Ambargo Ve Yaptırımlar

10 Eylül 2018 05:27

24 Haziran 2018 Başkanlık seçimlerinden hemen önce,  düşüncelerine itibar ettiğim ekonomist bir tanıdığım aynen şunları söyledi:



“ Seçimi kim kazanırsa kazansın, ülkeyi içine düştüğü bu ekonomik ve siyasî kaostan nasıl çıkaracak çok merak ediyorum. Gerçekten merak ediyorum, içine düşürüldüğümüz bu çıkmazdan nasıl kurtulacağız!”

Beklenen kriz, seçimlerden sonra, ABD Başkanı’ nın hiçbir devlet adamına yakışmayacak bir üslupla Türkiye’ yi tehdit etmesiyle başladı. Doğrusu büyük tesadüf!

Türkiye’de de buna karşı misillemede bulunma kararı alındı; Amerikan ürünlerinin kullanılmaması istendi, boykot çağrısı yapıldı.

Öncelikle belirtelim: Her kim ya da hangi ülke olursa olsun,  bir ülkenin bir başka ülkenin iç işlerine müdahale etmesi ve bir ülkenin bir başka ülkeyi tehdit ederek kendi ülke çıkarları yönünde davranmaya zorlaması, dayatmada bulunması asla kabul edilemez.

Bu tespitten sonra gözlemlere geçelim.

Türk Devlet yöneticilerinin ABD mallarını boykot etmelerini istemelerini takiben yazılı ve görsel medyayı izliyorum.

Türk televizyon kanallarında Amerikan filmleri oynuyor.

Boykot kararı verilen haberlerin aralarında bile, televizyon ekranlarında Amerikan ürünlerinin reklâmları yapılıyordu, halen de yapılıyor.

Marka adları yazmayacağım.

ABD menşeli Colalar, çeşitli meşrubatlar…

Türkiye’ nin hemen her il ve ilçesinde şubeleri bulunan hamburgerciler ya da köfteciler…

ABD giyim markaları…

ABD menşeli temizlik ürünleri…

ABD menşeli dışı çikolata kaplı dondurma çeşitleri…

Alışveriş yapmak için markete gidiyorsunuz.

Amerikan menşeli çamaşır suları, deterjan, şampuan, diş macunu, bebek bezi...

Amerikan menşeli cipsler, zeytinyağları, içme suları, meyveler…

İçki bölümüne gidiyorsunuz, çeşit çeşit Amerikan içkileri…

Kasaya yanaşıyorsunuz, özel cam dolaplarda envaı çeşit Amerikan sigaraları… (Sahi Türk tütünleri ne oldu? Örneğin bir zamanlar Samsun sigarası vardı, ne oldu o? Yoksa o da mı satıldı?)

Bilgisayarcıya gidiyorsunuz.

Tüm yazılımlar, yedek parçalar, virüs programları Amerikan!

Bir parça araştırınca, Amerika’ dan  taşıt araçları ve yedek parçaları, uçak ve uçak yedek parçaları, demir-çelik ürünleri, eczacılık ürünleri, pamuk, kimyasal ve plâstik ürünler, kabuklu ceviz, badem, ay çekirdeği, soya fasulyesi, soya yağı ithal edildiği anlaşılıyor.

Amerika’ ya boykot uygulayacağız!

Peki, şeker fabrikalarını neden kapattık? İthal edilen mısırdan nişasta bazlı şeker elde eden Amerikan firmaları neden halen çalışıyor?

İznik Gölü kıyısındaki bu firmanın tesisi, Bursa’ nın gelecekteki suyuna ipotek koymadı mı?

Bu yazıyı yazarken, haberlerde Fas’ tan ithal edilen şeker çuvalları gösteriliyordu.

Tekrar soralım, biz şeker fabrikalarını neden kapattık?

Özellikle 2’nci Dünya Savaşı’ ndan sonra, ABD’ nin Türkiye’ ye hibe görünümü altında, kullanılmış tank, top, silâh sattığı günleri hiç hatırlamak istemiyorum.

İncirlik Üssü halen faaliyette… Kürecik radarı da…

Türkiye’ de Amerikan ürünlerine boykot uygulayacağız ya, Türkiye’ deki ABD sermayeli şirketler hangileri diye merak ettim.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği verilerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Yabancı Sermayeli Üretici Firma sayısı 64.

Bu firmaların 24’ü %100 Amerikan Sermayeli, 19’ u ise %50’ nin üzerinde sermayeli şirketler.

Türkiye’ nin dört bir yanına dağılmış olan bu şirketler faaliyetlerine devam ediyorlar.

Şu son habere bakın:

Türk özel sektörünün yabancılarla ilişkisini yürüten Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, 22- 24 Ekim’ de ABD’ de yıllık konferans düzenleyecek. Toplantı için Başkan Trump’ un Washington’ daki oteli seçildi. Türkiye’ de dolar bozdurma kampanyaları düzenlenirken, yaklaşık 300 iş insanı Trump International Hotel’ e dolar dökecek. Bu işten kazançlı çıkan yine Trump olacak.”(Sözcü, 28 Ağustos 2018)

Toparlayalım.

Ulusal basından elde edilen verilere göre 2002 yılında ülkenin dış borcu 130 milyar dolar iken,  bu rakam 453 milyar dolara yükseldi. Üretim ekonomisi yerine tüketim ekonomisi tercih edildi. Hayvancılık ve tarım dibe vurdu. 

Sürdürülebilirliği sağlayacak ve ülkenin çekiciliğini artıracak programlar yapmak yerine, borçla şişirilen politikalar yüzünden ekonomide kırılganlık birikti.

Gelir düşerken hayat pahalılığı arttı. Enflasyon rekor üstüne rekor kırıyor. Vatandaşın alım gücü düştü, dolayısıyla yaşam koşulları ağırlaştı.

Oysa dışa bağımlı olmayan bir ekonomik sistem için tüketim değil, üretim esas olmalı; ithalat değil ihracat öne çıkmalıydı!

Kısacası (birlik ve beraberlik içinde) ekonomik ve siyasî yönden güçlü olmalıydık!

SON SÖZ: Türk Lirasının değer kazanması ancak üretimle sağlanır!

FARKINDA MISINIZ?

*Yemen’ de Suudi savaş uçaklarının bombardımanı sonucu otobüsle piknikten dönen 50 çocuk can verdi.

*Suudiler, Suriye’de PKK kontrolündeki bölgeye 100 milyon dolarlık yardımda bulundu.

*Özgür Suriye Ordusu mensupları, kendilerine Türk Lirası olarak verilen maaşları beğenmedi, maaşların Suriye Poundu olarak verilmesini istedi. (Biz, Suriye devlet ordusu ile çarpışan ÖSO mensuplarına neden maaş veriyoruz, anlamadım.)

*Türkiye’ nin kâğıt ihtiyacını karşılayan SEKA fabrikaları kapatılınca gazeteler, ithal kâğıda bağımlı hale geldi.

*Dünya Ekonomik Forumu’nun, “Eğitim Kalitesi 2018” raporuna göre Türkiye, kaliteli eğitim liginde 137 ülke arasında 99’uncu; ilköğretimdeki kaliteye göre ise 105’inci sırada yer aldı.

*Bir ilin Milli Eğitim Müdürü, açıkladı: ”Lise çağında okuma yazma güçlüğü çeken öğrenciler var!”

ATATÜRK Diyor ki:

“Türkiye’ nin ilk ve önde gelen fikri politik değildir, ekonomiktir. Biz tüketimde olduğu kadar üretimde de dünyanın bir parçası olmayı arzuluyoruz.”

“Siyasî, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferler ile taçlandırılmazlarsa elde edilen zaferler kalıcı olamaz, kısa zamanda söner. Bu nedenle, en kuvvetli ve parlak zaferlerimizin bile sağladığı ve daha da sağlayacağı faydalı sonuçlardan yararlanabilmek için ekonomimizin, ekonomik egemenliğimizin sağlanması, güçlendirilmesi ve genişletilmesi lâzımdır.”

NOT: Gelecek yazımdan itibaren Marmara Denizi’ nin nasıl ölü bir deniz haline gelmeye başladığını; dünyanın en kirli nehri kabul edilen Ergene Nehri’ nin Marmara’ ya deşarjı ile Kanal İstanbul’ un tamamlanması durumunda Marmara’ nın ölümünü nasıl hızlandıracağını; Üçüncü Köprü, bağlantı yolları ile Şile- Ağva istikametine giden Kuzey Marmara Otoyol Projesi’ nin kuzey ormanlarını nasıl ortadan kaldırdığını ve İstanbul’ un giderek nasıl yaşanmaz bir hale geleceğini incelemeye çalışacağım.

NOT: Türkiye’ deki ABD sermayeli şirketler hangileri diye merak edenlere, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği verilerine göre hazırlanmış aşağıdaki bağlantıyı tıklamalarını öneririm.

http://sanayi.tobb.org.tr/yabanci_sermaye_ulke2.php?ulke=1

http://www.karar.com/ekonomi-haberleri/amerikan-urunleri-mallari-neler-abd-menseli-urunler-listesi-2018-943463

Yorumlar (2) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle

Ahmet Akyol

12 Eylül 2018 09:29
YAZIYA EK: Devlet Malzeme Ofisi' nin (DMO) Hazine ve Maliye Bakanlığı' na dizüstü bilgisayar alımı için açtığı ihaleyi ABD merkezli HP markası ve Ekspa ortaklığı kazandı. (Sözcü, 11. 9. 2018)

Tural

10 Eylül 2018 09:48
“Asla biz yanlış yaptık", "Hatalı ekonomi politikaları uyguladık", denmiyor da, "Dış güçler ülkemizi hedef aldı.." deniyor. Oysa ABD Başkanı Trump, sadece Türkiye’ ye sataşmıyor ki…Çin ile de, AB ülkeleri ile de çatışıyor. Peki, Türk lirası değer kayıp ederken Avro neden kayıp etmiyor? Çin'in Yuan'ı neden tepetaklak olmuyor? Trupm ortaya çıkmasaydı, bu zamlar yine olacaktı!