Karadeniz Bir İstikrar Ve Barış Denizidir

24 Eylül 2018 05:22

Karadeniz, Rusça ve Bulgarca ÇERNOYE MORE, Romence MAREA NEAGRA,  İngilizce BLACK SEA, Fransızca LA MER NOIRE olarak tanınır.



Karadeniz, güneybatısındaki İstanbul Boğazı üzerinden Marmara, Çanakkale Boğazı ve Ege Denizi aracılığıyla Akdeniz’ e bağlanır.

Tek başına 422 000 kilometre kare olan yüzölçümü, Azak Denizi ile birlikte 460 000 kilometre kareye ulaşır.

Karadeniz’ in suları İstanbul Boğazı’ nda üstten Marmara’ ya akarken, alttan da Marmara’ nın suları Karadeniz’ e akar.

Yüzey suları, daha tuzlu ve ağır olan alttaki suların üstünde ince bir tabaka oluşturur.

Tuzluluk oranındaki değişmeden kaynaklanan yoğunluk farkı nedeniyle yüzey suları ile derin sular birbirine karışmadan iki tabaka halinde üst üste durur. Bu durum, derindeki su kütlesine oksijen karışmasını önler.

Karadeniz’ in yüzey sularında, saat yönünün tersine bir akıntı sistemi vardır. Sular, Anadolu kıyıları boyunca doğuya doğru hareket eder. Bu dolaşım halkası, bütün kuzey ve batı kıyıları boyunca ilerleyen suların İstanbul Boğazı’ na yönelmesiyle kapanır.

Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya, Gürcistan ve Türkiye, Karadeniz’ in kıyıdaş ülkeleridir.

Türkiye ile Rusya hariç, diğer kıyıdaş ülkeler dış dünya ile yegâne irtibatlarını Karadeniz ve Türk Boğazları ( İstanbul Boğazı-  Marmara Denizi-  Çanakkale Boğazı) ile yapmaktadır.

Ancak Karadeniz ve Türk Boğazları, sadece kıyıdaş ülkeleri değil, nehir ve suyolları vasıtasıyla çok geniş bir alanı etkilemektedir.

Almanya’ daki Kara Ormanlar’ dan ( Schwarzwald) doğan Tuna Irmağı (Arapça: Nehr), 2 850 km’lik bir yol kat ettikten sonra Karadeniz’ e dökülür.

Ana kollarıyla birlikte Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan, Bosna Hersek, Romanya, Ukrayna, Moldova, Bulgaristan ‘dan geçen Tuna Irmağı’ nın havzası yaklaşık 816 000 kilometre kare genişliğindedir. Bazı kolları arasında kanallar açılmıştır.

Draftı yani geminin tabanı ile su seviyesi arasında kalan mesafe ( Diğer bir tanımla deniz aracının su altında kalan kısmı) 2,5 metreden az olan bir gemi, Tuna Irmağı ve onun yan kolları üzerindeki su kanallarından da yararlanarak Karadeniz’ den Baltık Denizi’ ne (Kuzey Denizi) gidebilmektedir.

Bir anlamda Tuna havzasında bulunan (Bulgaristan, Moldova, Ukrayna, Romanya, Sırbistan, Hırvatistan, Macaristan, Slovakya, Avusturya, Almanya ) ülkeler, Karadeniz havzası içinde değerlendirilmektedir.

Avrupa’ nın merkezi, Tuna Irmağı- Karadeniz- Türk Boğazları ile Akdeniz ve Büyük Okyanus’a bağlanmaktadır.

Karadeniz’ in kuzey ve doğusuna gelince…

 

Rusya Federasyonu’ nun Avrupa kesiminde, tarih boyunca simgesi olan Don Irmağı, Moskova’ nın güneyinde doğduktan sonra, Azak Denizi’ ne dökülür. Irmaktan kereste, tahıl, inşaat malzemesi gibi yüklerin gemilerle taşınmasında yararlanılır.

Volga Irmağı, Moskova civarında doğduktan sonra sularını Hazar Denizi’ boşaltır. Volga Irmağı havzası Sovyet Avrupası’ nın üçte birini oluşturan alanı kaplar.  Büyük bölümü ulaşıma elverişli olan Volga, kollarıyla birlikte Rusya’ nın suyolu sistemi içinde yolcuların yarıdan fazlasını, toplam yükün de yaklaşık üçte birini taşır.

Volga Irmağı, Volga- Baltık Suyolu ile Baltık Denizi’ ne bağlanır.

Ayrıca Volga Irmağı, Volga- Don Kanalı ile Don Irmağı’ na ve dolasıyla Azak Denizi’ ne ve oradan da Karadeniz’ e bağlanır.

Böylece Karadeniz’ den Tuna Irmağı ile Kuzey Avrupa limanlarına kadar ulaşılırken,

Volga ve Don ırmakları ve bu iki ırmak üzerindeki suyollarıyla hem kuzeyde Baltık Denizi’ ne, hem de Hazar Denizi limanlarına ( Azerbaycan, Dağıstan, İran, Türkmenistan, Kazakistan )ulaşılmakta; yük ve personel taşınabilmektedir.

Ayrıca Rus petrol ve doğalgazı da Karadeniz üzerinden dünyaya pazarlanmaktadır.

Boğazlar, eşsiz bir stratejik ve jeopolitik öneme sahip Karadeniz’ in kapısı durumundadır.

Karadeniz, özellikle 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesin’ nden sonra bir barış ve istikrar denizi olmuştur.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ nin Karadeniz’ in güvenliği için sağladığı ortam ve Türkiye’ nin uyguladığı dengeli dış politika, bu güven ve istikrarın en önemli unsurudur.

Dünya denizlerini kontrol eden ABD’ nin serbestçe giremediği tek yer, Karadeniz’ dir.

ABD, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ nin savaş gemilerine getirdiği kısıtlamalardan memnun değildir.

ABD’ nin buradaki amacı, Sözleşme’ nin getirdiği, Karadeniz’ e kıyıdaş olmayan ülkelerin savaş gemilerine getirilen kısıtlamaların kaldırılmasıdır.

Karadeniz ile Marmara Denizi arasında yapılacak bir kanal, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ nin tartışılmasına ve Türkiye’ nin elinin zayıflamasına neden olacaktır.

Gelecek yazımızda Kanal İstanbul’ u ayrıntılı olarak incelemeye devam edeceğiz.

***

DİPLOMASİNİN GERÇEK YÜZÜ

Emekli Büyükelçi, Duayen Diplomat Onur ÖYMEN, “Silâhsız Savaş- Bir Mücadele Sanatı Olarak Diplomasi” adını verdiği kitabında diyor ki:

“Diplomasi sadece günlük olaylarla, sorunlarla uğraşmaz, ileride ortaya çıkabilecek gelişmeleri, sorunları tahmin ederek çeşitli olasılıklara göre çözüm önerileri de hazırlar.

“Bugün izlenen bir politikanın veya alınan bir kararın, yıllar sonra olumlu veya olumsuz yansımaları, sonuçları oluyor. Fransızların dediği gibi, ‘ Hükümet olmak geleceği görebilmektir.’

“İleride neler olabileceğini tahmin edebilmek için de geçmişte neler olduğunu, uluslararası ilişkilere hangi görüşlerin, yaklaşımların etki yaptığını, en önemlisi devletlerarasındaki çıkar çatışmalarının dünya politikasını nasıl etkilediğini dikkatle incelemek gerekiyor.

“İleri görüşlülük, geleceği doğru tahmin edebilmek diplomaside başarının en önemli koşullarından biridir. Yanlış hedefe yönelik çalışmalar, diplomasi teknikleri ne kadar başarıyla uygulanırsa uygulansın, sonunda ülke hesabına başarısız sonuçlar verir.”

SORU- YORUM

*Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Kırgizistan’ ın başkenti Bişkek’ te yaptırılan Bişkek Cumhuriyet Merkez İmam Serahsi Camii, 2 Eylül 2018’ de ibadete açıldı. Maveraünnehir İslâm Medeniyeti’ nin önemli isimlerinden olan büyük fıkıh âlimi İmam Şerahsi’ nin ismini taşıyan cami, Orta Asya’ nın en büyük camisi olma özelliği taşıyor. Yaklaşık 7 bin 500 metre karelik kapalı alana sahip olan camide aynı anda 9 bin kişi, açık alanla birlikte Cuma ve bayram günlerinde aynı anda 30 bin kişi ibadet edebilecek. (Sözcü, 1 Eylül 2018)

Diyanet İşleri Başkanlığı bu camiyi neden yaptı; Ekonomik sorunların giderek arttığı bir ortamda, harcanan para, Türkiye’ nin ve Türk insanının ihtiyaçları için kullanılamaz mıydı?

*Türkiye- Suriye ilişkileri imrenilecek bir hal almışken, ne oldu da Esad birden bire Esed oluverdi? Ülkelerini zor durumdayken bırakıp kaçan Suriyelilerin, Türkiye’ nin dört bir tarafında ne işleri var? Suriye macerasında kayıplarımız var; peki biz bu maceradan maddî ve manevî olarak ne kazandık? Suriye’ nin toprak bütünlüğü ve Esad’ ın ülkesinin tamamında egemen olması, hudut güvenliğimiz ve Suriyeli göçmenleri kendi ülkelerine dönmelerini kolaylaştırması bakımından bizim dış politikamız için daha uygun değil mi?

*Suriye’ de rejim güçleri ile rejime muhalif (içlerinde terör örgüt yandaşları da bulunan) güçler arasındaki silâhsızlandırılmış bölge oluşturulması, Suriye’ nin bölünmesini kolaylaştırmaz mı? Bu da tam ABD’ nin istediği ve İdlib’ i özerk bölge olarak tasarladığı hatta haritasını da yayınladığı durumu oluşturmuyor mu?

ATATÜRK diyor ki:

“Komşuları ile ve bütün devletlerle iyi geçinmek Türkiye siyasetinin esasıdır.”

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle