İnsan Olmanın Öyküsü

07 Ekim 2017 06:00

O, yoksul bir taşçıydı. Her gün kayaları parçalıyordu. İşi böylesine ağır olduğu halde çok az aylık alıyordu. Bu yüzden hayatından hiç memnun değildi. 



“Ben başkalarından daha çok çalışıyorum” diye düşünüyordu. “ Benim işim onlarınkinden ağır ve ben onlardan daha az kazanıyorum. Zengin olmak istiyorum. Biraz dinlenirim ve güzel elbiselerim olur.”

O an gökten bir melek indi. Ona,

“Zengin olacaksın, güzel elbiselerin olacak” dedi.

Taşçı, o an zengin oluverdi.

Artık onun da istediği gibi güzel elbiseleri vardı ve bir iş yapmak zorunda da değildi.

Günün birinde kral, onu sarayına davet etti. O, sarayın güzelliğine hayran oldu. Ama... ...Kral ondan daha zengindi. Bu yüzden üzüldü. “

“Ben de kral olmak istiyorum” dedi.

Gökten bir melek geldi ve onu kral yapıverdi. Şimdi bütün gün hiç çalışmıyordu.

Çok sıcak bir gündü. Güneş ışınlarını saçıyor, yeryüzü cayır cayır yanıyordu. Kral kızdı; güneş ondan nasıl güçlü olurdu ki?

Hayatı yine sevmez olmuştu. “

“Güneş olmak istiyorum ””dedi.

Melek onu bu kez de güneş yapıverdi.

Şimdi güneş, ışınlarını saçıyor ve dünyadaki her şey yanıyordu. Ama bir bulut geldi, dünyayla onun arasına girdi. Işınları artık dünyaya ulaşmıyordu. Güneş kızdı; “

“Bu nedir böyle? Ben buluta hiçbir şey yapamıyorum. Şu an ondan daha kuvvetli olmak istiyorum”” deyince melek onu bu kez bulut yapıverdi.

Bir süre sonra bulut, yağmura dönüştü. Yağmurlar toprağa, oradan nehirlere ulaştı. Nehirlerin suları çoğaldıkça çoğaldı. Evleri, tarlaları seller bastı. İnsanlar hayvanlar, tarlalar perişan oldu. Ama sular, kayalara hiçbir şey yapamıyordu. Bulut öfkelendi:

“Bu kadar çok su nasıl olur da kayaları aşamaz?”

Ama kayalar sulardan daha güçlüydü. Bulut bağırdı: “

“Kaya olmak istiyorum.”

Melek hemen geldi ve onu kaya yapıverdi.

Artık güneşten ve buluttan daha güçlüydü.

Aradan çok zaman geçmedi ki, elinde balyozla bir adam çıkageldi ve ondan parçalar koparmaya başladı. “Aman!

“Bu da nesi? ”dedi kaya... “Ben bu adamdan zayıfım!”

Sonra birden anladı; kuvvetin kaynağının mutluluk olduğunu ve pişmanlıkla haykırdı: “

“İnsan olmak istiyorum!”

Melek onun bu dileğini de yerine getirdi. Kaya insana dönüştü.

Şimdi o adam yine kayalardan taşlar koparıyor. İşi ağır ve aylığı az; ama yaşamı seviyor ve mutlu.

***

OFF… OFFF…

Üzgün ve pısırık görünüşlü bir adam barda tünemiş oturuyormuş.

Önünde bir türlü içemediği bir içki bardağı, suratı asık... O sırada barın kapısı açılmış. İri yarı, külhanbeyi tavırlı bir adam, sert adımlarla barın tezgahına doğru yürümüş ve pısırık adamı iteleyerek tabureye oturmuş. Hiç soru sormadan adamın önündeki içki kadehini alıp başına dikmiş.

Elinin tersiyle ağzını kuruladıktan sonra,

“Ne o, neden böyle surat asıyorsun, gemilerin mi battı?”  diye sormuş.

“Sorma, ben çok talihsiz bir adamım” demiş pısırık.

“Neden?” diye sormuş adam tekrar.

Şöyle cevaplamış pısırık,

“Bu sabah karımla kavga ettik, beni evden kovdu. O sinirle işe geç kaldım. Patronum zaten bahane arayıp duruyordu, beni işten attı. İşten çıktım, yolda yürürken araba çarptı. Eve gideyim, belki karımla barışırız dedim, eve gittim ve karımı başka bir erkekle yatakta yakaladım. Bu kadarı da fazla artık dedim, kendimi öldürmeye karar verdim. Tabancayla vuracaktım, silâh tutukluk yaptı.  İple asmaya kalktım, ip koptu. Doğalgazla öleyim dedim, faturayı ödemediğim için gaz kesikti. Eczaneden fare zehri aldım, buraya geldim, içki bardağıma koydum. Onu da geldin sen içtin. Off.. Offfff...”

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle