Bu da geçer ya hû!

03 Haziran 2020 09:19

"Bu da Geçer Ya HÛ" sözünün aslı Bizans/ Roma dönemine kadar gider. Romalılar, kötü bir olayla karşılaştıkları zaman "Bu da Geçer" anlamına gelen "K'afto ta perasi" diyorlardı.



Bu ibare, Selçuklular zamanında İran' a geçerek Farslaştı ve "İn niz beguzered" oldu.

Osmanlı'ya geçince "Bu da geçer" e dönüştü. Derken dergâh ve tekkelerde de benimsendi, sonuna "ya Allah" anlamına gelen bir "Ya HÛ" ilâve edilip "Bu da Geçer Ya Hû" haline geldi.

Bu konuda anlatılan şöylence ise şöyle:

Dervişin birinin yolu bir gün bir köye uğrar. Köylüler fakirdir onu misafir etmesi için Şakir isminde birinin çiftliğine gönderirler. Derviş yola koyulur. Yolda rastladığı bir kaç köylü ona, Şakir' in köyün zenginlerinden birisi olduğunu Halid adında bir başka zengin daha bulunduğunu anlatırlar.

Derviş, Şakir'in çiftliğine varır. Şakir hem misafirperver hem de gönlü geniş bir insandır. Dervişi kaldığı sürece memnun eder. Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Şakir' e teşekkür ederken, "Böyle zengin olduğun için hep şükret " der.

Şakir ise: "Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen, gerçeğin kendisi değildir, bu da geçer " diye cevap verir.

Birkaç yıl sonra, Derviş' in yolu yine aynı taraflara düşer. Şakir' i hatırlar ve yanına uğramaya karar verir. Yolda rastladığı köylülerle sohbet ederken Şakir' in iyice fakir düşüp şimdilerde Halid' in yanında çalıştığını öğrenir. Derviş Halid' in çiftliğine gider, Şakir' i bulur, üstünde eski püskü giysiler vardır. Meğer oralarda vukuu bulan bir sel felâketinde Şakir' in bütün malı mülkü telef olmuştur. Ailesini geçindirmek için, toprakları selden zarar görmeyen Halid' in yanında çalışmaktadır. Şakir, bu kez Derviş' i son derece fakir olan evinde misafir eder. Bir lokma ekmeğini onunla paylaşır.

Derviş, vedalaşırken Şakir' e olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyler. Şakir: "Üzülme... Ya Hû, bu da geçer..." der.

Derviş'in yedi yıl sonra yolu yine o yöreye düşer. Şaşkınlık içinde olan biteni öğrenir.

Halid birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı için de bütün mirasını en sadık hizmetkârı ve eski dostu Şakir' e bırakmıştır. Şakir, artık Halid' in konağında oturmaktadır, kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine yörenin en zengin insanıdır. Derviş eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar sevindiğini söyler ve yine aynı cevabı alır: "Bu da geçer..."

Bir zaman sonra Derviş yine Şakir' i arar. Köylüler ona bir tepeyi işaret ederler. Meğer tepede Şakir' in mezarı vardır ve taşında da: "Bu da geçer " yazılıdır.

Derviş, "Ölümün nesi geçecek?" diye düşünür ve gider.

Ertesi yıl Şakir'in mezarını ziyaret etmek için geri döner; ama ortada ne tepe vardır ne de mezar.

Büyük bir sel gelmiş ve tepeyi sıyırmış, Şakir' in mezarından geriye bir iz dahi kalmamıştır.

O aralar ülkenin sultanı (Bir anlatıma göre ise Sultan Mahmut) , kendisi için çok değişik bir yüzük yapılmasını ister. Öyle bir yüzük ki, mutsuz olduğunda umudunu tazelesin, mutlu olduğunda ise kendisini mutluluğun tembelliğine kaptırmaması gerektiğini hatırlatsın...

Hiç kimse sultanı tatmin edecek böyle bir yüzüğü yapamaz.

Sultanın adamları da bilge Derviş' i bulup yardım isterler.

Derviş, sultanın kuyumcusuna hitaben bir mektup yazıp verir.

Kısa bir süre sonra yüzük sultana sunulur.

Sultan önce bir şey anlamaz; çünkü son derece sade bir yüzüktür bu. Sonra üzerindeki yazıya gözü takılır, biraz düşünür ve sonra yüzüne büyük bir mutluluk ışığı yayılır.

Orada: "Bu da geçer Ya Hû" yazmaktadır.

Geçmişten günümüze gelen anlatım böyle…

Ancak bir gerçek var ki, Hattatlar bu sözü çok sevmişler ve eserlerinde sıkça kullanmışlar.

Eskiden atalarımız evlerinin duvarlarına, "Bu da geçer ya Hu" cümlesini çerçeveletip, misafir odalarına asarlarmış. Dışarıdan misafir geldiğinde sorunu varsa bu cümleyi okuyunca rahatlarmış.

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, bu sözün evlerin kapılarına ya da duvarları asıldığı, işgal kuvvetlerinin ise bu yazıları dua sanıp indirtmediği tarih sayfaları arasında yer alıyor.

Günümüzde bile Lâtin harfleriyle yazılıp, duvarlara asıldığını görüyoruz.

Bugünlerde de, (ÖZEL ya da GENEL her nasıl düşünürseniz, örneğin 65 yaş üstü olanlar) gidişata bakıp ümitsizliğe kapılmamak gerekir. Bilin ki:

"BU DA GEÇER YA HÛ "

Her kışın sonunda bir bahar, her karanlıktan sonra bir aydınlık olur.

ATATÜRK Diyor ki:

“ NE MUTLU TÜRK’ ÜM DİYENE!”

Yorumlar (4) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle

Güray Tekin

03 Haziran 2020 10:11
Evrende değişmeyen tek şey, " değişimdir". Buna, Düalite Yasası denir. Her gecenin bir sabahı, her fakirliğin bir zenginliği, her esaretin bir özgürlüğü vardır; ya yaşanan hayatta ya da tekrar doğuşlarla...

Nizamettin

03 Haziran 2020 17:01
Çok guzel

Nezihi oran

03 Haziran 2020 12:26
Akıl bir gün bizi yönetmeye talip olur.Pazarlar tıklım tıklım.Toplu taşıma serbest Öz.okullar açılsın.v.b.65 yaş her yer kapalıyken hiç bir gereksinimini karşılayamayacak.En temiz öz.aracıno kullanamıyacak.Bu da geçer Ya Hu.Sabır.

MEHMET ÜLKEBAŞ

03 Haziran 2020 10:52
TEŞEKKÜRLER.SEVGİLİ KARDEŞİM.