Kıbrıs Barış Harekâtı

Kıbrıs Barış Harekâtı

20 Temmuz, yakın tarihimizin unutulmaz kahramanlık destanının yazıldığı, Kıbrıs Barış Harekâtı’ nın yıldönümüdür.

Bu büyük zaferi anmak ve o günleri unutmamak zorundayız.

Şimdi barış harekâtı öncesi gelişen olayları kısaca hatırlayalım.

Stratejik bakımından çok önemli bir konumda olan Kıbrıs, tarih boyunca çok el değiştirmiş, 1571’ de de Osmanlı hâkimiyetine girmişti.

Adayı bir eyalet olarak düzenleyen Osmanlılar halka geniş bir dinsel özgürlük tanıdılar.

Osmanlı Devleti, 1877- 78 Osmanlı- Rus Savaşı’ nı kaybedince, Sultan II. Abdülhamid, Kıbrıs’ ın yönetimini, barış koşullarının saptanacağı Berlin Kongresi’ nde, yapmayı vaat ettiği yardıma karşılık İngiltere’ ye bıraktı. Ama Kıbrıs üzerindeki haklarından vazgeçmedi.

Birinci Dünya Savaşı başlarında Osmanlı Devleti’ nin Almanya’ nın yanında savaşa girmesi üzerine İngiltere, Kıbrıs’ ta tümüyle söz sahibi oldu.

İkinci Dünya Savaşı’ ndan sonra İngiltere’ nin Kıbrıs’a bağımsızlık tanıma eğilimi, Kıbrıs’ ta yeni sorunlar yarattı. Kıbrıs Rumları’ nca Ada’ nın Yunanistan ile birleşmesini gerçekleştirmek amacıyla, giderek şiddetini artıran bir kampanya başlatıldı.

Rumların bu isteklerinde direnmeleri, Kıbrıs Adası’ nın kendileriyle Rumlar arasında paylaşılması gerektiğine inanan Türkler’in tepkisine yol açtı.

Bu arada İngiltere de adadaki askerî gücünü kaybetmek istemiyordu.

1955’ te bir grup Kıbrıslı Rum, Yunan ordusunda Albay olarak görev yapmış Grivas’ ın önderliğinde kısaca EOKA diye bilinen ve İngilizleri adadan çıkarmayı amaçlayan gizli bir örgüt kurdu. EOKA, İngiltere’yi, adanın Yunanistan ile birleşmesini ya da yaygın deyimiyle ENOSİS’ i ( birleşme) kabule zorlamak amacıyla İngiliz askerlerine saldırılar düzenledi.

Karışıklıklarla geçen bir dönemden sonra Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ile Kıbrıs’ ın Türk ve Rum toplumlarının önderlerinin katıldığı görüşmeler 1959’ da Zürich ve Londra antlaşmalarıyla sonuçlandı. Bu antlaşmalarla bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’ nin kurulması onaylandı. Kıbrıs’ ın bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve anayasal düzeni Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ nin garantisi altına alındı.

1960’ ta cumhurbaşkanlığına Rum toplumu lideri Başpiskopos Makarios, cumhurbaşkanlığı yardımcılığına da Türk toplumu lideri Dr. Fazıl KÜÇÜK seçildi.

Ne var ki, Rumların Türk toplumunun haklarını tanımak istememesi ve ENOSİS yanlılarının etkinlikleri yüzünden sorunlar sürüp gitti.

Kasım 1963’ te Makarios, anayasayı değiştirmek istediğini açıkladı ama Türkiye ile Kıbrıslı Türkler buna karşı çıktılar.

Bir süre sonra Türklere karşı saldırılar başladı. Aralık 1963’ te üç gün içinde 24 Türk öldürüldü.

Mart 1964’ te adaya gönderilen Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ nün varlığı da Türkler’e karşı yapılan saldırıları engelleyemedi.

Artan saldırılar karşısında Türkiye’ nin Şubat 1964’ te adaya müdahale girişimini, ABD engelledi.

Rum saldırıları, ancak Türk uçaklarının 8-9 Ağustos 1964’ te adadaki Rum hedeflerini bombalaması üzerine bir süre için durdu.

1967’ de Yunanistan’ a “Albaylar Cuntası” adı verilen ve askerlerden oluşan yönetimin iktidara gelmesiyle Kıbrıs sorunu yeni bir boyut kazandı. Grivas’ ın yönetimindeki EOKA, cuntanın da desteğiyle Türkler’ e karşı eylemlerini yoğunlaştırdı.

Türk donanmasının Akdeniz’ e açılması ve ada üzerindeki uyarı uçuşları Rumlar’ı gerilemek ve saldırılarını ertelemek zorunda bıraktı.

1967 olaylarından sonra Yunanistan’a çağrılan Grivas, 1971’ de yeniden adaya döndü. Olaylar bu kez ENOSİS’ i zamansız bulan Makarios yanlılarını da hedef alarak yeniden hız kazandı.

Sonunda Yunanlı subayların yönettiği Rum Ulusal Muhafız Gücü, 15 Temmuz 1974’ te bir darbe yaparak Makaios’ u görevden uzaklaştırdı.

Makarios adadan kaçmak zorunda kalırken, darbeciler EOKA önderlerinden Nikos Sampson’ u devlet başkanı ilân ettiler.

Türkler’ e karşı saldırılar yeniden başladı.

Bu durum karşısında Türkiye, adadaki soydaşlarının can güvenliğini sağlamak ve ENOSİS tehlikesini önlemek için adaya asker çıkardı.

Kıbrıs Barış Harekâtı adı verilen bu çıkarmanın 20- 22 Temmuz 1974 arasındaki ilk evresinde Türk birlikleri Girne ve çevresini denetim altına aldı.

Türkiye’ nin Kıbrıs’ ta askerî harekâta girişmesi, Yunanistan’ da yönetimi elinde tutan cuntanın devrilmesine ve Konstantin Karamanlis başkanlığında sivil bir hükümetin kurulmasına yol açtı.

Kıbrıs’ ta da iktidardan uzaklaştırılan Simpson’un yerini Meclis Başkanı Glafkos Klerides aldı.

Öte yandan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin görüşmeler de başladı. Ama üç ülkenin dışişleri bakanlarının İsviçre’ nin Cenevre kentinde 25- 30 Temmuz ve 8-13 Ağustos tarihleri arasında yaptıkları görüşmelerde sorunu çözüme götürecek bir sonuç alınamadı.

Bunun üzerine Türkiye, harekâtın ikinci evresini başlattı. Önceden belirlenen Magosa, Lefkoşe, Lefke hattına kadar Kuzey Kıbrıs, Türk birliklerinin denetimi altına alındı.

Aralık 1974’ te Makarios Kıbrıs’a döndü; fiilen ikiye bölünen adanın yalnızca güney kesiminde söz sahibi olabildi.

Türk ve Rum toplumları arasındaki görüşmelerde bir ilerleme sağlanamaması üzerine Kıbrıs Türkleri, adanın kuzey kesiminde Kıbrıs Türk Federe Devleti’ ni kurduklarını açıkladılar.

Kıbrıs Türk toplumunun önderi Rauf DENKTAŞ federe devletin başına getirildi.

İki kesim arasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kurt Waldheim’ ın gözetiminde, 1975’ te Viyana’ da yapılan görüşmeler sonunda taraflar arasında nüfus değişimi kabul edildi.

Ağustos 1975’ te ölen Makarios’ un yerini Spiros Kipriyanu aldı.

Toplumlararası görüşmelerde Rum kesiminin iki bölgeli federasyon ilkesine karşı çıkması üzerine Türk toplumu kendi kaderini belirleme kararı aldı.

15 Temmuz 1873’ te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilân edildi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sadece Türkiye tarafından tanındı.

Birleşmiş Milletler, Kıbrıs Cumhuriyeti’ ni tanımakta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ ni tanımamaktadır.

Adanın bölünmesini önlemek ve kalıcı bir çözüme ulaşmak için toplumlar arasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ nin gözetiminde sürdürülen görüşmeler henüz bir çözüme ulaşamamıştır.

***

NOT: Kıbrıs Barış Harekâtı, genelde hep karacı gözüyle anlatılır. Bir değişiklik yapalım ve bu muharebeye bir de denizci gözüyle bakalım; Emekli Tümamiral Cem GÜRDENİZ anlatıyor:

“Kıbrıs- Mersin arasında İngilizlerin Kıbrıs’ taki üssü Agratur’ dan kalkan bir İngiliz deniz karakol uçağı ile bir Sovyet istihbarat gemisi harekâtı izliyordu.

Bu sırada Akdeniz’ de ayrıca ABD’ ye ait 6. Filo, SSCB’ ye ait SOVMEDRON ve bir İngiliz deniz grubu bulunmaktaydı.

Amfibi güç ve onu koruyan suüstü birliği 19 Temmuz 1974 saat 11 30’ da Mersin’ den ileri harekete geçti.

19 Temmuz 1974 akşamı amfibi gücün sancak gemisi olan TCG Ertuğrul tank çıkarma gemisinin köprüüstündeki suüstü radar ekranında 100’ ün üzerinde temas çıkıyordu. Bunun 50 kadarı Türk Deniz Kuvvetleri’ ne, diğerleri Doğu Akdeniz’ de varlık gösteren başka güçlere aitti.

20 Temmuz 1974 günü 03 00’ te SAT birliğine “Konvoydan ayrılarak plajı temizleme harekâtı icra ediniz” emri verildi.

Saat 04 40’ da genel alârm ilân edildi, saat 04 49’ da Hava Kuvvetlerimiz tarafından ilk keşif sortisine başlandı. Aynı saatlerde Başbakan Bülent ECEVİT’ in direktifleri paralelinde birliklere, “Sahilden ateş açılmadıkça, ateş açılmaması” emri verildi.

20 Temmuz 1974 sabahı saat 05 00’ te gün doğarken, SAT ve SAS harekâtı tamamlanmış, bu esnada Kıbrıs Bayrak Radyosu’ndan Rauf DENKTAŞ’ ın Türkçe, Rumca ve İngilizce dillerinde çıkarmanın başladığı mesajı yayımlanmıştı.

20 Temmuz sabahı saat 06 10’ da, Başbakan ECEVİT’ in “Kıbrıs’ a çıkarma yapılmıştır” haberi radyodan verildi.

Sahilden ateş açan bir batarya, sahile yaklaşarak ateş desteği sağlayan muhriplerden TCG M. F. Çakmak’ ın ana batarya top ateşi ile imha edildi. Böylece Cumhuriyet Donanması kuruluşundan itibaren ilk kez ateş gücünü bir savaşta kullanmış oluyordu.

Uçaklarımız ve muhriplerimiz tarafından, sabah Girne limanından çıkış yapan iki Rum hücumbotundan biri batırılmış, diğeri hareketten sakıt bırakılmış, diğer sahil hedefleri ise İleri Hava Kontrolü’ nün yönlendirmesiyle uçaklarımız tarafından etkisiz hale getirilmiştir.

Saat 07 30’ da dünya tarihinde ilk kez 70 adet helikopterin icra ettiği uçar birlik harekâtı ile Girne’ ye (Pınarbaşı) indirme yapıldı. Bu harekât esnasında sadece bir er yaralandı.

20 Temmuz 1974 günü saat08 30’ da Doğu Akdeniz tehlikeli ve yasak bölge ilân edilmiştir. Çıkarma esnasında gemi- kıyı faaliyetleri iptal edilerek ilk kez seyir halinde iken Amfibi Deniz Piyade Alayı, çıkarma araçlarına bindirilmiş (LİMBO Harekâtı) ve böylece iki saatlik bir zaman kazanılmıştı. Seyir esnasında yapılan LİMBO Harekâtı daha sonra ABD dâhil pek çok ülkenin askeri akademilerinde örnek olarak anlatılmıştır.

Yoğun hava desteği ve top atışı altında, SAT birliğini taşıyan Jandarma botu rehberliğinde, bir LCM ve 8 LCVP’ den ilk dalga 20 Temmuz 1974 günü saat 08 25’te kıyıya kapak attı.

Sahile çıkan Deniz Piyade Alayı, kısa bir süre sonra, düşmanın Girne’ den, kıyı başına doğru başlattığı ve içinde tankların da bulunduğu bir karşı taarruza maruz kaldı.

Saat 10 00’ da ikinci dalga olan 50. Piyade Alayı Muharebe Grubu,

Saat 12 00’ de üçüncü dalga olan Amfibi Alay Destek Birlikleri ve Karargâhı yaş kapak atarak sahile çıkarılmıştır.

Beş dalga olarak plânlanan kıyıya hücum safhası saat 13 30’ da tamamlanmış ve kıyı başı tutulmuştu.”(KAYNAK: E. Tümamiral Cem GÜRDENİZ, Hedefteki Donanma, 2. Basım, Kırmızı Kedi Yayını, İstanbul, 2013)

***

Türkiye Cumhuriyeti’ nin kuruluşu, bekası ve ülke menfaatleri uğruna hayatlarını kaybeden tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.

Ahmet AKYOL, Yalova, 20 Temmuz 2017

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle