyano sanatçısı Hakan Tezonar, Haluk Tezonar’ın oğlu. Ve anıtın yapımında emeği geçenler...

Bugünkü anıtı, yerini değiştirmek koşuluyla, rölyefleriyle birlikte bronz döküm yaparak koruyup yaşatalım. Hem, kentimizin çok az sayıda olan sanatsal miraslarından birini sahiplenmiş, hem de rahmetli Tezonar’ın vasiyetini yerine getirmiş oluruz. Çünkü anıtı yeniden bronza göre yorumlamak onun en büyük düşüydü. Buna defalarca tanık oldum. Bu anıtın yapımında emeği geçenlerden biri olarak; yeni yer seçimi, yorumlanması, taşınması, yeniden dökümü konusunda görev almayı zorunlu bir borç sayıyorum.”

***

Yalova Belediye Başkanlığı, 1997 yılında, Kültür Bakanlığı’na müracaat ederek, Haluk Tezonar’ ın yaptığı anıtın kent merkezindeki bulunduğu yerden kaldırılıp, başka bir alana nakledilmesi için izin istedi.

Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, aynı yıl cevabi bir yazıyla, Anıt’ın bulunduğu yerden kaldırılıp, bir başka alana nakledilmesinde herhangi bir sakınca olmadığını, ancak söz konusu  Anıt’ın sanatçı merhum Prof. Dr. Haluk Tezonar’ın kanunî varislerinden izin alınması gerektiğini bildirdi.

Yazışmalar devam ederken, Cumhuriyet Meydanı’nın yeni düzenlemesi ön plana çıktı. Dönemin Yalova Belediye Başkanlığı, yeni meydan için yeni heykel görüşünü benimsedi.

Yeni yapılan heykelin açılışı, 29 Ekim 1998 günü gerçekleşti. Heykel, yeni düzenlenen vapur iskelesinin bulunduğu alanda uygun bir yere yerleştirildi.

Sayın Haluk Tezonar’ın yapmış olduğu anıt ise, Cumhuriyet Meydanı’ndaki  yerinde duruyordu.

Prof.Dr. Haluk Tezonar’ın kanunî varisi olan eşi Doç.Dr. N.Nilay Tezonar, Yalova Belediye Başkanlığı’nın  müracaatı üzerine, 30.03.2000 tarihinde, Anıt’ın polyester kalıbının alındıktan sonra, beton- polyester veya bronzdan yeni yapılacak dökümünün Atatürk Ağaç Müzesi’ne konulmasına  izin verdi.

Belediye meclisi, Haluk Tezonar’ın yaptığı anıtın “ Atatürk  Arboretumu ya da Atatürk Ağaç Müzesi” ‘ne nakledilmesine  karar verdikten sonra, anıtın  önce polyester bir kalıbı alındı. Sonra da, rölyef ve heykel sökülerek Ağaç Müzesi’ne götürüldü.

Daha sonra alınan bir kararla, yeni yapılan heykel kaldırıldı, Arboretum’ a kaldırılan ve orada tamamen harap olan heykel, yeniden yapılarak meydana yerleştirildi.

Ancak bu sefer de heykelin oturduğu kaide, sayın Haluk Tezonar’ ın yaptığı kaideden daha küçük yapıldı; rölyeflerdeki yüz ifadeleri de kayboldu; verilmek istenen mesajdan uzaklaşıldı.

                                                               X

Son bir not:

Günümüzde, Beşiktaş’taki Deniz Müzesi’nde, Atatürk’ün 1 metre boyunda bir büstü vardır. Büstün altındaki yazı ise şöyledir :

“ Orijinali Yalova iskele meydanında bulunan Atatürk Heykeli’nin baş kopyasıdır. Heykeltraş Haluk Tezonar.1972”

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle