İkinci İnönü Zaferi

İkinci İnönü Zaferi

İKİNCİ İNÖNÜ MUHAREBESİ (23-31 Mart 1921)         

MUHAREBENİN SEBEPLERİ:

Birinci İnönü Muharebesi’ nden sonra toplanan Londra Konferansı olumlu bir sonuca ulaşamadan dağılınca, özellikle İngilizler Konferans’ta önerilen barış projesinin Türkler tarafından kabulü için Yunanlıları yeni bir saldırıya kışkırtmaya başladılar.

Aslında Yunanlılar, 1’inci İnönü Muharebesi’nde uğradıkları başarısızlığı, kendi istekleri ile geri çekildikleri biçiminde göstermekle birlikte, gerek itibarlarını korumak, gerekse Sevr Barışı ile kazandıkları nimetlerden yararlanabilmek için yeni bir saldırıya geçmeyi düşünüyorlardı.

Yunanlılar ayrıca zamanın, yeni kurulmakta olan Türk Ordusu yararına olduğunu biliyorlardı. Bu nedenle saldırıda acele ediyorlardı. Bu da hazırlıklarının tamamlanmamasına sebep olmuştur.

Muharebe genel olarak İnönü Mevzii ile Afyon bölgesinde cereyan etmiştir.

 MUHAREBEYE KATILAN KUVVETLER:

  1. Yunan birliklerinin muharebe başındaki konuşu şöyleydi:

Kocaeli bölgesinde 11’inci Tümen,

Bursa bölgesinde 3’üncü Kolordu (3,7, 10’uncu Tümenler ile Süvari Tugayı),

Güneyde (Uşak, Alaşehir, Manisa dolaylarında) 1’inci ve 2’nci Kolordular (2, 13, 1 ve 5’inci Tümenler).

Bu kuvvetlerin toplam gücü ise geri hizmet birlikleriyle beraber 41 772 tüfek, 720 ağır makineli tüfek, 220 top ve 3 100 kılıçtan ibaretti.

Özetle Yunanlılar, Birinci İnönü Muharebesi’nde olduğu gibi, yine birbirlerinden 200 km. ayrılmış iki grup halinde toplanmışlardı.

Birinci Grup Bursa- İzmit bölgesinden Eskişehir’e,

İkinci Grup Salihli- Uşak bölgesinden Afyon’a taarruz edecekti.

  1. Türkler ise, Batı Cephe Komutanlığı bölgesinde (İnönü Mevzii) 4 Piyade, bir Süvari Tümeni;

Güney Cephesi Komutanlığı bölgesinde (Afyon ) 5 Piyade, bir Süvari Tümeni;

Kocaeli bölgesinde bir Tümen ile bu muharebeye katılmışlardır.

Bu birliklerin genel mevcudu 34 175 tüfek, 235 ağır makineli tüfek, 104 top ve 3 500 kılıç idi.

Buna göre Yunan ordusu 7375 tüfek, 485 ağır makineli tüfek, 116 top kadar önemli bir silâh üstünlüğüne sahipti. Ayrıca her zaman olduğu gibi elimizde çok az cephane vardı. Türkler sadece 400 kılıç üstündü ki, bu kesin sonuç üzerinde bir etki yaratmazdı.

Sonuç olarak Türk ordusu, kuruluşunu tam olarak tamamlayamamış, donatımı da oldukça eksikti.

MUHAREBENİN OLUŞU:

 Yunanlılar hazırladıkları plâna göre, 1’inci ve 3’üncü Kolorduları ile koordineli biçimde Eskişehir genel yönünde ilerleyeceklerdi. Bunlardan 3’üncü Kolordu Bursa bölgesinden, İnegöl- Eskişehir yönünde cepheden saldıracaktı.

1’inci Kolordu da Kütahya yolu ile Türk kuvvetlerinin yan ve gerilerine saldıracaktı.

Yunanlılar bu plânı nedense uygulamadılar ve 1’inci Kolordularına Afyon- Konya yönünde ilerleme emri verdiler.

23 Mart 1921 sabahı Yunanlılar, Bursa ve Uşak bölgelerinden sözü geçen iki Kolorduları ile ilerlemeye başladılar. 24 Mart’ta güneyde Dumlupınar mevziimizi ele geçirdiler.

Batı Cephesi’nde Bursa’dan Bilecik- Pazaryeri yönüne ilerleyen 3’üncü Kolordu 27 Mart’ta İnönü Mevzii ile temasa gelerek taarruza geçti.

Yunanlılar bu taarruzu önce sağ kanattan geliştirmek istediler. Metris Tepe ve Kanlı Sırtı ele geçirdiler. Türk gece taarruzları sonuç vermedi. Muharebeler süngü süngüye yapılıyordu.

Mustafa Kemal Paşa, bir Tabura bile muhtaç olan Batı Cephesi’ne Büyük Millet Meclisi Muhafız Taburu’ nu ( 900 asker) aceleyle ve trenle yetiştirdi. Hatta Meclis Süvari Bölükleri de cepheye gönderildi.

Bu sırada mevziin merkez ve sol kanadında bazı gerilemeler oldu. Ancak Türk askerinin büyük fedakârlığı ile mevziler bırakılmadı; üç gün süren bu inatçı direniş sonunda Yunan taarruzları püskürtüldü.

30 Mart 1921 günü Yunanlılar tekrar saldırıya geçtiler. Kanlı muharebeler oldu. Türk sağ kanadı karşı hücumlarla bu yeni saldırıyı da geri attı. Bu sırada Ankara’dan yetiştirilen kuvvetlerle sarsılmış bulunan sol kanat güçlendirildi. Yunanlıların bu yönden yapılan bir karşı taarruzla saldırı güçleri iyice kırıldı.

Yaptıkları iki büyük saldırının da püskürtülmesi üzerine,  Yunan kuvvetleri 31 Mart 1 Nisan gecesi ve 1 Nisan sabahı çıkış mevzilerine çekilmeye başladılar.

Böylece 27 Mart’ta Gündüzbey’ de başlayan İkinci İnönü Muharebesi, düşmanın çok sayıda kayıp vererek yenilgiye uğramasıyla sona erdi.

Çekilen düşman çıkış mevzilerine kadar süvarilerle izlendi ve bu yolla da ona kayıplar verdirildi.

 İnönü mevzilerinde çarpışmalar sürerken 1’inci Yunan Kolordusu da  Uşak- Afyon yönünde ilerliyordu.

 Bunun karşısında bulunan Güney Cephesi Komutanlığı birlikleri ( 23, 8, 57, 41’inci Tümenlerle 1 ve 2’nci Süvari Tümenleri ile Süvari Tugayı) çetin çarpışmalar yaparak plânlı bir biçimde bir bölümü ile Afyon, diğer bölümü ile Altıntaş yönüne doğru çekildiler.

28 Mart 1921’de Afyon Yunanlılar tarafından işgal edildi.

Yunanlılar bu cephede bu başarı ile yetinmeyerek daha da doğuya ilerlediler. 3 Nisan’ a kadar Bolvadin- Çay çizgisine geldiler.

Ancak 3’üncü Kolordu’nun İnönü’de yaptığı muharebeyi kaybettiğini ve geri çekildiğini öğrenen Yunan 1’inci Kolordusu Komutanı, kendi girişimiyle Afyon’un batısına çekilmeye karar vererek, bu plânını hızla uygulamaya koyuldu.

Batı Cephesi’nde muharebeyi kazanan İsmet Paşa, bu zaferi TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa’ ya şöyle müjdeliyordu:

“Gündüzbey kuzeyinde sabahtan beri direnen ve artçı olduğu sanılan bir düşman müfrezesi, Sağ kanat Grubumuzun taarruzu ile düzensiz bir biçimde çekiliyor. Yakından izleniyor. Hamidiye yönünde temas ve etkinlik yok. Bozöyük yanıyor. Düşman binlerce ölü ile doldurduğu muharebe alanını silâhlarımıza bırakmıştır.”

TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa, 1 Nisan 1921 günü, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’ ya gönderdiği telgrafta şunları diyordu:

“ Bütün dünya tarihinde sizin İnönü Meydan Muharebeleri’ nde yüklendiğiniz görev kadar ağır bir görevi üzerine almış komutanlar pek azdır. Ulusumuzun bağımsızlığı ve varlığı, dâhice yönetiminiz altında şerefle görevlerini yapan komutan ve silâh arkadaşlarınızın duyarlığına, yurtseverliğine büyük güvenle dayanıyordu. Siz orada yalnız düşmanı değil, ulusun ters alınyazısını da yendiniz. İstila altındaki bahtsız topraklarımızla birlikte bütün yurt, bugün sonuna dek zaferinizi kutluyor.”

 MUHAREBENİN SONUÇLARI:

 Böylece Batı Cephesi’nde yapılan muharebenin kazanılması, 1’inci İnönü’nden sonra doğan moral gücümüzü iyice yükseltti.

 Kazanılan zaferle yeni devletin gücü iyice arttı. TBMM Hükümeti varlığını bütün Avrupa devletlerine, resmen olmasa da kabul ettirdi; içte ve dışta nüfuz ve saygınlığı yükseldi.

Avrupa ülkelerinde, İngiliz ve Yunan politikasına karşı güvensizlik ve muhalefet başladı.

Bu durum karşısında, Fransızlar Zonguldak’tan, İtalyanlar Güney Anadolu’dan çekilmeyi tercih ettiler.

Birinci İnönü Zaferi ile alınan olumlu sonuçlar daha da çoğalarak herkese güven aşılamaya devam etti. Ordu mensuplarında, her bakımdan kendilerine güven arttı.

Yunanlılar, 2’nci İnönü Muharebesi’nde, muharebe alanındaki bıraktıkları ölüler için değil, zayıf Türk ordusu önünde ikinci kez kırılan gururları için deliye döndüler; çekildikleri her yeri bu hırs ve kinle yakıp yıktılar.

Şehitlerimizin ve gazilerimizin bizlere emaneti olan cumhuriyetimizi, daha da yüceltmek her birimize düşen en önemli görevdir.

Bu vesile ile başta Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve Batı Cephesi Komutanı İsmet İNÖNÜ olmak üzere aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi minnet ve rahmetle anıyorum.

Ahmet AKYOL, YALOVA, 31 Mart 2018

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle