“Her 5 Kişiden Biri Koah Hastası”

“Her 5 Kişiden Biri Koah Hastası”

Yalova Sağlık İl Müdür Vekili Dr. Yıldırım Temir KOAH Haftası dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Temir, “Toplumumuzda 40 yaş üstü her 5 kişiden birinde KOAH vardır” dedi.

KOAH’ın toplumda yaygın olarak rastlanan bir solunum hastalığı olduğuna vurgu yapan Yalova Sağlık İl Müdür Vekili Dr. Yıldırım Temir KOAH Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. KOAH ve nefes darlığının halk arasında karıştırıldığına da dikkat çeken Temir, “Kronik (müzmin) Obstrüktif (tıkayıcı) Akciğer Hastalığının kısaltılmış ismi olan KOAH, zararlı toz, gaz ve parçacıkların solunması sonucu hava yollarında ve akciğerlerde gelişen mikrobik olmayan iltihabın neden olduğu, hava yollarının daralması ve tıkanması ile sonuçlanan genellikle ilerleyici özellikte bir hastalıktır” dedi.

Bu hastalık ne sıklıkta görülür ? 
KOAH’ın hangi sıklıkla görüldüğüne de değinen Temir, “KOAH, tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olmasına karşın, kamuoyu tarafından yeterince bilinmemektedir. Toplumumuzda 40 yaş üstü her 5 kişiden birinde KOAH vardır. Oysa 10 KOAH hastasının sadece biri doktora başvurmuş ve doğru tanı alabilmiştir.  Günümüzde tüm dünyada 3. ölüm nedeni haline gelen KOAH, tüm ölümlerin de  %5.5’ inden sorumludur.  Türkiye’de solunum sistemi hastalıkları en sık görülen 3. Ölüm nedenidir ve bu ölümlerin  %61.5’i KOAH nedeniyledir. Toplumun KOAH konusunda yeterli bilgiye sahip olmaması, hastalığın erken tanısını ve etkin tedavisini güçleştirmektedir” diye konuştu.    

KOAH neden olur ? Kimlerde Görülür ? 
KOAH’ın sigara kullananlarda daha fazla görüldüğüne vurgu yapan Yalova Sağlık İl Müdür Vekili Dr. Yıldırım Temir, “KOAH gelişimi için tüm dünyada en yaygın görülen risk faktörü sigara dumanıdır. Sigara içenler, içmeyenlere göre, daha fazla solunumsal şikayetlere, daha fazla solunum fonksiyon kaybına ve daha yüksek KOAH ölüm oranlarına sahiptirler. Diğer tip tütün kullanımı (pipo,  puro, nargile vb.) ve çevresel tütün dumanı da KOAH gelişimine katkıda bulunmaktadır. KOAH gelişiminde genetik risk faktörlerinin rolü henüz çok iyi aydınlatılamamış olmasına rağmen,  sağlıkta eşitsizlik, özellikle biyomas (odun, tezek, kök benzeri yakıt)  kullanımına ikincil iç ortam hava kirliliği ve tozlu‐dumanlı işyerlerinde çalışmanın en önemli çevresel risk faktörleri olduğu bilinmektedir. Son yıllarda önemi giderek vurgulanmaya başlayan fiziksel aktivitede azalma, hareketsizlik de artık bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir. KOAH’da en sık görülen yakınmalar nefes darlığı, öksürük ve balgamçıkarmadır. Sigara içenkişiler öksürük ve balgamı kanıksarlar ve bu nedenle doktora başvurmazlar. Nefes darlığı nedeniyle fizik aktivitede azalma ortaya çıkar. Eforda nefes darlığı çeken kişi, yol yürümek istemez, günlük işlerini azaltır, markete gitmeye çekinir ve zamanla evden çıkmamayı tercih eder hale gelir. Bu şekilde giderek artan fiziksel aktivite azalması, hastanın yaşam kalitesini bozarak hastalığın ilerlemesine neden olur, sakatlık ve ölüme yol açar.     

KOAH tanısı nasıl konur ? 

KOAH'ın tanısı, basit ve ağrısız bir test olan “nefes ölçüm testi” ile kolayca konabilmektedir. KOAH’ın erken tanısı, hastalığa bağlı sakatlık ve ölüm oranlarını azaltacaktır. Bu nedenle, 40 yaş üstü, sigara içmiş ya da içmekte olan ve/veya meslek icabı ya da çevresel ortam gereği tozlu ortamlarda bulunan kişilerde müzmin seyirli öksürük,  balgam ve nefes darlığı yakınmalarından en az birinin bulunması halinde kişinin bir göğüs hastalıkları hekimi tarafından görülüp ”nefes ölçüm testini” yaptırması gerekir” dedi.  

“KOAH’ın tedavisi mümkün bir hastalıktır”
KOAH’ın tedavi edilebildiğine dikkat çeken Temir, “KOAH ilerleyici bir hastalık olmasına karşı önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır.  KOAH’lı bir hastanın yapması gereken ilk iş sigarayı bırakmak amacıyla hekime başvurmasıdır.  Sigara bağımlılığı tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bunun dışında, diğer zararlı toz ve dumandan uzak durulması, grip ve zatürre aşılarının yapılması ve nefes yoluyla alınan ilaç tedavisinin yanı sıra fiziksel aktivitenin önerilmesi ve uygulanmasının sağlanması; hem hastalık gelişimi, hem hastalığın ilerlemesi ve kötü sonuçlarının önlenmesinde önemli bir adımdır.  Yeterli bir fiziksel aktivite için ağır egzersizlere gerek yoktur, haftanın çoğu günleri yapılan orta yoğunluktaki fiziksel aktivite yeterlidir” diye konuştu.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle