Dostluğun Önemi

12 Mayıs 2018 06:49

Bir zamanlar bir atı ve bir köpeği ile birlikte yaşayan bir adam vardı. Aralarında öyle güzel bir dostluk vardı ki, kıskanmamak elde değildi.



Bir gün adam, köpeği ve atı ile birlikte kışlık odununu hazırlamak üzere ormana gitti. Bir süre sonra hava değişti, karardı ve gök gürlemeye, şimşekler çakmaya başladı. Derken bir yıldırım, onların üzerine düştü.

Adam öbür dünyaya intikal etti; ancak, öldüğünün farkında değildi. Atı ve köpeği ile birlikte kıraç bir alanı geçtikten sonra inanılmaz derece susuzluk çekmeye başladılar.

Bir süre sonra etrafı duvarlarla çevrili bir bahçenin kapısına geldiler. Kapıdaki bekçiye selam verdikten sonra, oranın neresi olduğunu sordular. Bekçi oranın cennet olduğunu söyleyince de adam, çok susadıklarını eğer cennette su varsa içmek istediklerini söyledi.

Cennetin bekçisi, kendisinin cennete girerek istediği kadar su içebileceğini, ancak cennete hayvanların giremeyeceğini, onların kapıda beklemeleri gerektiğini söyledi.

Ancak adam bu öneriye yanaşmadı. Onlar susuz ölürken, ağzından bir yudum bile suyun geçmeyeceğini söyleyerek vakit kaybetmeden başka bir yerde su bulmak üzere oradan ayrıldı.

Uzun bir süre yol aldılar. Köpeğinin dili sarkmış, atı sendelemeye, kendisi de düşe kalka yürümeye başlamıştı.

Sonunda etrafı duvarlarla örülü bir bahçe kapısına daha geldiler. Adam oradaki bekçiye oranın neresi olduğunu sorunca "Burası cennettir." cevabını aldı.

Biraz sıkılarak, içeride su içip içemeyeceklerini sordu. "Elbette burası cennet, dolayısıyla burada su boldur sen ve arkadaşların doyasıya su içebilirsiniz. Buyurun içeri girin," dedi bekçi.

Şaşıran adam: "Nasıl olur? Az önce tıpkı bu bahçeye benzer bir bahçenin yanma vardığımızda oranın bekçisi cennet olduğunu, ancak hayvanların giremeyeceğini söyleyerek at ve köpeğimi içeri almamıştı” deyince, bekçi gülümseyerek,

"Orası cennet değil cehennemdi. Yanıltmak için öyle yapıldı. Oraya ancak dostlarını satarak, yarı yolda bırakanlar girebilir." diye cevap verdi.

***

CANSIZ HOCA

Bir zamanlar Cansız Hoca lâkabıyla tanınan, sıra dışı bir din âlimi vardı.

Sadece ilim ve irfan birikimiyle değil, büyük zekâsı, hayranlık veren esprileri ve engin insan sevgisiyle toplumda çok seçkin bir yer edinmişti.

İslâm adına sergilenen saptırma, uydurma ve yanlışların altını çizer, bunları yaparken övülecek olanı cömertçe över, sövülecek olana hak ettiği şekilde söverdi.

Bir gün, Cansız Hoca’nın bulunduğu bir yerde kimlerin cennete gireceği konusu tartışılıyormuş.

Mollardan biri, Cansız Hoca’ya:

“Hocam, Edison bütün dünyayı aydınlatan buluşu gerçekleştirdi ama yine cennete gidemeyecek.”

“Sen, Edison’un cehenneme gideceğini nereden biliyorsun?”

“O bizim Peygamber’e inanmadı. Onun için cennete giremez.”

Bunun üzerine Cansız Hoca cevap verir:

“Bakara suresinin 62 nci ayetinde şöyle der: ‘Şüphesiz iman edenlerle, Yahudiler, Hristiyanlar ve sabilerden kimler Allah’a ve ahiret gününe inanıp salih ameller işlerlerse, onların ecirleri Allah katındadır. Onlara korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir de…’ Yani, bu ayette Allah insanlara Allah’a ve ahiret gününe inanıp hayırlı işler yapmaları şartını getiriyor. Aynı ayet Maide suresinin 69 ncu ayetinde tekrar edilmektedir. Sonra, büyük âlimlerin ekseriyeti iman sahibi oldukları bilinen bir husustur. Ayrıca, Edison’un son nefesinde nasıl gittiğini ne biliyorsun?”

Ancak, adam ikna olmamış. İlla cehenneme gidecek, diye ısrar edince, Cansız Hoca sinirlenmiş. Şu cevabı vermiş:

“Allah, senin gibi beş milyon eşşekoğlueşşeği cennete koyacağına, bir Edison’u koysun daha kârlıdır.”

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle